Bu üç madde arasında bu rivayetlerin cerh ve tadilinden bağımsız olarak Saduk’un haberi tam bir ravi zincirine dayanmaktadır; ancak Gerdizi herhangi bir senet zikretmeden nakletmiştir. Bu farklılık bir yana, her üç madde de ilk asırlardaki diğer tarihçilerin dikkate almaması bakımından birbirine benzemektedir. Şeyh Saduk’un haberlerinin senedinin bulunmasına rağmen bunlara diğer ilk kaynaklarda yer verilmemesi üzerinde durulması gereken bir konudur.
Şii tarihçilerin yazılı eserlerinde barış anlaşmasının maddelerinin aktarılması
Barış anlaşmasının maddelerini aktaran söz konusu kaynaklar arasında yedi kaynağın yazarı, Şii eğilimlere sahiptir. Bunlar şunlardır: Mekatilu’t Talibin, el-Futuh İlamu’l Vera bi A’lami’l Huda, İşelu’ş Şerai, Tecaribu’l Umem, Menakıbu Al-i Ebu Talib ve el-İrşad.
Miskeveyh, Tecaribu’l Umem’de olayları naklederken özellikle de barışla ilgili haberleri naklederken Taberi tarihine dayanıyor ve kendisi de hicri 350 yılının olaylarının açıklamasında şöyle diyor: “Bu yıl Ebu Bekir Ahmed bin Kamil Gazi, vefat etti. Ben Taberi tarihini ondan duydum. O, Ebu Cafer’in (Taberi) dostlarındandı. Onun kendisinden birçok şey duyulmuştur. Fakat ben Taberi’nin rivayetlerini bu kitaptan başka Ebu Bekir Gazi’den duymuştum. Onların bazıları onun yanındaki okumalarla, bazıları da onun izniyle olmuştu.” (Miskeveyh, c.6: 224) Ayrıca Taberi Tarihi’nin yazarı Muhammed Cerir Taberi, Sünni mezhebine mensup Sünni fıkıh ve tefsir alimlerinden biri olduğu için mezhepler arası mukayeseli tahlilde dikkat göstermek açısından Miskeveyh’in haberlerine, Şii kaynakları içerisinde yer verilmeyecektir.
Bu mevcut kaynaklar incelendiğinde şu görülüyor: Söz konusu yirmi iki maddenin on ikisi, ilk altı asırdaki Şii kaynaklarında zikredilmiştir. Söz konusu maddeler kesinlikle aynı ölçü ve değerde değildir. Bu durum da bu kaynaklardaki haber aktarımının fazlalığını ortaya koyuyor. Özet olarak Şii kaynaklarındaki barış anlaşmasının maddelerine ilişkin haberler haberlerin fazlalık sıralamasına göre şu şekildedir:
1- Muaviye, Ali’nin Şiilerinin güvende olacağını ve kimsenin onlara saldırmayacağını taahhüt etmişti. (Tabersi, 1390, 206; Şeyh Saduk, 1385, c.1: 212; İbn Şehr Aşub, 1379, c.4: 33; Şeyh Müfid, 1413, c. 2, s. 14; Ebu’l Ferec, tarihsiz: 75; İbn A’sem Kufi, 1411, 291.)
2- Muaviye, İmam Ali’ye (AS) sövmeyi terk etmeyi taahhüt etmişti. (Tabersi, 1390, 206; İbn Şehr Aşub, 1379, c.4: 33; Şeyh Müfid, 1413, c. 2, s. 14; Ebu’l Ferec, tarihsiz: 75)
3- Muaviye, hak sahiplerinin haklarını kendilerine vermeyi taahhüt etmişti. (Tabersi, 1390, 206; İbn Şehr Aşub, 1379, c.4: 33; Şeyh Müfid, 1413, c. 2, s. 14)
4- Muaviye’den sonra yönetimin Müslümanların şurasına bırakılması kararlaştırıldı. (İbn Şehr Aşub, İbn A’sem Kufi, 1411, 291.)
5- Muaviye kendisini müminlerin emiri olarak nitelememeyi taahhüt etti. (Şeyh Saduk, 1385, c.1: 212)
6- Muaviye, Allah’ın kitabına ve peygamberin sünnetine bağlı kalmayı taahhüt etti. (İbn Şehr Aşub, 1379, c.4: 33)
7- Muaviye, Allah’ın kitabına, Peygamberin sünnetine ve önceki halifelerin uygulamalarına bağlı kalmayı taahhüt etti. (İbn A’sem Kufi, 1411, 291.)
8- Muaviye, yıllık olarak İmam Hasan’a (AS) elli bin dirhem vermeyi kabul etti. (İbn Şehr Aşub, 1379, c.4: 33)
9- Muaviye, Cemel ve Sıffin savaşlarında İmam Ali’nin yanında savaşırken şehit olanların ailelerine bir milyon dirhem dağıtmayı taahhüt etti. Muaviye bu meblağı Darabecerd vergisinden ödemeyi kabul etti. (Şeyh Saduk, 1385, c.1: 212)
10- Muaviye, İmam Hasan’ın onun huzurunda şahitlik etmemesini kabule etti. (Şeyh Saduk, 1385, c.1: 212)
11- Müslümanlar bütünüyle (Şamlılar, Iraklılar, Tehamiler ve Hicazlılar) güvende olacaktı. (İbn A’sem Kufi, 1411, 291.)
12- Hasan bin Ali’ye (AS) ve kardeşi Hüseyin bin Ali’ye (AS) onların çocuklarına, hanımlarına, onlara bağlı olanlara, Peygamber ehlibeytine gizli veya açıkça hiçbir şekilde kötü söz söylenmemesi, kötülük edilmemesi, onlar her nerede olurlarsa olsunlar güvende olmaları taahhüt edildi. (İbn A’sem Kufi, 1411, 291.)
Görüldüğü gibi Şii kaynaklarında nakledilen maddelere dair haberler arasındaki ihtilaflar her ne kadar az olsa da yine de onlar arasında da ihtilaflar bulunmaktadır.
1- Birinci ile on birinci madde arasındaki ihtilaf şudur: barış anlaşmasında güvence verilenler tüm halk mıdır yoksa sadece Şiiler midir?
2- Altıncı ve yedinci maddeler arasında da ihtilaf vardır. Acaba Muaviye’nin önceki halifelerin uygulamalarına bağlı kalması İmam Hasan’ın (AS) talebi ve Muaviye’nin taahhüdü müydü, değil miydi?
Görüldüğü gibi barış anlaşmasının maddelerini Şii tarihçilerin haberlerine göre incelediğimizde ihtilaf ve karmaşalar ciddi bir şekilde azalıyor. Daha önce başka bir kaynağın nakletmediği haberleri (beşinci ve on ikinci maddeler) de kaldırdığımızda maddeler arasında ihtilaf veya çelişki kalmamaktadır. Bu iki hususa riayet edip vahit haberleri ve Sünni mezhebine eğilimli tarihçilerin haberlerini kaldırdığımızda barış anlaşmasının maddeleri şöyle olacaktır: