Peygamber Evladı Hz. Hüseyn (a.s)

04 December 2025 43 dk okuma 9 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 9

Resul-i Ekrem efendimiz (s.a.a), torunları Hasan ve Hüseyin (a.s) hakkında, onların kendi yanındaki yüksek derecelerini ifade eden sözler buyurmuştur:

Hasan ve Hüseyin, Peygamber'in şu dünyadaki hoş kokulu iki gülüdür. Onlar, Peygamber'in şu ümmet içindeki hoş kokulu iki gülüdür.

Hasan ve Hüseyin, yeryüzü halkının en hayırlılarıdır.

Hasan ve Hüseyin, cennet gençlerinin efendileridir.

Hasan ve Hüseyin, kıyam etseler de, otursalar da imamdırlar.

Onlar, kıyamet gününe kadar Kur'ân'dan ayrılmayan Ehl-i Beyt'tendirler. Ümmet Kur'ân'a ve Ehl-i Beyt'e sarıldıkça yolunu şaşırmaz.

Onlar, gemilerine binenlerin boğulmaktan kurtuldukları Ehl-i Beyt'tendirler.

Onlar, Resulullah'ın (s.a.a) haklarında şöyle buyurduğu Ehl-i Beyt'in mensuplarıdır:

Yıldızlar, yeryüzü halkını boğulmaktan kurtaran güvencelerdir. Ehl-i Beyt'im ise, yeryüzü halkını ihtilâflardan koruyan güvencelerdir.

Çok sayıda sahâbiden rivayet edilen ve değişik kanallardan rivayet edilmesi itibariyle müstefiz düzeyine ulaşan bir hadiste Peygamberimiz (s.a.a) şöyle buyuruyor:

Allah'ım! Onları sevdiğimi biliyorsun; sen de onları ve onları seveni sev.

3- Çağdaşları Nezdinde Hz. Hüseyin'nin Konumu

1- Ömer b. Hattab, Hüseyin'e (a.s) şöyle der:

Başımızda biten tüyleri, Allah'a, sonra size borçluyuz.

2- Osman b. Affan, Hasan, Hüseyin (a.s) ve Abdullah b. Cafer hakkında şunları söylemiştir:

İlmin tümünü başkalarından kesip almışlar, bütün hayır ve hikmeti kendilerinde toplamışlar.

3- Ebu Hüreyre şöyle der:

Hüseyin b. Ali başında imame (sarık) olduğu hâlde içeri girdi. Birden Hz. Peygamber'in (s.a.a) dirildiğini sandım.

Hz. Hüseyin (a.s), bir cenazeye katılmıştı. Yoruldu ve yolun kenarında oturdu. Ebu Hüreyre, elbisesinin kenarıyla ayaklarına bulaşan toprakları silmeye başladı. Ebu Hüreyre’ye şöyle dedi:

Ey Ebu Hüreyre! Sen mi yapıyorsun bunu?

Ebu Hüreyre dedi ki:

Allah'a yemin ederim ki, eğer insanlar seninle ilgili olarak benim bildiklerimi bilselerdi, seni boyunlarında taşırlardı.

4- Abdullah b. Abbas, Hasan ve Hüseyin'in (a.s) binecekleri atların üzengisinden tutmuştu. Bu yaptığından dolayı bazıları onu eleştirdi. Ona: "Sen onlardan daha yaşlısın!" dediler. Bunun üzerine şöyle dedi:

Bu ikisi, Resulullah'ın (s.a.a) oğullarıdır. Onların atlarının üzengisini tutmak bana mutluluk vermez mi?

Hz. Hasan (a.s) vefat ettiği zaman Muaviye: "Ey İbn Abbas! Artık kavminin efendisi sensin." der. İbn Abbas şu cevabı verir:

Allah, Ebu Abdullah Hüseyin'i yaşattıkça, ben değil, odur kavmin efendisi.

5- Hüseyin'i (a.s) görmüş olan Enes b. Malik şöyle der:

Onların (Ehl-i Beyt'in) Resulullah'a (s.a.a) en çok benzeyeni oydu.

6- Hüseyin'in (a.s) başı kesildikten sonra bir değnekle dudaklarına vuran İbn Ziyad'a, Zeyd b. Erkam şöyle der:

Çek şu değneği onun dudaklarından! Tek ve ortaksız ilâh olan Allah'a yemin ederim ki, Resulullah'ın (s.a.a) şu iki dudağı öptüğünü gördüm.

Sonra ağlamaya başlar. Bunun üzerine İbn Ziyad ona şu karşılığı verir: "Allah senin gözlerini hep ağlatsın. Allah'a yemin ederim ki, eğer sen bunamış bir ihtiyar olmasaydın, boynunu vururdum." Zeyd şunları söyleyerek dışarı çıkar:

Siz ey Arap topluluğu! Bu günden sonra kölesiniz! Fatıma'nın oğlu Hüseyin'i öldürdünüz, Mercane'nin oğlunu başınıza emir yaptınız. O da sizin iyilerinizi öldürüyor, kötülerinizi sağ bırakıyor.

7- Yezid'in, elindeki sopayla Hüseyin'in (a.s) dişlerine vurduğunu gören Ebu Bereze el-Eslemî şöyle der:

Sen elindeki sopayla Hüseyin'in dişlerine mi vuruyorsun? Senin sopan onun ağzında öyle bir yere değiyor ki, ben Resulullah'ın orayı öptüğünü görmüştüm. Sen ey Yezid! Kıyamet günü Allah'ın huzuruna getirildiğin zaman İbn Ziyad senin şefaatçin olacak. O (Hüseyin) getirildiğinde ise, Muhammed (s.a.a) onun şefaatçisi olacak.

8- Muaviye, Abdullah b. Cafer'e: "Benî Haşim'in büyüğü sen misin?" dediğinde şu cevabı verir:

Haşimoğulları'nın büyüğü, Hasan ve Hüseyin'dir.

Abdullah b. Cafer, Hüseyin'e şöyle yazar:

Eğer bugün sen ölürsen, İslâm'ın nuru söner. Çünkü sen doğru yolu bulanların bayrağısın, müminlerin umudusun.

9- Bir adam, Abdullah b. Ömer'e, elbiseye bulaşmış sinek kanıyla namaz kılınıp kılınamayacağını sorar. İbn Ömer: "Kimlerdensin?" diye sorar. Adam: "Irak halkındanım." deyince, şöyle der:

Şuna bakın! Resulullah'ın (s.a.a) oğlunu öldürmüşler, gelmiş bana sineğin kanını soruyor. Ben Resulullah'ın (s.a.a) şöyle dediğini duymuştum:

"Onlar (Hasan ve Hüseyin) benim şu dünyadaki hoş kokulu iki gülümdür."

10- Muhammed b. Hanefiye şöyle demiştir:

Hüseyin bizim en âlimimiz, içimizde en halim (ağırbaşlı) olanımız ve akrabalık olarak Resulullah'a (s.a.a) en yakın olanımızdır. O, dinde derin kavrayış sahibi (fakih) bir imamdı…

11- Hüseyin (a.s), Kâbe'nin gölgesinde oturan Amr b. As'ın yanından geçti. Amr dedi ki:

Hüseyin, bugün yer ve gök ehlinin yanında yeryüzü halkının en sevimlisidir.

12- Abdullah b. Amr b. As, yanından geçen Hz. Hüseyin (a.s) hakkında şöyle demiştir:

Gök halkının yanında, yeryüzü halkının en sevimlisine bakmak isteyen, şu geçmekte olan zata baksın.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar