Eğitimde Tenbih ve

04 December 2025 40 dk okuma 9 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 3 / 9

Bu merhaleleri beyan etmeden önce şu noktayı açıklamayı gerekli görüyoruz: Her merhalenin kendisine ait ayrı aşamaları da bulunmaktadır. Örnek olarak; çocuğun çok büyük olmayan sözlü hatasından geçmek de, çok kötü hatasından geçmemek de görmezden gelmektir. Bu konuda eğitmen karar almalıdır.

5-1 Görmezden Gelme

Ceza yöntemini uygulamanın birinci basamağı görmezden gelmektir. Yani eğitmen bir öğrencide gördüğü ilk hatayı görmezden gelir ve sanki hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi davranır. Bu davranışın iki sonucu vardır: İlki, öğrencinin saygınlığı özellikle gizli bir hata yapmışsa korunmuş olur ve ona hareketlerini gözden geçirmesi için ikinci bir şans verilmiş olur. İkincisi, eğitmenin öğrenci tarafından kadri ve makamı bilinir. İmam Cafer Sadık (as) şöyle buyurmaktadır:

“Kadrinizi, görmezden gelme ile yüceltin.”

İmam Ali (as) görmezden gelmenin, eğitmenin yaptığı işin övülmesine neden olduğunu buyurmuştur:

“Görmezden gel ki, işin övülsün.”

İmam’ın (as) kendisi de yaşamında bu yöntemi kullanmıştır.

Elbette görmezden gelmeyi, hoşgörü ile cezalandırmak olarak kabul ediyoruz. Zira görmezden gelme yönteminde, tatsız bir olay gerçekleşmemekte ve cezanın hakikati oluşmamaktadır. Ceza olarak adlandırılması da şu iki nedenden dolayıdır:

1- Ceza konumunda gerçekleştirilmektedir.

2- Öğrencinin cesaret almaması ve hatayı tekrar etmemesi amacıyla bu yöntem kullanılmaktadır.

Özellikle çocukluğun ilk yıllarında olmak üzere gelişimin tüm derecelerinde bu merhalenin uygulanması, çok beğenilen bir durumdur. Zira çocuğun çok az bir bilgisi vardır ve bundan dolayı hataları çok olur. Eğer eğitmen tüm kötü davranışları bulup cezalandırmak istese, çocukla çok fazla yüzgöz olur.

5-2 Yüz İfadesini Değiştirmek

Eğer görmezden gelme yöntemi etkili olmazsa, cezanın bir sonraki basamağı yüz ifadesini değiştirmektir. Şöyle ki, eğitmen öğrencinin bir hatasını gördüğünde hatasından dönmesi ümidiyle rahatsızlığını bakış ve yüz ifadesini değiştirerek yansıtır. Belki bu soğuk bakış, öğrencinin gaflet perdelerini yırtar da davranışlarını değiştirmesine neden olur. Bazen hatayı düzeltmek, yüzü buruşturmak veya kızgın bir bakışla gerçekleşir.

Yüce Peygamberimizin (saa) kızı Hz. Fatıma’ya (sa) davranışı soğuk bakmak şekilde olmuştu. Aziz Peygamberimiz (saa) seferden dönüşünde her zaman olduğu gibi ilk önce değerli kızının evine uğramıştı. Fakat her zaman yaptığının aksine çok az durarak Hz. Fatıma’nın (sa) evinden çıktı. Hz. Fatıma (sa) değerli babasının soğuk bakışının nedeninin yenilerde evin kapısına perde olarak astığı kumaş parçası olduğunu düşündü. Süratle perdeyi kaldırdı ve bir mesajla babasına gönderdi. Yüce Peygamberimiz kıymetli kızının mesajını duyunca “Baban sana feda olsun!” buyurarak Hz. Fatıma’nın (sa) evine geri döndü.

Bu yöntem, eğitmen ile öğrencinin arasında çok samimi bir diyalogun olması ve öğrencinin bu samimi ilişkiye ihtiyaç duyduğu durumunda uygulanabilir. Öyle ki, öğrenci eğitmeninin bu davranışına üzülmelidir. Bundan dolayı gelişimin her merhalesinde, eğitmen ve öğrenci arasında böyle bir samimiyet olsa, bu davranış cezadan daha etkili olacaktır.

5-3 İma Yoluyla Ceza

Sonraki merhale, ima kalıbında dolaylı uyarıdır. Şöyle ki, eğitmen öğrenciye ima ile hata yaptığını söyler. Zira ima, açıkça söylemekten daha etkilidir. İmam Ali (as) şöyle buyurmaktadır:

“Akıllı kimsenin hatasını ona ima ile söylemek, onu açıkça yermekten daha acı verir.”

Bu ceza yönteminin en dikkat çekici ve en etkili örneğini İmam Musa Kâzım’ın (as) sünnetinde görmek mümkündür. Bir gün İmam (as) bir sokaktan geçiyordu. O sokaktaki bir evden de çalgı sesleri yükseliyordu. İmam Musa Kâzım (as), bir iş için evden dışarı çıkan hizmetçiye “Bu evin sahibi köle mi yoksa hür mü?” diye sordu. Hizmetçi “Hürdür.” diye cevap verdi. İmam da “Eğer köle olsaydı, bunları yapmazdı.” buyurdu. Hizmetçi olayı anlattığında ev sahibi İmam’ı bulmak için sokak sokak yalınayak koştu. İmam Musa Kâzım’ı (as) bulduğunda tövbe ettiğini söyledi. Yalınayak İmam’ın peşinden koştuğunu ve o gün tövbe ettiğini asla unutmamak için de ömrünün sonuna kadar yalınayak dolaştı. Bu şahıs, tarihte “Bişr-i Hafi” yani “Yalınayak Bişr” olarak meşhur oldu.

İmayı anlamak, aklın belli derecede rüşte ermesine bağlı olduğundan genellikle buluğ çağından sonrası için uygulanır ve küçük yaşlarda fazla etkisi olmaz.

5-4 Doğrudan Uyarı

Bu merhalede eğitmen hatalı öğrenciye kimsenin görmediği bir yerde yalnızlarken yaptığı hatayı anlatır. Bu yöntemin eğitimsel etkisi, ilk olarak öğrencinin yaptığı hatayı anlaması ve ikinci olarak saygınlığının korunmuş olmasıdır. Böylelikle eğer hatayı bilerek ve bilinçli olarak yapmışsa en azından hatası hakkında bilgilendirilmiş olur. Bu yöntemin uygulamalı bir örneğini İmam Cafer Sadık’tan (as) nakledeceğiz. İmam bir gün kimsenin olmadığı bir yerde Ehl-i Beyt dostlarından olan ama aynı zamanda içki de içen Şa’ranî ile karşılaştı. Selamlaşıp, birbirlerinin hal ve hatırını sorduktan sonra, İmam (as) onun hatasını doğrudan yüzüne karşı düzgün bir şekilde söyledi:

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar