“Peygamberin kadınlarının, babalarına, oğullarına, erkek kardeşlerine, erkek kardeşlerinin oğullarına, kız kardeşlerinin oğullarına, inanan kadınlara ve sahip oldukları kölelere ve cariyelere görünmelerinde bir vebal yok ve çekinin Allah'tan; şüphe yok ki Allah her şeye tanıktır.” (Ahzap/55)
Bu ayet incelendiğinde adı geçen ilk beş gurubun “birinci derece mahremler” olduğu görülmektedir. Bununla beraber Peygamber’in hanımları için olan hicap hükmü, onları birinci derece mahremlerin gözünden uzak tutmak amacıyla verilmemişti. Diğer bir deyişle Allah resulünün eşleri, daha önceden mahrem akrabalarıyla perde arkasından konuşmakla yükümlü olmadıkları gibi, Peygamber’le evlendikten sonra da perde olmadan mahrem akrabalarıyla konuşabilirler.
Üçüncü aşama: Ahzap suresi 59. ayetin nazil olması
“Ey Peygamber, eşlerine ve kızlarına ve inananların kadınlarına söyle; dışarı çıkacakları vakit dışarıya mahsus elbiselerini giysinler; bu, onların tanınıp incinmemelerini daha iyi sağlar ve Allah, suçları örter, rahimdir.” (Ahzap/59)
Buraya kadar Peygamber eşlerinin kendilerini perde arkasında korumaları gerektiği, sadece mahrem akrabalarıyla, mümin kadınlarla ve kölelerle perde olmadan yüz yüze gelebilecekleri anlaşıldı. Bir taraftan da bu vazife, Peygamber’in hanımlarını içine alan özel bir şerefti. Şüphesiz hicabın şerefli ve bir hak olması yönü, bir yükümlülük olması yönünden daha fazlaydı. Bu yüzden hicap hükmünün ilan edilmesinin ardından bu emre uyanların cennetle müjdelenmesi ve uymayanların cehennem azabıyla korkutulması konu edilmedi. Aksine aklın ve örfün beğeneceği bir sebep sunuldu: “Bu, onların tanınıp incinmemelerini daha iyi sağlar.” Şerefli ve bir hak olması yönü daha ön planda olduğu için de Medineli kadınlar, azamet ve haşmetlerinin ön plana çıkması için, Peygamber siyah çarşaf giymelerini buyurmadığı halde siyah çarşaf giydiler. Elbette Arabistan yarımadası gibi ülkelerde, güneş ışığını kendine çekmesi sebebiyle siyah giysi giymek pek uygun değildir. Bununla beraber bu tür giysi giymeye getirilebilecek tek açıklama, azametli ve haşmetli olmak ve bu haktan tamamen faydalanabilmek için bu seçimin yapıldığıdır.
Burada, ayette geçen asıl kelime olan “cilbab” kelimesi açıklanmalıdır. Cilbab için lügat ve tefsir kitaplarında çeşitli manalar ve örnekler zikredilmiştir. Ruhu’l-Meanî’de cilbab için birkaç mana zikredilmiştir: 1. Yukardan aşağıya kadar örten şey; çarşaf gibi. 2. Örtü. 3. Aba. 4. Kadınların, elbiselerinin üzerine giydiği bütün elbiseler; pardesü vb. 5. Kendisiyle örtünülen her şey; aba veya başka bir şey. 6. Başörtüsünden daha büyük, cüppeden daha küçük giysi.
Öyleyse cilbab kelimesi çarşaf ve benzerleri anlamındadır, başörtüsü anlamında değil. Burada çarşafın normalde önünün kapalı olmadığı noktasına dikkat edilmelidir. Bununla beraber çarşaf giymek, başın ön tarafının, yüzün ve kulakların açık ve görünür olmasıyla çelişmemektedir. Buradan, bu ayetin hicabı ve hicabın sınırlarını yenilemek amacında olmadığı anlaşılıyor. Amaç, örtüyü özgür ve iffetli kadınların bir sembolü kılmak ve bunu bir ayrıcalık olarak sunarak hanımların şevkle hicabı kabul etmelerini sağlamaktır. Belki de bu tür bir sembolle iffetli kadınların iffetsizlerden veya özgürlerin kölelerden ayrılmasını kadınların kendisi istemiştir. Çünkü reziller ve haydutlar tarafından rahatsız ediliyorlar, bu sebeple de zamanlı zamansız Peygamber’e şikâyette bulunarak bir çare arıyorlardı. Bu yüzden Allah bu hal yolunu onlara sunmuştur.
Dördüncü aşama: Nur suresinin 30-31. ayetlerinin nüzulü
“İnanan kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar ve açığa çıkanlardan, görünenlerden başka ziynetlerini göstermesinler ve örtülerini, göğüslerini örtecek bir tarzda omuzlarından aşağıya doğru salsınlar; kocalarından yahut babalarından, yahut kocalarının babasından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut Müslüman kadınlardan, yahut kendi malları olan kölelerden, yahut erkeklikten kesilmiş veya kudreti olmayan erkek hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların gizli hallerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başka erkeklere ziynetlerini göstermesinler; gizledikleri ziynetler, bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar ve tövbe edin hepiniz Allah'a ey inananlar da kurtulun, erin muradınıza.”