7- Hz.Mehdi ve Mehdeviyet Doktorini

04 December 2025 57 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 8 / 12

Ama Hz. Mehdi’nin (a.f) doğduğuna inanmayan Ehl-i Sünnet âlimlerinden bir gurup, onun gaybete çekildiği hususunda da Şia mezhebinden değişik görüşe sahiptirler.

3. İmam Mehdi’nin Masum Oluşu

Ehl-i Sünnet âlimlerinin çoğu Hz. Mehdi’nin (a.f) masum olduğuna inanmamaktadırlar ve onu, diğer insanlar gibi bazı günah ve hatalara duçar olabilecek normal bir insan olarak görmektedirler. Bu görüşü İbn Kesir gibi Ehl-i Sünnet âlimlerinin birçoğu kabul etmektedir. Ehl-i Sünnet bu konuda Peygamber’in (s.a.a) buyurduğu şu hadise istinat etmektedirler: “Hz. Mehdi (a.f) biz Ehl-i Beyt’tendir; Yüce Allah onun işlerini bir gecede hazırlayacaktır.” Ama Şia mezhebine göre bütün imamlar masumdur ve onların hata ve günah işleme ihtimalleri yoktur.

Mehdilik Felsefesi

Mehdilik felsefesinin temelleri iki yönden; yani illet-i gaî (ereksel neden) ve illet-i failî (edimsel neden) yönünden incelenebilir.

1. Kâmil İnsan ve İllet-i Gaî (Ereksel Neden) Silsilesinde Yer Alması

Âlemin yaratılışındaki ilahî hedef ve onun illet-i gaîsi (ereksel nedeni) kâmil insandır. Bu hedef ve amaç da on dört masumun vücudunda tecelli etmiştir ve bu yüzden o, yeryüzünün hâkimi ve Allah’ın halifesidir.

Bu şekilde bir yönelişle İslâm felsefecileri, yeryüzünde kâmil veli ve Halifetullah’ın olması konusuna ele almış ve onu kendi ilke ve delilleriyle ispatlamışlardır.

Felsefenin önderi Ebu Ali Sina, eş-Şifa kitabının bir bölümünde imam ve halife konusuyla ilgili olarak kâmil insanın batınî, ahlâkî ve amelî makam ve mertebelerini anlatarak şöyle diyor: Eğer birisi bu özellikle yani peygamberlerin sıfatıyla sıfatlanırsa, insanî bir eğitici olur… ve o yeryüzünün hâkimi ve yeryüzünde Allah’ın halifesi olur.

İşrak felsefesinde de, toplumun önderi ve imamı konusu ele alınarak gaybet konusuna teveccüh edilmiştir.

Şeyh İşrak Şehabu’d-din Suhreverdî, Hikmetu’l-İşrak kitabında imam, rehber, toplumun başkan ve rehberinin kısımları konusundan bahsederek kendi İşrak felsefesi kaynaklarına göre, bir toplumun yöneticisi, başkanı ve rehberinin taşıması gereken şartları beyan etmiştir. O bu hususta şöyle diyor: Âlem, hiçbir zaman hikmet (sağlam ilim), delil ve açıklamalara sahip olan birisinin varlığından boş kalmaz. Böylesi bir şahıs Allah’ın yeryüzündeki halifesidir ve yer ve gökyüzü olduğu sürece de bu şekilde devam edecektir. Sonuç olarak her zamanda, kâmil ilim ve amelin örneği ilahî bir şahıs, Allah’ın halifesi ve toplumun yönetimine sahip olacak ve hiçbir zamanda yeryüzü böyle bir insandan boş kalmayacaktır… Yönetimin ona ait olduğunu söylemekten maksadımız, onun yöneticilik makamını ele geçirmesi değildir. “İlahi İmam” bazen açıktan devlet kurarak güç kazanır, bazen de son derece bir gizliliğe (gaybet) bürünür. Bu imam, insanlar tarafından “Zamanın Kutbu”, “Zamanın Velisi” olarak adlandırılan imamdır. Ondan bir iz olmasa dahi toplumun yönetimi ona aittir. Elbette bu lider, ortaya çıkarak hükümetin başına geçecek olursa, o dönem nurla dolar.

Allâme Tabatabâî, velayet risalesinde şöyle yazmaktadır: Velayet, kâmil insanın en son derecesidir ve şeriatin gelmesinin en son amacıdır.

Allâme Tabatabâî, el-Mizan tefsirinde şöyle söylemektedir: Velayet kelimesi için birçok manalar söylendiyse de, onun asıl manası, iki şey arasında engel olan bir aracının, o iki şey arasında hiçbir şey kalmayacak şekilde kaldırılmasıdır.

İhvanu’s-Sefa felsefecileri de kendi felsefelerinde, Mehdi (a.f) konusunun önemine yer vermişler ve “gaybet ve zuhur (Mehdilik)” konusunu açıklamışlardır. Onlar Mehdi’ye (a.f) ve onun yeryüzünü zulümle dolduktan sonra gelip adaletle dolduracağına inanmaktadırlar.

…İmamlar için iki dönem vardır: Açıklık dönemi ve gizlilik dönemi. Açıklık döneminde, imamlar insanların arasında açıktadırlar ve gizlilik döneminde ise (insanların arasında olmalarına rağmen) tanınmıyorlar. Bu olay korkudan dolayı değildir. Ama gaybete çekilmiş imamın yarenleri, onun yerini bilerek istedikleri zaman yanına gidebilirler ve eğer böyle olmazsa bir dönem için Allah’ın hücceti olmamış olur. Ama Yüce Allah, hiçbir zaman mahlûkatı hüccetsiz bırakmaz ve insanlarla onun arasında olan bağı kesmez. İmamlar, açıklık döneminde de gizlilik döneminde de yeryüzünün direkleri ve Allah’ın gerçek halifeleridirler. Açıklık döneminde de gizlilik döneminde de, ölen birisi eğer zamanının imamını tanımamışsa, cahiliyet zamanın insanları gibi ölmüş demektir.

Büyük âlimlerden bir grubu şöyle dediler: İnsanın yaratılış hedefi, tekâmüldür. Tekâmül, daha üstün bir varlığa bağlanmaktır ve üstün varlık da sadece Yüce Allah’dır. Bu hedef, mutlaka bazı insanlarda gerçekleşmelidir. Eğer gerçekleşmezse, amacın dışına çıkılmış olur ve Allah’ın fiillerinde amacın dışına çıkılması da, onun acizliği veya cahilliği anlamına gelir ki bu da muhal bir şeydir. Ve bu insanlar, on dört masumların ta kendileridirler. Yani illet-i gaî (ereksel neden) esasına göre âlemin yaratılış hedefi, kâmil insandır.

2. Kâmil İnsanın Failî İlletler (Edimsel Nedenler) Zincirinde Yer Alması

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar