Genç ve Ergen Terbiyesindeki Yöntem ve Metodlar
Dr. Muhammed Ali HajiDehabadi
Çeviri: Hasan BEDEL
Giriş
“Eğitim Metodu” bahsi, hiç şüphesiz eğitim konularının en önemlilerinden birisi olarak görülmektedir. Çünkü bu konu, eğitimin ilerlemesine hâkim olan yöntem ve sistemleri doyurucu biçimde açıklamaktadır. Bu yüzden program, yöntem ve hedeflere hâkim olan metodları kapsamaktadır. Başka bir açıdan, insan gelişiminin aşamalı olmasını dikkate alarak, bu mertebelerin birbirlerine olan yakınlığıyla eğitimin ilerlemesinde hâkim olan yöntemlerden bu merhalede bahsetmek mümkündür. Başka bir deyişle, eğitim metodunu insan ömrünün tüm merhalelerinde hâkim olan genel eğitim metoduna ve insan gelişimindeki her merhaleye (çocukluk, ergenlik, gençlik ve yetişkinlik) bölmek mümkündür. Buna ilâve olarak, insan eğitiminin doğal durumu ve gidişatı onun şahsiyetinin olumlu yönleri ve davranışlarının üzerine kuruludur. Olumsuz davranışlar ve özellikler zarar verici bir durum olarak algılanmaktadır. Gözlemleyerek eğitim metodundan her iki durum için de bahsetmek mümkündür.
Bu bölümde, ergenlik ve gençlik olarak adlandırılan evrelerde insan gelişimi esas alınarak bu iki dönemin bir nevi gözlemi yapılacaktır. Elbette bu ayrımın sebebi, ergen ve gençlik terbiyesi konusunda daha fazla kolaylık sağlamak ve daha dikkatli olmak için yapılmaktadır. Zaten, ergen ve gençleri iyi davranış ve huylara sevk ettiğimiz zaman, onun beğenilmeyen davranışlardan uzak kalma ortamını hazırlamış oluruz. Bu açıdan gençler için boş vakitlerinde uğraşacakları faydalı şeylerin bulunması ve esasen onlar için meslekî ve öğretici uğraşların sağlanması, onların yoldan sapmalarının ister istemez önünü alacaktır. Buna karşılık bizim, olumsuz ve tasvip edilmeyen davranışlardan gençleri alıkoymamız, bu olumsuz ve zararlı davranışlar karşısında tedbirli olmamız gerekmekte ve ayrıca bunun için de, onların optimist ve faydalı fertler olmaları, kendi beceri ve kabiliyetlerini keşfetmeleri için yapıcı faaliyet alanları oluşturmamız icap etmektedir. Bunun için “Müsbet Metodlar” ve “Menfi Metodlar” adıyla iki yöntemi takip etmek gerekir. Müsbet metodtan maksat, gencin doğru eğitilmesi için ona kazandırılacak iyi sıfat, uygun davranış ve güzel huylardır. Menfi metod ile anlatılmaya çalışılan da, ergen ve genci pençesine alabilecek kötü alışkanlık ve tasvip edilmeyen davranışlardan beri tutmaktır. Şimdi bu iki önemli metodu detaylı bir şekilde inceleyelim.
Tasvip Edilen Davranışların Ortaya Çıkma ve Güçlendirilmesi Metodu
Dinî kaynaklarda, gençleri iyi ve tasvip edilmiş davranış ve huylara yöneltmek için birçok yöntem bulmak mümkündür ve burada da onların en önemlilerine değinilmektedir.
Fikir ve Yol Birliği
İnsan gelişimi genel itibariyle bağlılık aşamasıyla başlar ve bağımsızlık merhalesiyle son bulur. Bu iki evrenin ortasında yer alan ergenlik ve gençlik dönemi de, insanın tedricen bağımlılıktan ayrılıp, bağımsızlığın eşiğine geldiği orta aşamadır. Aile ve toplumun yapması gereken de, gençleri bu bağımlılıktan kurtarıp, bağımsızlığa ulaşmasında yardımcı olmalarıdır.
Bağımsızlık arzusu, gençlerin davranışlarında kendini gösteren isteklerden birisidir. Evde geçirdiği zamanı azaltıp, anne-babayla olan irtibatını yavaş yavaş indirgemesi, buna karşılık arkadaşlarıyla daha fazla zaman geçirip, yetişkinler için bazı normal olmayan davranışları cesurca yapmaları ve büyüklere karşı gelip, kendi görüşlerini savunmaları, bağımsızlık isteğinin alâmetlerinden yalnızca birkaçıdır. Buna rağmen yine de, onun fikrî olgunluk ve yeterli tecrübeye ulaşmamış olması ve bilinçliliğinin çoğu kez yetersiz kalmasından dolayı aile ve büyüklerin himayesi, bir şemsiye misali onu altına almalıdır. Onlar kendilerini gençlerle birliktelik etme hususunda görevli bilmeli ve onunla aynı şekilde düşünebilmek için çabalamalıdırlar.
Ergenlik ve gençlik dönemi, anne-babanın ve eğitmenin eski yöntemlerle ferdin davranışlarını kontrol altına alıp, yönlendirebileceği bir aşama değildir. Eğer ergen, başkaları tarafından baskı ve emir altına alındığı hissine kapılırsa tepki gösterecek ve kendi bağımsızlığını korumak için gerekirse inat edip, haksız da olsa, dik kafalılığa başvuracaktır. Artık ergenlik dönemi, boyun eğme ve itaat etme dönemi değildir. Ergen, kendisini anne-babası ve eğitmenleriyle aynı kategoride görmekte, görüş ve fikirlerine saygı duyulmasını beklemektedir. Bu aşamada eğitmenler, onların karşısında yer almak yerine, onların yanında olarak dayanışma ve ortak işler yapmakla gerekli olan tedbirleri almalıdırlar.
İslâm kaynaklarında bu esasa dayalı birçok örnek görmek mümkündür. Yüce İslâm Peygamberi Muhammed Mustafa’dan (s.a.a.) nakledilen bir rivayette ilk 21 yıllık yaşantının “âmir”, “memur” ve “vezir” olmak üzere üç bölüme ayrılması hususunda şöyle buyurmuştur:
“Çocuk ilk yedi yıl ‘efendi’, ikinci yedi yıl ‘kul’ ve üçüncü yedi yıl da ‘vezir’dir.”