İbn Miskeveyh’in Eğitim, Öğretim ve Temelleri Üzerine Görüşleri

04 December 2025 51 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 11 / 12

Stoacılar insan doğasının ilk başta hayır üzere olduğuna ama kötülerle oturulup kalkılması ve şehvete dalma sonucu şerre yöneldiğine inanıyorlar. Bir başka gurup insanın doğası gereği şerli olduğuna inanıyor. Çünkü insan, aşağılık topraktan yaratılmıştır. Elbette bu guruba göre bazıları şerrin son aşamasındadırlar, eğitim bile onları hayırlılar zümresine katamaz. Diğer bazılarıysa eğitim ve de hayır ve fazilet ehliyle oturup kalkarak hayırlılar arasına katılabilirler. Üçüncü görüş insanları üç guruba ayıran Galen’in görüşüdür: Doğası iyi, doğası kötü ve ikisinin ortası. Doğası iyi olanlar azdır ve şerre yönelmezler. Doğası kötü olanlar çoktur ve hayra yönelmezler. Ortada olanlardan ise bazıları iyilerle oturup kalkarak ve nasihatleri kabul ederek hayra yönelirler, bazıları da kötülerle oturup kalkarak ve onlardan etkilenerek şerre yönelirler.

Miskeveyh en sonda Aristo’nun görüşünü naklediyor. Şöyle ki doğası kötü olanlar bile alınan edep sayesinde hayra yönelebilirler. Nasihat ve edep verme, bütün insanların huyunu değiştirebilir. Bununla beraber bu değişim ve tesir altında kalma bazı kişilerde hızlı, bazılarında yavaş olur. Hakikatte Aristo’nun, hayrın ve şerrin insanda doğal olarak bulunduğunu inkâr ettiği söylenebilir. Onun buna delili kıyastır. “Bütün huylar değişebilir” ve “Hiçbir değişiklik doğal değildir” öncüllerinden “Hiçbir huy doğal değildir” önermesine ulaşmaktadır.

Faziletler ve Rezillikler

İnsan kuvveleri konusunda da işlendiği üzere insan nefsi üç kuvveye dayalıdır: Şeylerin hakikati üzerinde tefekkürü ve temeyyüzü sağlayan akıl kuvvesi ki bedendeki aracı beyindir. Hiddet, korku, korkusuzluk, hâkimiyet kurma, yükselme gibi duyuların bağlı olduğu öfke kuvvesi ki bedendeki aracı kalptir. Sonuncusu ise insanın yemeğe, meskene, cinselliğe ve diğer duyusal lezzetlere meylinin bağlı olduğu şehvet kuvvesi ki bedendeki aracı karaciğerdir.

Açıktır ki bu kuvvelerden her biri mizaca, alışkanlığa ve alınan edebe göre kuvvetli veya zayıf olurlar. Eğer akıl kuvvesinin hareketi mutedil ve sahih ilimler –zanna dayalı değil- yönünde olursa ilmin fazileti ve neticede “hikmet” ortaya çıkar. Eğer şehvet kuvvesi itidal üzere hareket eder, akıl kuvvesine teslim olur ve kendi istek ve meyline dalmazsa “iffet” fazileti ortaya çıkar. Aynı şekilde öfke kuvvesi yerinde olur, itidal üzere akıl kuvvesine uyup beraber hareket ederse “cesaret” fazileti ortaya çıkar. Bu üç faziletin neticesi, “adalet” adlı dördüncü fazilettir. Adalet, faziletlerin kemalidir.

A) Faziletlerin Usulü ve Füruu

Faziletin usul ve kökleri dörttür: Hikmet, iffet, cesaret ve adalet. Bu faziletlerden her biri insanî nefsin birçok faziletinin menşeidir ki bunlar faziletlerin füruudurlar. Miskeveyh muhtasar olarak bunları beyan etmiştir. Aşağıda bunlara değinilmektedir.

Hikmet faziletinden kaynaklanan faziletler şunlardır:

1. Zekâ: Nefsin neticeye ulaşma sürati ve kolaylığı.

2. Zukr: Akıl veya vehimde oluşan suretlerin kalıcılığı.

3. Taakkul: Nefsin eşyayı araştırırken münasip miktarda uyumu.

4. Zihnin sefası: Nefsin neticeyi ispatlama becerisi.

5. Zihnin cevdeti: Mukaddimenin gerektirdiği ölçüde nefsin dikkat göstermesi.

6. İlim öğrenme kolaylığı: Görüşlerin kolayca idrak edilmesini sağlayan nefis kuvveti ve keskin zekâ.

İffet faziletinin zeylinde olan faziletler çoktur. Onlardan bazıları:

1. Hayâ: Çirkinliklere bulaşma korkusuyla ve yerinde kınamalardan uzak durabilmek için nefsi alıkoyma.

2. Huzur: Şehvetin heyecanı sırasında nefsin sükûneti.

3. Sabır: Heves karşısında insanın mukavemeti ve kötü lezzetler karşısında boyun eğmeme.

4. Cömertlik: Uygun durumlarda, münasip miktarda ve keyfiyette infakta bulunmak.

5. Hürriyet: Malın sahih yoldan kazanılmasını, doğru biçimde harcanmasını ve kişinin uygunsuz yollardan mal kazanmasını engelleyen nefsanî fazilet.

6. Kanaat: Yiyecekleri, içecekleri ve ziynetleri fazla önemsememek.

7. Nezaket: İnsan nefsinin güzellikleri sevmesi ve iyiliklere doğru koşması.

8. İntizam: Nefsi, işleri layık olduğu şekliyle yapmaya zorlayan nefsanî halet.

9. Hüsn-ü hüda: Nefsi güzelliklerle süslemeye ilgi duyma.

10. Barışçılık: Diğerleriyle sulh içinde yaşama. Bu nefsanî melekelerden kaynaklanır, zorlama ve mecburiyetten değil.

11. Vakar: Hareketlerde nefsin huzuru ve sebatı.

12. Vera’: Cemil amellerle daimi bağlılık ki nefsin kemalidir.

Cesaret unvanı altındaki faziletler şunlardır:

1. Nefsin büyüklüğü: Nefsin büyük işler için hazır olması, aynı zamanda bu işleri küçük görmesi.

2. Necdet: Korkunç olaylar karşısında hiç sarsılmadan nefse dayanma.

3. Himmet: Sayesinde kişinin saadete ulaşmak için çalışmayı, zorlukları ve sıkıntıları göğüslediği fazilet.

4. Sebat: Acılara ve sıkıntılara tahammül kuvvesi.

5. Hilim: Nefse sükûnet bahşeden fazilet. Şöyle ki şer ve fitne yaratmaz ve de hızla ve kolayca öfkelenmez.

6. Sükûn: Düşmanlıklarda ve savaşlarda sarsılmamak ve ıstırap duymamak.

7. Şehamet: İyi bir nam bırakmak için büyük işler yapmaya iştiyak duymak.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar