Peygamber ve Ehlibeyt’in Siyresinde İbadet Eğitimi
Dr. Muhammed Davudi
Giriş
Önceki kısımda Peygamber’in (s.a.a) ve Ehl-i Beyt’in (a.s) siyerinde inanç eğitiminden bahsettik. İnanç eğitiminin semeresi Allah’a, Resulullah’a, Onun haleflerine ve meada imandır. Ancak kitabın mukaddimesinde de söylediğimiz gibi inanç ve iman sadece dinin bir parçasıdır. Bunun için dinî eğitimde sadece bununla yetinemeyiz.
İslami metinlere bakıldığında iman goncasının gelişen, meyve veren mübarek bir gonca olduğu, müminin ve İslami toplumun da bu meyveden yararlandığı görülmektedir. Rivayetlere göre imanın semeresi salih ameldir:
“İman, insanı iyi işlere yönlendirir.”
Birçok rivayette imanın amel ile birlikte olması gerektiği, amelsiz imanın anlamının olmadığı konusuna değinilmiştir:
“İman, iddia etmekle ve istemekle değildir. İman kalpte halis bulunan, amel ve davranışla da tasdiklenen bir şeydir.”
İnsanın davranışında ve sözünde tesir bırakmayan ve salih ameli işlemesini sağlamayan iman ya tesir edemeyecek kadar zayıftır ya da ortada bir iman yoktur.
Bu sebeple Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Amelsiz iman kabul edilmez.”
İmansız amel de kabul edilmemektedir. İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor:
“Eğer iman sadece sözle olsaydı (Allah) namazı, orucu, helali ve haramı kararlaştırmazdı.”
İmam Sadık (a.s) da bu konuda şöyle buyuruyor:
“İmanın sadece sözle olduğunu, amelin etkisi olmadığını söyleyen kimse mel’undur.”
Rivayetlerden anlaşılana göre gerçek iman kendiliğinden kişinin davranışlarına tesir etmekte ve onu iyi amele yönlendirmektedir. Ancak bu irtibat tek taraflı değildir. İman salih ameli peşinden getirmekte, salih amel de imanı gerektirmekte ve takviye etmektedir. Emiru’l-Muminin (a.s) şöyle buyuruyor:
“İman, salih amele yönlendirir ve salih amel imana.”
Allah da Kuran-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
“Kendilerine Onun ayetleri okunduğunda bu onların imanlarını artırır.”
Yani iman salih ameli gerektir, salih amel de imanın semeresidir ve aynı zamanda salih amel imanı gerektirmekte ve takviye etmektedir.
Şimdi “salih amel”den kastın ne olduğunu görelim. Rivayetlere bakıldığında salih amelden kastın Allah’ın emirlerine uymak olduğu görülmektedir. İmam Sadık’ın (a.s) bir rivayetinde şöyle geçmektedir:
“Kim Allah’ın emirlerine uyarsa mümindir.”
İmam Hasan Askerî’ye (a.s) nispet edilen tefsirde de salih amel, vaciplerin yerine getirilmesi ve haramlardan uzak durmak olarak tefsir edilmiştir.
Allah’ın emirlerine uymak, vacipleri yapmak ve haramları bırakmak, nitekim daha sonra ayrıntılı olarak işleyeceğiz, Allah’a kulluk ve ibadetten başka bir şey değildir; elbette amelen kulluk ve ibadet. Dinî eğitimde de beğenilen, amel babında kişinin Allah’a kulluğa layık şekilde davranmasıdır.
Söylediklerimizle şunlar ortaya çıktı: 1- İman ağacının semeresi salih ameldir ve meyvesi salih amel olmayan imanın bir değeri yoktur. 2- İman ve salih amelin irtibatı iki taraflıdır. Salih amel imanın semeresi ve neticesidir, iman da salih amelle gelişir ve kuvvetlenir. 3- Salih amel, Allah’ın emirlerine itaattir, Allah’ın emirlerine itaat de Ona ibadettir.
Buna göre ibadet eğitiminin incelenmesinin birkaç açıdan zaruri olduğunu söyleyebiliriz:
1- İbadetler İslam dininin bir bölümüdür ve ibadet eğitimi olmadan dinî eğitim eksik kalacaktır.
2- İbadetler imanı geliştirir ve kuvvetlendirir. Başka bir deyişle iman ve inançların tamamlayıcısıdırlar. Bu sebeple ibadet eğitimi gerçekte inanç eğitiminin devamı ve tamamlayıcısıdır.
3- İnanç eğitiminin ibadete ve ibadet eğitimine teveccüh edilmediğinde bir değeri yoktur, aynı meyve ağacının meyve vermediğinde bir değerinin olmadığı gibi.
Şimdi ortaya çıkan soru şudur: İbadet nedir?
İbadetin tanımı
İbadet, “abede”den türemiştir ve mütevazı itaat anlamındadır. Her tür itaat ve takip ibadet değildir, sadece tevazu ve teslimiyetle birlikte olan itaat ve takip ibadettir. Bu esasa göre Allah’ın emirlerine tevazu ve teslimiyetle itaat etmek ve uymak niyetiyle yapılan her şey ibadettir. Eğer bir kimse ilahi rızayı elde etmek ve Onun emirlerini yerine getirmek için ilim tahsiliyle uğraşırsa, yemek yerse, yolculuk ederse veya başka herhangi bir şeyi yaparsa bunların hepsi ibadettir. Zira Allah’a itaat ve uyma sayılırlar.
İbadet başka bir anlamda da kullanılmaktadır. Bu anlamıyla ibadet, Allah’a itaat ve uyma kastıyla yapılan her tür işi kapsamamaktadır. Sadece kendi başına kulluğu anlatan işleri kapsamaktadır. Başka bir deyişle, ikinci anlamda ibadet sayılan işler, insanın Allah’ın kulu olması açısından yaptığı işlerdir. Gerçekte bu fiiller, “kulluğun izharı ve Allah karşısında tevazu ve teslimiyetin doruğunda, Allah’a yakınlaşma kastıyla yapılanlardır.”
Bu şekilde ibadet, amellerden ve davranışlardan oluşan geniş bir alanı kapsamaktadır. Yeme ve içmeden tutun; namaz, dua ve zikire kadar bu amellerden her biri Allah’a itaat kastıyla yapılırlarsa ibadettirler. Bu yüzden rivayetlerde şöyle geçer:
“Müminin uykusu ibadettir.”