Buna göre Kur’an’ın bütün ilimleri kapsadığı görüşünün ifrat ve yanlış olduğunu belirtmiş ama ayetleri tefsir ederken bilimsel bulgular ve verilerden yardım almanın yanlış ve hata olduğuna hiçbir izah getirmemiş, hatta buna değinmemiştir bile. Belki de Kur’an’ın bütün ilimleri kapsadığını düşünmemekle birlikte bazı ayetlerin tefsirinde bilimsel bulgular ve verilerden yardım almayı doğru buluyordu. Özellikle de kitabında yıldız bilimi, yağmurun yağma, bulutların ortaya çıkma ve rüzgarın esme zamanını inceleyen bilim (meteoroloji), tarih bilimi, eski ümmetlerin haberleri, tıb ilmi gibi ilimlerden Arapların önem verdiği bilimler olarak bahsettiği ve Kur’an’daki birtakım ayetleri bu ilimlerle ilgili gördüğü hesaba katılırsa. Bahsi geçen ilimlerden haberdar olmak o ilimlerle alakalı ayetlerin manasını ortaya çıkarmada etkili olacağına göre onun da bu etkiye inanıyor olduğu ve bu tür bilimsel tefsiri onayladığı hiç de uzak ihtimal değildir. En azından bu anlamdaki bilimsel tefsire muhalefeti kesin değildir. Yine adı sayılan herkesin her türlü bilimsel tefsire, hatta deneysel bilimlerin kesin bulgu ve verilerinden yardım almaya muhalif oldukları belli değildir. İçlerinden bazıları, ayetlere bilimsel teorileri dayatmaya ve ayetleri, sallantıdaki bilimsel teorilere uydurmaya itiraz etmiş de olabilir. Fakat belki de mümkün durumlarda tefsirde deneysel bilimlerin kesin bulgularından istifade meselesine muhalefet etmiyorlardı. Ebu Hacer’in Seyyid Kutub’tan naklettiği bir cümle bu izahı desteklemektedir. Zira o cümlede Kutub, Kur’an’ın hakikatlerini bilimsel varsayım ve teorilere, hatta bilimin mutlak olmayan gerçeklerine bile uydurmanın hangi bakımlardan hata olduğunu izah ettikten sonra şöyle demiştir:
“Burada kastedilen, Kur’an’ı anlamada bilimin varlık, yaşam ve insan hakkında keşfettiği hakikatler ve teorilerden faydalanmamamız değildir. Hayır, kastettiğimiz bu değildir. Allah Teala şöyle buyurmuştur:
“Onun hak olduğu ayan beyan ortaya çıksın diye çok geçmeden nişanelerimizi âfâkta [dünyada] ve kendilerinde [varlıklarında] göstereceğiz.”
Bu işaretin icabı, ilmin âfâkta [dünyada] ve insanların varlığında keşfedeceği Allah’ın nişaneleri üzerinde tedebbür etmemiz ve [bilimin] keşfettikleri aracılığıyla Kur’an’daki medlullerin sınırlarını tasavvurumuzda genişletmemizdir.”
Daha sonra ayetlerin medlulünü genişletip derinleştirmek için açık ve sahih olarak bilimsel bulgulardan yararlanmayı Kur’an ayetlerinden misallerle açıklamıştır.
Bilimsel tefsirin muhaliflerinden sayılan kişilerin diğer muhalefeti de bu sınırda olabilir. Yahut içlerinden Kur’an’ın bütün ilimleri kapsadığına muhalif Şâtıbi gibi kimilerinin bile görüşünü net olarak bilmek, sözlerini dikkatlice ve üzerinde düşünerek ele almaya ihtiyaç duyurmaktadır. Bu çalışmada bu tür bir tahkiki gözardı ediyor ve bilimsel tefsirin sahih olup olmadığını anlamada temel rol oynayan taraftarların ve muhaliflerin delillerini incelemeye koyuluyoruz.
Bilimsel Tefsirin Taraftarlarının Delillerini İnceleme
Nakli Deliller
Bilimsel tefsirin taraftarları için zikredilen delillerin bir bölümü, Kur’an’ın bütün ilimleri kapsadığına delil gösterilen ayetler ve rivayetlerdir. Örneğin:
- “Bu kitapta hiçbir şeyi ihmal etmedik.”
- “Bu kitabı herşeyi açıklamak için sana indirdik.”
- Allah Rasulü’nden (s.a.a) şöyle buyurduğu bir rivayet nakledilmiştir: “Çok yakında bazı fitneler patlak verecek. Denildi ki: “Onlardan çıkış yolu nedir?” Şöyle buyurdu: “Sizden önce vuku bulmuş olanların ve sizden sonra vuku bulacak olanların haberi ve aranızda geçenlerin hükmünün yeraldığı Allah’ın kitabıdır.”
- İbn Mesud’dan nakledilmiş söz: “Kim ilim istiyorsa Kur’an’a yönelsin. Çünkü geçmiştekilerin ve gelecektekilerin haberi ondadır.”
- Ondan nakledilen bir başka söz: “Kim geçmiştekilerin ve gelecektekilerin ilmini istiyorsa Kur’an üzerinde çalışsın.”
- Ondan nakledilmiş bir başka söz: “Bu Kur’an’da her ilim nazil olmuştur ve onda herşey bizim için beyan edilmiştir. Fakat Kur’an’da bizim için beyan edilmiş şeyler hakkında ilmimiz yetersizdir.”
Suyuti, bu ayetler, Allah Rasulü’nden (s.a.a) nakledilmiş rivayetler ve İbn Mesud’un ilk sözüyle istidlalde bulunmuştur. Ebu Hacer de birinci ayeti tefsirde bilimsel eğilimi destekleyenlerin delilleri arasında saymış ve onların iddiasına delaletini izah etmiştir. Daha sonra ise muhaliflerin bu istidlale eleştirisini belirtmiş ve İbn Mesud’un son iki sözünü, ona delil gösterilen haberler olarak bildirmiştir.