Literatürde Sadrâ’nın insan tasavvuru çoğunlukla onun ontolojisi temelinde ve psikolojisi bağlamında ele alınır. Sadrâ’nın insan tasavvurunu farklı açılardan ele alan Farsça literatürde nispeten yoğun olan çalışmaların yanı sıra özellikle Sadrâ’nın insan anlayışını meâd eksenli bir yaklaşımla ele alan Haşim Ebu’l-Hasan Ali Hasan’ın el-İnsan inde Sadreddîn Şirâzî eseri ve Sümeyye Parıldar’ın Molla Sadrâ Düşüncesinde İnsanın Mahiyeti adlı çalışması da zikredilmeye değerdir. Bu çalışma literatürdeki çalışmalardan da yararlanarak Sadrâ’nın başta Esfâr olmak üzere eserlerinde öne çıkan insan tasavvurunu bahse konu etmektedir. Sadrâ’nın insana dair ontolojik, antropolojik ve psikolojik tahlilleri üzerinde durulacak çalışmada amaç filozofun düşünce sisteminde insan tasavvurunun yerini tespit etmeye çalışmak ve onun diğer düşünceleriyle uyumlu olup olmadığını ortaya koymaktır. Bu amaçla evvela Sadrâ’nın insanı nasıl tanımladığını ortaya koyduktan sonra insanî nefsin varoluşu, bedenle ilişkisi, tekâmül süreci ve bekasına dair Sadrâ’nın görüşleri bazı temel ilkeler üzerinden metnin sınırları çerçevesinde değerlendirilecektir.
Sadrâ’nın Felsefesinde İnsanın Mahiyeti
Varlık âlemini yaşayan tek bir varlık olarak gören Sadrâ, insanı âlemin tüm kuvvelerini kendisinde toplayan küçük âlem olarak tanımlar.[1] Darü’l-vücûd dediği âlemde tüm varlıklar en düşük mertebesinden en yücesine kadar kozmik bir yapı ve düzen içerisinde birbiriyle tek bir bağ ile bağlıdır.[2] Sadrâ’ya göre insan, az sözle talep edilen mânâyı veciz bir biçimde vermesi bakımından varlık âleminin hülasası ve bu koca kitabı özetleyen bir risale gibidir. İnsan adeta ayrandan elde edilen tereyağı veya susamdan üretilen tahin veya zeytinin özünden çıkarılan zeytinyağı gibidir. Zira insan bu varlık diyarında tüm varlıkların en yüce meyvesi, en halis özü ve en uzak gayesidir. Âlemde bulunan tüm sair varlıklar insana işaret eder. Bu anlamda insan tüm mevcudatın yaradılış gayesidir.[3]
İnsanın cismanî bir suretten insan-ı kâmil düzeyine ulaşana dek tabiî, nebatî ve hayvanî tüm yaratılış mertebelerini aştığını söyleyen Sadrâ, el-Mezâhir’de ve Esrârü’l-Ayât eserlerinde Kur’an’dan bazı ayetlere dayanarak Allah’ın insanı yedi aşamada vücuda getirdiğine dikkat çeker: Buna göre henüz yok hükmündeyken Allah’ın insanı topraktan, nutfeden, kuru, şekillenmiş, yapışkan çamurdan, pişmiş balçıktan yarattığını, ardından ona insan sureti verdiğini ve çeşitli kuvvelerle donattığını ifade eden ayetlerden her biri insanın geçirdiği yaratılış evreleri ve mizacının taşıdığı kuvvelerin bir ifadesidir. Ardından insan sureti Allah’ın kendi ruhundan üfürmesi ve ona tüm isimleri öğretmesiyle ilim ve marifet elde ederek kemale ermiş ve melekler ona secde etmiştir.[4] Sadrâ insanın ulaştığı bu nihaî mertebeyi Esfâr’da şöyle ifade eder:
Âlem bir bütün olarak tıpkı bir nefis gibi canlı bir varlıktır (ke nefsin vahideh)… İnsan, en düşüğünden en yücesine âlemin bütün hakikatlerine ilave olarak Hakk’ın esma ve sıfatlarını da kendinde toplamıştır. Hakk’ın bu isim ve sıfatlarıyla insan, tabiat âlemindeki küçük hilafetinin ardından büyük âlemin de hilafetine nail olur. Hakikatleri kendinde mündemiç etmekten kaynaklanan bu üstün mertebe sayesinde Allah’ın emriyle en üstün melekler dâhil yerde ve gökte bulunan her şey ona secde etmiştir.[5]
İnsanın mahiyetine dair sıklıkla zikrettiği bu gibi ifadelerinde insanın varlık bakımından maddî âlemle sınırlı olmayan teşkîkî yapısına vurgu yapan Sadrâ insanî nefsin kemal sürecini dört aklî seferle tasvir ettiği Esfâr eserinin hemen başında felsefenin gayesini insanın nazarî akıl ve amel açısından kemale ermek olarak yorumlar. Bu gayeye matuf olarak birçok eserinde insanın mahiyetini ve farklı âlemlerde süren kemal yolculuğunu betimler. Hatta Esfâr’ın son iki cildi tamamen insanî nefsin varoluşu, kuvveleri ve ölüm sonrasında geçirdiği bilumum aşamalarına hasredilmiştir. Bu geniş müktesebat içinde Sadrâ’nın insan tasavvurunu hülasa bir biçimde ortaya koymak adına söz konusu tasavvurun dayandığı temel ilkeleri – ki bu ilkelerin çoğu aslında Sadrâ’nın felsefesinin de temel öğretileridir- birkaç başlık altında vermeye çalışacağım: