İbn Miskeveyh’in Eğitim, Öğretim ve Temelleri Üzerine Görüşleri

04 December 2025 51 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 1 / 12

İbn Miskeveyh’in Eğitim, Öğretim ve Temelleri Üzerine Görüşleri

Miskeveyh’in Hayatı ve Eserleri

1. İbn Miskeveyh’in Hayatı

M

iskeveyh diye meşhur olan Ahmed bin Muhammed bin Yakub, dördüncü asrın Müslüman mütefekkirlerindendir. Hicrî kamerî 325 yılında Rey’de dünyaya geldi. Çocukluk ve gençlik dönemiyle ilgili elde pek bir bilgi yoktur ama kendisinin Tehzibu’l-Ahlâk’ta yazdıklarından, yaşamının iki farklı döneme ayrıldığı bilgisine ulaşıyoruz. Çocukluk ve gençlik döneminde gününü gün ediyor ve servet yığmaya çalışıyor. Orta yaşlara geldiğinde ruhsal bir değişimden geçerek ilim ve nefis tezkiyesine yöneliyor. Böylece hayatında yeni bir dönem başlıyor. Diğerlerine nefis terbiyesini ve ahlâk tezkiyesini tavsiye ederken, kendi yaşamının ilk dönemini de şöyle anlatıyor:

“Bir kimse çocukluğunda düzgün terbiye edilmezse, babası onu aşağılık, yalanlarla dolu şiirler okuyarak, çirkinlikleri güzel göstererek ve lezzet peşinde yetiştirirse, sonra o çocuk saraya yol bulursa, emirler şiirleri için ona yakınlık gösterirse, kendisini bedensel hazlara çağıran arkadaşlarla beraber olursa, yiyecek, giyecek, binek ve ziynet toplamada aşırıya kaçarsa –nitekim bana böyle oldu- saadetten mahrum kalır ve hüsrana müptela olur.”

Miskeveyh –tefekkür ve nefis muhasebesi sonucu kendisinde ruhsal değişimin gerçekleştiği- hayatının ikinci dönemine de işaret ederek şöyle söylüyor:

“Ben yetişkinliğimde o beğenilmeyen âdetleri büyük bir cihadla terk ettim ve nefsimi kirlerden ve çirkinliklerden arındırdım.”

Miskeveyh’in hayatı, Büveyhîler’in idaresi ve çeşitli idarecilerinin dönemiyle muasırdır. Büveyh Hanedanı fazilet ve düşünce ehli idiler ve âlimlere, ediplere ve şairlere değer veriyorlardı. Kudretlerini ve servetlerini korumak için onların sarayda bulunmalarını destekliyorlardı. Bu yüzden bu asırda İslam kültürü ve medeniyeti büyümeye başladı. İlim, edep ve felsefe göz alıcı biçimde gelişti. Miskeveyh hayatını, birbiri ardınca gelen bu idarecilerin hizmetinde geçirdi. Önce Muizzuddevle’nin veziri Muhellebî’nin nedimiydi. Sonra Rüknüddevle’nin bilgin veziri İbnu’l-Amid kendi büyük kütüphanesinin idaresini ve oğlu Ebu’l-Feth’in eğitiminin sorumluluğunu ona verdi. Miskeveyh yedi yılını İbnu’l-Amid’in yanında geçirdi. Onun ölümünden ve oğlu Ebu’l-Feth’in vezirlik vazifesine atanmasından sonra da h.k. 366 yılına kadar ona musahiplik yaptı. Rüknüddevle’nin ölümünden sonra oğlu İzzüddevle hilafeti aldığında da Miskeveyh kütüphane idaresini ve müşavirliğini sürdürdü. Bazen onun tarafından büyüklerin yanına gönderiliyordu. Miskeveyh Rey’de, Bağdat’ta ve İsfahan’da Büvehy Hanedanı’nın hizmetinde oldu. İlim ve eğitimle uğraştı. Neredeyse bir asırlık hayatın ardından, Sultanuddevle döneminde, h.k. 421 yılında İsfahan’da vefat etti. Bu şehrin Hacevî mahallesinde defnedildi.

Miskeveyh Şia mezhebine mensuptu. Birçok husus bunu teyit etmektedir. Mesela künyesi Ebu Ali idi ve Şia olan Büveyh Hanedanı idarecileri ve vezirleri ona değer veriyorlardı. Eserlerinde Şia imamlarını yücelikle anıyor, Hz. Ali’den (a.s) bahsederken “İmam” ve “Emiru’l-Muminin” tabirlerini kullanıyor. İsmini andığında “Salavatullahi aleyh” ve “aleyhisselam” diyor, cesaretini ve ilmini övüyor. Yine birçok tarihçi onun Şia olduğunu onaylamıştır. Miskeveyh de bazı meselelerde Şia’ya özel düşünceleri açıkça kabul etmiştir. Şia’ya mahsus –cebr ve tefviz bahsindeki “Emr-u beyne’l-emreyn” gibi- bazı unvan ve tabirleri de kullanmıştır.

2. Miskeveyh’in İlmî Şahsiyeti

Miskeveyh üstün kabiliyetiyle, yorulmak bilmez çabasıyla, elinin altındaki çeşitli kitaplardan oluşan büyük hazinesinin yardımıyla ve içinde yetiştiği Büveyh Hanedanı dönemi ilmî gelişmeleriyle felsefe, ahlâk, kimya, tıp, tarih, şiir ve edebiyat gibi muhtelif alanlarda uzman oldu. Öyle bir seviyeye geldi ki bazıları ona, Farabî ve Aristo’dan sonra üçüncü muallim lakabını verdiler. Çünkü Yunanlıların teorik hikmetini Farabî açıklayıp eksikliklerini giderdi, amelî hikmetini de Miskeveyh düzenleyip destekledi. Tarihçiler onun üstadlarından bahsetmemişlerdir. Hatta çağdaşı olan Ebu Hayyan Tevhidî, onu fazla üstadı olmadığı için tenkit etmiştir. Gerçekte Miskeveyh’in bir üstadı yoktu. Onun üstadı çaba, ilim öğrenme aşkı ve ihtiyarında bulunan birçok kitap idi. Miskeveyh Farsça ve Arapça’yı çok iyi biliyordu, Süryanî ve Pehlevî dillerine de aşina idi.

Miskeveyh felsefe ve ahlâkta Aristo, Eflatun ve Calinus’un tercüme edilmiş eserlerinden faydalanmıştır. Kitab-ı Nefs ve Ahlâk-ı Niku ma His kitaplarında yazdıkları daha çok Aristo’nun düşüncelerinden etkilenmiştir. Gerçi bazen de düşünceleri birleştirme veya görüşünü bildirme yoluna gitmiştir. İbn Mukaffa, Farabî, Kindî ve Amirî gibi Müslüman âlimlerin teliflerinden de faydalanmıştır. İlaveten Tarih-i Taberî gibi geçmiş tarih kitapları hakkındaki geniş bilgisinin ve Büveyh Hanedanı’nın yaklaşık bir asırlık olaylarına yakından şahit olmasının yardımıyla Tecarubi’l-Umem gibi değerli bir eser geriye bırakmıştır. Doktorluk ve bununla ilgili alanlarda Zekeriya Razî’den etkilenmiştir.

Önceki Sayfa 1 2 3 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar