Samuel Huntington, medeniyeti en büyük kültürel kategorilendirme ve kültürel kimliğin en geniş düzlemi saymaktadır. (Huntington, 1370, s. 46). Öte yandan ünlü tarihçi Arnold Toynbee şuna inanmaktadır: Medeniyet, Yaratıcı ve yenilikçi azınlığın dehasının ürünüdür. Yani toplumda girişimci ve yenilikçi dehaya sahip, toplumun gelişim süreci ve dönüşümün etkisiyle medeniyeti meydana getiren seçkin katman. (Toynbee, 1376, s. 154).
Batılı araştırmacıların diğer yorumları arasında Will Durant’ın medeniyet hakkındaki görüşüne değinilebilir. Will Durant’ın yazdığına göre “Genel kültür belli bir seviyeye ulaştığında tarım düşüncesi oluşur.” O aslında bu tanımı, medeniyetin kentliliği içeren sözlük anlamından alıntılamıştır. (Durant, 1365, c. 1, s. 5).
Ali Şeriati’nin medeniyet tarifi, Malik b. Nebi’nin bahsettiği şeye yakındır. Şeriati, medeniyetin genel tanımına dair şöyle der: “Medeniyet, genel anlamıyla insan toplumunun maddi ve manevi yapıp ettikleri ile birikiminin toplamından ibarettir. İnsanın yapıp ettikleri dediğimizde kastedilen, doğanın basit halde bulunmadığı ve onu insanın inşa ettiğidir. Dolayısıyla insanın inşa ettikleri, tabiatın yaptıklarının karşısında yer alır.” (Şeriat, tarihsiz, c. 1, s. 6).
Ortaya konan tanımlar ve tahlillere dikkat edilerek medeniyet hakkında bazı noktalar belirlenebilir:
Birincisi, medeniyetin rasyonel bir kökeni vardır. İkincisi, her medeniyetin iktisadî düzen, kültürel sistem ve aynı şekilde siyasi rejim gibi toplumsal düzenler bütünü bulunmaktadır. Esas itibariyle bu sistemler bir medeniyetin bütünlüğünü oluşturur. Bu nedenle Üstad Muhammed Taki Ca’ferî der ki:
Medeniyet, insanların, toplumdaki tüm bireyler ve toplulukların katılımıyla ve adil ilişkilerle maddi ve manevi hedefleri bütün olumlu boyutlarda ilerletmeye yönelik makul hayattaki ahenkli teşekkülüdür. (Ca’ferî, 1373, c. 5, s. 161).
3.1. “İslam Medeniyeti” Kavramının Tanımı
Yukarıda değinilen tanımlar itibariyle İslam medeniyeti, bileşenleri Kur’an öğretileri ekseninde ve Nebevî Sünnete dayalı bir medeniyettir. Böyle bir medeniyette insan, seçilmiş bir varlık olarak Allah’ın halifesi makamında tehlikeli görevler üstlenmiştir ve Allah’a yakın olma ve onun rızasını kazanma çabası içinde ilahî kanunlara ve Nebevî Sünnete sarılarak olgunlaşma ve yücelmenin tüm aşamalarını kateder. (Can Ahmedî, a.g.e., s. 51). Bin Nebi’nin inancına göre İslam medeniyetini üretebilmek için ahlaki ve maddi şartların toplamının sağlanması gerekmektedir. Onun bakış açısında medeniyetin “insan, toprak, zaman” öğeleri vardır. (Bâbâyî, 1390, s. 46-49). Zerrinkûb’a göre de “… İslam toplumu, merkezi Kur’an olan uyum içinde bir toplumdur.” (Zerrinkûb, 1384, s. 29).
Ayetullah Hamanei, İslam medeniyetini, insanın manevi ve maddi bakımdan gelişebileceği ve arzu ettiği gayelere ulaşabileceği atmosfer kabul etmektedir. Zaten Allah Teala da onu bu gayeler için yaratmıştır. İyi ve onurlu bir hayatı olmalıdır. Aziz insan, kudret sahibi, irade sahibi, yaratıcılık sahibi, tabiat âlemini inşa eden insan. İslam medeniyeti bu anlama gelir ve İslam Cumhuriyeti’nin hedef ve ülküsü de budur. (Yüce Rehberlik Makamı’nın Beyanatı, 22/03/1383). Bu tarifte beşerin, kemale ermesini ve Allah’a yakınlaşmasını sağlayacak maddi manevi kültür ve medeniyetinin çeşitli boyutları ortaya konmuştur.
Yukarıdaki görüşlerin harmanlanmasıyla aşağıdaki noktalar ifade edilebilir:
- İslam medeniyetinin, Kur’an ayetleri esas alınarak ve Peygamber (s.a.a) tarafından temeli atılmıştır.
- İslam medeniyeti, tüm mekân ve zamanlarda insanlığın maddi manevi bütün boyutlarını kapsamaktadır.
- İslam medeniyeti dinî ahlaka dayandığından dinamizme sahiptir.
Genel olarak İslam medeniyetinden kastedilen, Peygamber’in (s.a.a) asrından başlayarak İslam’ın egemenlik alanının genişlemesiyle Çin’in Batı sınırlarından Endülüs’e kadarki alanı kapsayacak şekilde Müslümanların iktisat, kültür, din, toplum, ahlak, maddi, manevi, sanat, buluşlar, keşifler gibi muhtelif boyutlardaki tüm birikimidir. Dolayısıyla medeniyet konseptinin tanımını toparlarken, Müslüman düşünürlerin görüşüne göre medeniyetin özelliklerinin, fikri prensipler ve çevre şartları dikkate alınarak farklılaşacağı söylenebilir. Yani medeniyetin belli sayıda özellikleri her çağda çevre şartlarına göre değişkenlik gösterebilir ve yoğunlaşıp zayıflayabilir. (Ekberî, 1393, s. 90).
4. Allame Tabâtabâî’nin Bakışaçısından İslam Medeniyetinin Özellikleri
Dinî medeniyetin mükemmel örneği olan İslam medeniyetinin, onu diğer medeniyetlerden ayıran birtakım özellikleri vardır. Bu özelliklerin ağırlıklı kısmı aslında Kur’an’a dayalı anlayışlardır. Aşağıda sözkonusu meseleleri ayrıntılı olarak ele alacağız: