“Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini işte böyle mühürler.” Bu yüzden Allah, bu acı gerçeği onların kendi diliyle anlatmakta ve Hakkı inkâr etmenin zeminini kendi elleriyle hazırladıklarını ve onların bunu itiraf ettiklerini beyan etmektedirler.
“(Bu,) bilen bir kavim için, ayetleri Arapça okunarak açıklanmış bir kitaptır. Bu kitap müjdeleyici ve uyarıcıdır. Fakat onların çoğu yüz çevirdi. Artık dinlemezler. Ve dediler ki: Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda da bir ağırlık vardır. Bizimle senin aranda bir perde bulunmaktadır. Onun için sen (istediğini) yap, biz de yapmaktayız! “
Bu ayetlerin içeriğinin mutlak inat ve inatçılığı anlattığı ve bütün bu ibareler bir temsil ve istiareden öte bir şey olmadığı açıktır. Nitekim Allah bu insanları kınamış ve onların şu sözlerle Hakk’ı inkâr ettiklerini söylemiştir:
“Kalplerimiz perdelidir.” dediler. Öyle değil! Kâfirlikleri sebebiyle Allah onlara lânet etti. Onun için pek az iman ederler.”
Kaynakça
Kur’an-ı Kerim.
Nehc’ül Belağa.
Besair’ud Derecat, Seffar, Mirza Muhsin Kuçebavi’nin önsözü ile Tahran.
el-Beyan fi Tefsir-il Kur’an, Ayetullah Hoi, İlmiye baskısı, Kum, 1394.
el-Burhan fi Ulum- il Kur’an, Bedrettin Zerkeşi, Dar-u İhya ul-Mektebet’ul Ara