AÇIK OTURUM MÜSTEŞRİKLERİN KUR'AN ÇEVRESİNDEKİ EN YENİ GÖRÜŞLERİ

04 December 2025 50 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 1 / 13

AÇIK OTURUM: MÜSTEŞRİKLERİN KUR'AN ÇEVRESİNDEKİ EN YENİ GÖRÜŞLERİ

2005 Ramazan'ında 11. Kur'an-ı Kerim Fuarı'nın düzenlendiği sırada Kur'an ve Düşünce salonunda “Müsteşriklerin Kur'an Hakkındaki En Yeni Görüşlerinin İncelenmesi” başlıklı bir açık oturum gerçekleştirildi.

el-Mustafa Üniversitesi Öğretim Üyesi Hüccetulislam Dr. Zemanî, Tehran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve aynı fakültenin Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Dr. Mecid Mearif ve Üniversiteler Sosyal Bilimler Kitaplarını Derleme ve Çalışma Kurumu'nun Kur'an ve Hadis İlimleri Bölümü Müdürü Ali Şefiî'nin katıldığı bu açık oturumda şarkiyat alanındaki çeşitli konular tartışılıp görüş alışverişinde bulunuldu. Toplantı sonunda oturuma katılanların sorularına cevap verildi. Şimdi bu açık oturumu özetleyerek takdim ediyoruz.

Sunucu:

Önce tartışmanın konusunu ortaya koyacağım. Sonra bununla ilgili diğer mevzuları muhterem hocalarımızla ele alacağız.

Şarkiyatbilim, Ortadoğu araştırmaları veya müsteşriklik ilk kez 1779'da Oxford İngilizce Sözlüğü'ne “oryantalizm” kavramıyla giren bir kelimedir. Aynı kelimeye 1838'de Fransızca sözlükte yer verilmiştir. Genel bir tarife göre bu kavram, Doğu milletlerinin din, dil, tarih, âdetler ve geleneklerini ele alan bilimin bütün dallarını kapsamaktadır. Şarkiyatbilim, bazı kitaplarda üç devreye ayrılan muhtelif aşamaları ve dönemleri katetmiştir. En yeni kategorilendirme dört devreyi esas almıştır:

Birinci devre Endülüs'ün Müslümanlar tarafından fethedilmesinden ve bu diyarda ilmî hayatın filizlenmesinden sonra başlar. Yani Avrupalıların, Müslümanların ilmî açıdan çok yüksek bir kemal derecesine eriştiklerini gördükleri ve bilimsel bakımdan Müslümanlarla altyapısal farklılıkları olduğunu anladıkları zaman. Bu devre Endülüs, Akdeniz adaları ve Güney İtalya'nın fethedilmesinden sonra başlar ve Haçlı savaşlarıyla birlikte sona erer.

Oryantalimin ikinci devresi Haçlı savaşlarından sonra Kur'an'ın Maracci tarafından Arapça'dan Latinceye tercümesi ile başlar. Bu tercüme, Avrupa'da Kur'an'ın daha sonraki tercümelerine kaynak olmuştur. Bu devre takriben onsekizinci yüzyılın yarısına kadar devam etmiştir. Bu dönemlerden her birinin kendine has özellikleri vardır. İkinci dönemin özelliklerinden biri, Batılıların Doğuluların üstünlüğünü teslim etmesidir. Bu konu makale ve teliflerde somut biçimde görülmektedir. Arapça'ya ve İslam medeniyetine abartılı ilgileri vardı. Mesela çeşitli isimler altında İslam ülkelerine öğrenci göndererek ister olumlu ister msuz hedeflerine ulaşmada yararlanmak üzere Arapça'ya aşina olmak istiyorlardı. Kitaplari ve eserleriyle İslamî mirasın, genel olarak İslam medeniyetinin özelliklerinin Avrupa'ya intikali, yaygın İslam karşıtlığı ve Kur'an-ı Kerim'i tercümenin başlaması bu devrenin belirgin özelliklerindendir.

Üçüncü devre de onsekizinci yüzyılın yarısından itibaren başlar ve ikinci dünya savaşının sonuna kadar devam eder. Bu dönemde şarkiyatbilim kelimesi oryantalizm veya müsteşrik kavramlarıyla sözlükleri girmiştir.

Dördüncü devre ikinci dünya savaşından sonra başlar. Tartışmamızın ana bölümü bu dönemden sonrasıyla ilgilidir. Bu devrede şarkiyatçıların yaklaşım ve tutumları değişime uğramıştır. Üstat Zemanî'nin konuşmasından sonra bu dönemin özelliklerini genel olarak arzedeceğim.

Dr. Zemanî:

Oryantalistler konu olduğunda genel olarak üç hedefimiz var. Bunların en önemlisi dinî hedeftir. Çünkü şarkiyatçılık düşüncesinin ortaya çıkışının kökeninde kilise vardı. İlk keşişler ve rahibeler bu alana adım atan ilk kişilerdi. Bu nedenle şarkiyatçılık düşüncesinin dinî kökeni vardır.

Bazen de siyasi ve sömürgeci hedefler de sözkonusu olmuştur. Haçlı savaşlarından sonra, yani onsekizinci yüzyılın yarısından itibaren oryantalistler, Batılı sömürgecilerin İslam medeniyetini tanıdıktan sonra sömürgeci hedefleri için planlama yapabilmeleri için İslamî metinler üzerinde araştırmaya ve çalışmaya başladı. Elbette ki ticari hedefler de bu hedeflerin içindeydi.

Müslümanlar arasında şarkiyatçılık düşüncesi hakkında üç ana görüş ortaya atılmıştır: Bir kesim şarkiyatçılık düşüncesine tamamen karşıdır. Fakat neden muhaliftirler? Bu noktada üç yaklaşımla karşı karşıyayız. Biri, oryantalizmin başından itibaren kilisenin şemsiyesi altında ortaya çıktığını, bu keşişlerin insaflı kimseler olmadığını, İslam medeniyetini ve Kur'an'ı ılımlı ve insaflı inceleyemeyeceklerini söylemektedir. İkinci görüş, oryantalistlerin hilelerinin bilimsel yöntemle bağdaşmadığı ve bu araştırma kiliseden başladığına göre ilmî olamayacağı yönündedir. Üçüncü görüş, İslam'ın aslî kaynaklarına, özellikle de Şiî kaynaklara bakmadığını, yöneldikleri kaynakların esas itibariyle Ehl-i Sünnet'in kaynakları olduğunu, öte yandan da oryantalistlerin yazdıklarına daha ziyade Müslüman bilim insanlarının önem verdiğini belirtmektedir.

Önceki Sayfa 1 2 3 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar