Adaletçilik Modeli

04 December 2025 29 dk okuma 8 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 1 / 8

İmam Ali B. Ebi Talib'in (a.s) Teorik Ve Pratik Siretinde Adaletçilik Modeli

Dr. Muhammed Cevad Ebulkasımî

Özet:

Adalet konusu, Allah'ın tüm peygamberleri ve ıslahçıların, aynı zamanda beşeriyetin hakim ve düşünürlerin bahsettiği, birey ve toplumda tahakkuku için çokça çaba sarfettiği en önemli bahislerden biridir. Fakat muttakilerin mevlası, Müminlerin Emiri Ali b. Ebi Talib'in teorik ve pratik siretini incelediğimizde kendisi tarafından oldukça kapsamlı ve mükemmel bir model ortaya konduğu sonucuna varıyoruz. Bu makalede adaletin yeri ve değeri açıklandıktan sonra Ali'nin (a) teorik ve pratik tarzı uygulamalı bir bakışla incelenecek ve sonuç iki bölüm halinde gösterilecektir: Birincisi teori ve düşünce alanındadır. Evvelen, adalet itikadi bir öğedir ve tevhidin yanında yeralır. Saniyen, adalet diğer fazilet ve değerlerin temeli ve altyapısıdır. Salisen, adalet ölçme kriteri ve terazidir. Rabian, adalet bireysel ve şahsi bir mevzu değildir. İkincisi pratik ve davranış alanındadır. Pratikteki örnek ve üslup gösterilmiştir. Toplumsal adaleti gerçekleştirmenin ardına düşen birey ve toplum, mecburen birtakım aşamalar katedecektir: 1) Adaletin tevhidin yanında itikadi bir mevzu olduğuna inanmak. Bu nedenle adalet sâliki, adaletçilik mecrasında hareket etmeyi dini görmelidir. 2) Kendinden başlayarak adaletin ilk muhatabı bireyin kendisidir. Bu nedenle şahsen adil olan kimse adaletin sâliki olabilir. 3) Adaletin ikinci muhatabı akrabalar ve yakınlardır. Bu nedenle üçüncü aşama olarak adaletin yakınlar ve akrabalar arasında izini sürmek kaçınılmazdır. 4) Dördüncü aşama, devletin asli idarecilerine nezaret ve onları denetlemektir. 5) İnsanlar arasında adaleti uygulamak için adalete dayalı hükümet kurulmasıdır. Çünkü önceki aşamaları geçtikten sonra beşinci aşama olarak küresel düzeyde adaletin tahakkukuna zemin hazırlayacaktır. Fakat aşamalar katedilmezse ona ulaşmak mümkün değildir.

Anahtar kelimeler: Adaletçilik, teorik siret, pratik siret, model

Tarihin başlangıcından bu yana adalet babında çok sayıda konu gündeme gelmişse de İmam Ali'nin (a) hutbe, mektup ve konuşmalarına kısaca bakıldığı ve yaşantısının tarihine göz gezdirildiğinde ayrıcalıklı ve çok özel noktalarla karşılaşırız. Hatta belki dünyada teori sahipleri ve reformistlerden hiçbirinin, insanlığın yitiği olan adalet için İmam Ali'den (a) daha mükemmel ve kapsamlı bir örnek ortaya koyamadığı bile iddia edilebilir. İmam Ali'nin (a) adalete ilişkin görüş, düşünce ve idrak biçiminden daha önemli olan, adaletin icrası ve tahakkuku için pratikteki plan programları ve eylemleridir.

Ali'nin (a) adaletine tanıklık edecek bir milyar Müslümandan başka, diğer dinlerden de Şibli Şemil, Kettani, George Jordac vs. gibi yüzlerce insaflı insan Ali'nin (a) adaleti hakkında söz söylemiş, Ali'yi adalet abidesi ve insani adaletin sesi kabul etmişlerdir. Bütün bunlar, Ali'yi (a), adaletin tahakkuku konusunda adil olma sınırının, hatta adaletçilik ve adalet terazisi olmanın ötesine taşıyan görüş ve çabasının ayırtedici yönü nedeniyledir. Nitekim Mevlana Celaleddin varılan o noktayı şöyle ifade eder:

Bilakis her terazinin lisanı idin

Sen bir başına yegane teraziydin

Ali (a) terazinin lisanıdır. Yani bütün maddi ve manevi fenomenlerde değer ölçütü adaletse Ali (a), terazinin tartı şakülü ve standardıdır. Adalet Ali (a) ile ölçülür. Bu makalede, adalete susamışlara Ali'nin uçsuz bucaksız adalet okyanusundan bir damla armağan etmeye ve İmam'ın düşünce, tarih ve siretini inceleyerek, çehresinde somutlaşan adaletin üzerindeki tarihsel tozu bir parça temizlemeye çalışacağız. Böylece o nurani simadaki adaletin cemalini temaşaya oturup toplumsal adaletin tahakkuku için teorik ve pratik bir model olarak o yüce şahsiyetin teorik ve pratik siretini ortaya koymuş olacağız.

Adaletin Yeri Ve Değeri

Adalet, insanlığın kültüründe yüksek konuma sahip güzel ve çekici bir kelimedir. Beşeriyetin peşinde koştuğu yitiktir.

Peygamberlerin asıl misyonu, Kur'an-ı Mecid'in tanıklığıyla, adalet kültürünü yaymak olmuştur ve insanların adaleti tahakkuk ettirebilecekleri şartları hazırlamanın peşine düşmüşlerdir:

“انَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِ”

(İnsanların toplumsal adaleti tesis etmek üzere kıyam etmeleri için / Hadid 25).

Tarihte adaletin çağrıcıları olmuşlardır:

“إِنَّ الَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِآيَاتِ اللّهِ وَيَقْتُلُونَ النَّبِيِّينَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَيَقْتُلُونَ الِّذِينَ يَأْمُرُونَ بِالْقِسْطِ مِنَ النَّاسِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ”

(Allah'ın ayetlerine karşı küfür içinde olanlar, peygamberleri haksız yere öldürenler ve adaleti emredenleri öldürenler, işte onlara can yakıcı bir azabı haber ver. / Âl-i İmran 21).

“قُلْ أَمَرَ رَبِّي بِالْقِسْطِ”

(De ki: Rabbim, adaletli olmayı emretti. / A'raf 29).

“وَلِكُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولٌ فَإِذَا جَاء رَسُولُهُمْ قُضِيَ بَيْنَهُم بِالْقِسْطِ وَهُمْ لاَ يُظْلَمُونَ”

(Her ümmetin bir peygamberi vardır. Peygamberleri geldiğinde aralarında adaletle hükmedilir ve onlara zulmedilmez. / Yunus 47).

Önceki Sayfa 1 2 3 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar