İşte bu mesele de, Ehl-i Sünnet fakihlerinin, bu konuda hadis olduğunu zannederek Kur’ân-ı Kerim’in bu konudaki açık ayetinin neshedildiğini sanarak veya onu te’vil ederek Kur’ân-ı Kerim’in açık hükmüne muhalefet ettikleri yerlerden ayrı bir örnektir. Ama İmamiye mezhebine bağlı olan fakihler, Ehl-i Beyt tarafından rivayet olunan sahih hadislere göre amel ettikleri için hiçbir konuda Kur’ân ayetine muhalefet etmemişlerdir.
Ehl-i Beyt İmamları (as) defalarca bu tür talakın (bir lafız ile üç talakı birden vermenin), Kur’ân-ı Kerim’in açık hükmüne muhalif olduğunu belirtmişlerdir. Şurası açıktır ki, Kur’ân-ı Kerim’e muhalif olan her şey batıl olup kenara atılması gerekir.
“Fe tallikuhunne li iddetihinne” (kadınları iddetleri süresinde (temizlendiklerinde) boşayınız) ayeti ikinci ve üçüncü talakı da içermektedir; oysa ikinci ve üçüncü talak, iddet süresinde (temizlendiklerinde) gerçekleşmemiştir. Zira sayılan iddet ilk talak içindir.
İmam Sadık (as) İbn-i Uşeyme’ye buyurduğu bir hadiste şöyle diyor:
“Eğer bir kimse karısını temiz olmadığı halde veya Allah Teala’nın belirttiği gibi iddetini saymaksızın üç talak veya bir talak ile boşarsa, onun verdiği talakı talak değildir. Eğer karısı temiz olduğu durumda onunla cima etmeksizin iki adil şahidin huzurunda üç talak ile boşarsa, bu bir talak sayılır ve diğer iki talakı batıldır. Ama eğer bir kimse, Allah’ın emrettiği gibi karısını iddet süresinde üç defa (ayrı vakitlerde) boşarsa, artık karısı ona haram olur; o kadın başka bir erkekle nikahlanmadıkça ilk kocasına helal olmaz.”
O halde ikinci ve üçüncü talak, Allah Teala’nın Kur’ân-ı Kerim’de zikrettiği kanuna uygun olarak iddet süresinde vaki olmamıştır. İşte Kur’ân-ı Kerim’in sarih hükmüne aykırı düşen bir lafızla üç talakı birden vermeğe Hz. Resulullah’ın (saa) şiddetle karşı çıkması da bu yüzdendir.
Nesai, Mahrama’nın babası Ebu Bükeyr b. Abdullah b. El Eşecc’den şöyle tahriç etmiştir: “Ben Mahmud b. Lebid’in şöyle dediğini işittim: Hz. Resulullah’a (saa), birisinin bir defada üç talak ile karısını boşadığı haber verildi. Resulullah (saa) sinirlenmiş bir halde ayağa kalkarak şöyle buyurdu: “Ben henüz aranızda olduğum halde Allah’ın Kitabı’yla mı oynanılıyor?!”
Sünen-i Nesai’nin şarihi şöyle diyor: “‘Boşama iki defadır’ ayetinden ‘Allah’ın ayetlerini oyun (konusu) edinmeyin.’ ayetine kadar olan ayetlerden kasdedilen şudur ki; uygun olan talak, bir defada toplu halde verilen talak değil, ayrı ayrı olan talaktır. Ayette geçen “iki defa”dan maksat, hakiki anlamda iki defa değildir. Örneğin “Sonra gözünü iki kere daha çevirip gezdir.” ayetinde geçen iki kere kelimesi de bunun benzeridir ve ondan hakiki anlamda iki kere kasdedilmemiştir. Aksine ondan birinci defanın arkasından ikinci defa ve hakeza bu şekilde devam etmek kasdedilmiştir. “Ondan (ikinci talaktan) sonra ya onları bilinen güzel bir tarz üzere tutmak veya güzellikle salıvermek gerekir.” ayetinde Allah Teala, insanlara nasıl boşamaları gerektiğini öğrettikten sonra onları bu iki şey arasında muhayyer bırakmıştır. Ya kadını güzel bir tarz üzere tutması ki bu ona rücu etmek ile olur veya ondan Allah’ın öğrettiği şekilde güzellikle ayrılması gerekir. Kadını boşarken boşamalar arasına fasıl ve zaman düşmesinin hikmetine “olabilir ki Allah, bunun arkasından bir iş (durum) oluşturabilir.” ayetinde işaret edilmiştir. Yani Allah Teala, talaktan sonra kocanın kalbinde kadına olan buğzu sevgiye dönüştürebilir.”
Sünen sahipleri şöyle rivayet etmişlerdir: “Rukane, bir mecliste karısını üç talak ile boşadı, daha sonra buna üzüldü ve Resulullah’ın (saa) yanına gelerek pişman olduğunu izhar etti. Resulullah (saa) ona nasıl üç talak ile boşadığını sordu. O, bir mecliste boşadığını söyledi. Bunun üzerine Resulullah (saa) şöyle buyurdu: “Bu boşama bir talak sayılır; ona tekrar dönmek istersen dönebilirsin.” O da bunun üzerine karısına döndü.”
İbn-i Abbas’ın rivayet ettiği bir hadiste şöyle geçer: “Abduyezid karısını boşayıp başka bir kadınla evlenmişti. Boşanmış kadın Resulullah’ın (saa) yanına gelip şikayet etti. Resulullah (saa) Abduyezid’e tekrar karısına dönmesini emretti. Abduyezid, ya Resulullah, onu üç talak ile boşadım, dedi. Resulullah (saa) buyurdu ki: “Biliyorum, ona dön.” Daha sonra şu ayeti okudu: “Ey Peygamber, kadınları boşadığınız zaman iddetleri süresinde (temizlendiklerinde) boşayın.”
Ebu Davud şöyle diyor: “Şüphesiz Rukane, karısını talak-ı bâine olan üç talak ile boşamıştı. Ama Resulullah (saa) onu bir talak olarak saydı.”
Bunun manası şudur ki: Bir lafız ile olan (aralarında dönme olmayan) üç talakta ki iddet, sadece onların birisi için geçerlidir, her üçü için değil.
Hz. Resulullah’ın (saa) mezkur ayeti tilavet etmesi, her üç talakın iddet için olmadığına, sadece onlardan birisinin iddeti, için olduğuna işarettir.