Maneviyatın, inanç ve itikat sınıfından, yani kendine özgü önermelere bağlılığın dikkate alındığı bir kısım yapısal ve temel ilkeleri vardır. Bu bilişsel ilkeleri birbirinden ayrı olarak pozitif ve negatif iki bölüm halinde incelemek mümkündür.
2. İrade ve Davranışa Dayalı Özellikler
Maneviyatın iradeye dayalı boyutu, modern insanın geleneksel insanla karşılaştırıldığında göze çarpan ayırt edici psikolojik özelliklerine dayanmaktadır. Aşağıda bunların bazılarına değinilmektedir:
a) Modern insanın yetenekleri geleneksel insandan çok fazladır. Maneviyat burada, tehlike yaratan ve gayri insanî seçimler karşısında önleyici bir etken olarak olağanüstü önem kazanmaktadır.
b) Kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ve iletişim patlaması çağının zuhur etmesi mahrem alanı ortadan kaldırmıştır. Bu fenomen sonucunda bireysel patoloji herkeste artmıştır. Maneviyat hem günümüz insanının patolojisini azaltmada etkili olmaktadır, hem de başkalarına zarar vermesini engellemek üzere onun için önleyici etken olabilir.
c) Maneviyat insanı, toplumsal hayata katılmaktan ve toplumsal organizasyonu değiştirmekten başka çare görmemektedir. O kadar ki, bu organizasyon en küçük bir dert ve sıkıntı üretmeyecek hale gelmelidir. Bu sebeple, maneviyat insanının toplumsal ilişkileri adalet, ihsan ve muhabbet olmak üzere üç esasa dayanmaktadır. Başkalarına (muhaliflere) tolerans gösterir, çünkü onların hak olması mümkündür. Kaba ve hoşgörüsüz kişi maneviyat insanı olamaz.
d) Maneviyat insanı, iradesiyle, orijinal ve kendi anlayışına göre yaşar. Özgün hayat, kendine bağlanarak ve kendi anlayışına göre amel etmek demektir. Maneviyat insanı kendi başına buyruktur ve başkalarının tavsiyesini, onun doğruluğunu kendisi anladığı zaman kabul eder. Buna göre maneviyatçı kişi, geleneksel dinlerin takipçilerinin aksine, kendisinden başka kimsenin hoşnutluğunu kazanmanın peşinde değildir. Bu yüzden de ödünç ve kendisine yabancı bir hayata maruz kalmaz.
e) Maneviyat insanının alıcılığı asgari, vericiliği azamidir.
3. Duygusal ve Nefsani Özellikler
Maneviyat insanının duygusal özelliklerini belki şu şekilde özetlemek mümkün olabilir:
1. Maneviyat insanının hissiyatı ve duyguları yalnızca güzeli aramaya ve iyilikseverliğe meyillidir. Bu nedenle onun bütün kaygısı, kendi içindeki ve çevresindeki dert ve çileyi azaltmaktır. Maneviyat insanı, tüm insanları kendi evladı gibi görecek muhabbete erişir.
2. Maneviyat insanı, başkalarını anlamamayı da normal karşılar ve söylediği sözü anlayamayan kimseden tasdik beklentisi içine girmez.
3. Maneviyat insanı, kendisini hiçbir şekilde başkalarından üstün görmemesinin yanısıra, kendisini yoğun biçimde sever. Elbette ki bu, kendini manen sevmenin bir çeşididir. Dünyanın tüm maneviyatçıları kendilerine nihayetsiz değer verir.
4. Maneviyat insanı sadece kendisini kendi kaderinin sorumlusu kabul eder. Bir yerde kusur işlerse kendisini kabahatli görür.
5. Dış âlemin dert ve tasaları, ya esas itibariyle onun dert ve tasası değildir, ya da onun için katlanılabilirdir.
6. Maneviyatçı kişi, kelimenin derin anlamıyla, hayatta ortaya çıkan bütün objektif müşkül ve zorluklara rağmen subjektif olarak iç dünyasında oldukça hoşnut ve sakindir, mutlu ve umutludur.
7. Maneviyat insanı mevcut durumuyla yetinmez ve derunî seyrü süluktan asla boş kalmaz.
4. Metodik Özellikler
Sözün sonunda bu yaklaşımın makbul yöntemleri babında maneviyatın gösterge ve özelliklerinden bahsetmemiz yerinde olacaktır. Bu metodları iki dalda gözlemlemek mümkündür: 1) Bilgiyi edinme yöntemleri, 2) Bilgiyi aktarma yöntemleri.
a) Bilgiyi edinme ve tahsil yöntemi
Bu grup yöntemlerden muradımız, epistemolojinin kavramsallaştırmasındaki bilginin kaynak ve araçlarıdır. Maneviyatta bilginin kabul edilmiş dört kaynağı vardır:
1. Duyu ve deneyim.
2. Argümantatif akıl.
3. Hafıza.
4. İçebakış.
b) Bilgiyi aktarma metodu
Bilgiyi aktarma aracı bana göre iki şeydir: Biri delillendirme, diğeri ise muhatabı varoluşsal bakımdan kendine çekmektir... Yani bazı malumatı hiçbir delillendirme yoluyla göstermek mümkün değildir... Bizde birtakım şartlar tahakkuk etmiştir ve bu şartlar nedeniyle “a b'dir”e inanmışızdır. Eğer muhatabı da bu varlık şartlarını taşır hale getirirsek o vakit delil göstermeksizin “a b'dir”e inanç ortaya çıkar... Bu mesele bazen tercihlidir ve kolayca tarafı kendi varlığımızın eşiğine çekebiliriz. Diğer çeşit ise çocuğun aşk hakkında sorması gibidir. Onu yetişkin bir insanın varlık eşiğine sürüklemek doğru olmaz. Fakat kendisi uygun yaşa eriştiğinde aşkın ne olduğunu anlayacaktır.
Maneviyat ve Dinlerin İlişkisi
Önceki bahisler, maneviyatçılar açısından maneviyatın, tarihsel ve geleneksel dinler olarak bildiğimiz şeylerden bariz farklı olduğunu açıklığa kavuşturmuş oldu. Onlar bu iddiayı ispatlamak için şu çıkarımda bulunmuşlardır:
1. Umut, huzur ve mutluluk tüm insanların manevî maksat ve hedefidir.
2. Bu üç hedef, ne belli bir dine ve okula mahsustur, ne bilim, maarif ve bilimsel branşlara, ne de belli bir toplumsal düzene.