Amine Wadud’un “Kur’an ve Kadın” Kitabı Bağlamında İslam Düşüncesinde Kadına Dair Düşünceye Farklı Bir Yaklaşım
Dr. Saadet ALTAY
Özet
Müslüman dünyanın yeni dünyada karşılaştığı problemlerin başında kadına dair yaklaşımlar gelmektedir. Bütün toplumlarda bu konu tarihin başlangıcından itibaren yaklaşık olarak modern dönem diye ifade edilen ondokuz ve yirminci yüzyıla kadar en temel sorun alanı olarak görülmüştür. Bu zamana kadar sosyal alanda kadın pek de görünür olamamıştır. Bir birey olarak varlık gösterememiş, varolma hakkı bile elinden alınmıştır. Bu uzun tarihi dönemler boyunca farklı düzlemlerde verilen mücadeleler sonrasında özellikle son iki asırdır özellikle Batı dünyasında kadınlar önemli oranda bazı haklarına kavuşabilmişlerdir. Müslüman dünyasında da dünyadaki bu yeni gelişimin bazı etkileri olmuşsa da maalesef, tarihsel ve kültürel olanın etkisiyle hala kadın bahsi en temel problem olarak varlığını sürdürmektedir. Müslüman dünyasında coğrafi ve kültürel farklılıklarla birlikte kadına dair değerlendirmeler de farklılaşmaktadır. Kimi Müslüman toplumunda kadına yaklaşım biçimi, hala yüzyıllar öncesinde var olan anlayış egemen iken, kimi toplumlarda ise kadın hakları belli bir düzeyde gelişim gösterebilmiştir. Dünyada gelişen kadın hareketleri Müslüman toplumlarında da, Kur’an’ın kadına dair değerlendirmelerinin yeniden gözden geçirilmesi sonucunu doğurmuştur. Kadına dair tarihsel ve kültürel anlayışların yerini, Kur’an’ın belirlemiş olduğu temel haklar çerçevesinde ele alınması noktasında pek çok akademik, kültürel ve sosyal çalışmaların yanı sıra aktif Müslüman kadın hareketlerini de ortaya çıkarmıştır. Tarihsel olarak patrimonyal düşüncenin egemen kılındığı Müslüman kültürünün yeniden değerlendirilmesi gerektiğine olan ihtiyaç, özellikle Kur’an merkezli yeni yorumlar etrafında Müslüman kadınların etkin olduğu pek çok aktiviteye, sosyal harekete rastlanılmaktadır. Bu anlamda üzerinde durulması gereken önemli bir eser olan Amina Wadudu’un “Kur’an ve Kadın” kitabıdır. Yazar Kur’an’ı özellikle Kadın ile ilgili ayetleri kendi metodolojisi doğrultusunda değerlendirerek yeni bir bakış açısı ortaya koymaktadır. Bu tebliğimizde Amina Wedud aslında ne söylemeye ve ne yapmaya çalışmaktadır, bunu anlamaya çalışacağız.
Giriş
Konunun anlaşılmasına katkı sunması amacıyla öncelikle Müslüman literatüründe ve Müslüman dünyada mevcut olan kadına dair değerlendirmelere kısmen değinmek gerekmektedir. Çünkü mevcut olan literatür ve düşünce biçimi kadınların hayatını zorlaştırdığı gibi itirazların ana kaynağıdır aynı zamanda.
Müslüman kültürünü oluşturan en güçlü argümanların Kur’an ve Hz. Peygamber’in (a.s.) hadislerine dayandırılan rivayet kültürü olduğu gerçeği dikkate alınarak konunun ele alınmasına ihtiyaç vardır. Yaşamın bütün alanlarına egemen olan bu yaklaşımda toplum, inanmış olmanın zorunlu bir gereği olarak kabul etmektedir. Yani, gerek inanç olarak ve gerekse sosyal yaşamında uyguladığı her bir konuyu bir şekilde dine refere etme ihtiyacını hissetmektedir.
Klasik İslam literatürüne baktığımızda kadınlarla ilgili düşüncede ataerkil yaklaşımın egemen olduğunu görmekteyiz. Bu yaklaşımın altında yatan temel argümanlar Kur’an ve hadis merkezlidir. Tarihsel ve kültürel olan bu yaklaşım biçimi, Kur’an’ın amir hükmü ve Hz. Peygamber’in uygulaması olarak takdim edilmiştir. Bu yorumlama biçimi İslamî ilimlerin tamamında egemendir, doğal olarak en fazla da uygulama merkezli olan fıkıhta egemen kılınmıştır. İslam fıkhında iki kadının şahitliği, miras, boşanma, kadının yönetici olması, ticaret yapabilmesi, velisi olmadan hacca bile gidememesi gibi pek çok konu tartışılırken, sürekli bir şekilde erkeğe göre kadın ikincil olarak değerlendirilmiş gerek fiziksel ve gerekse zihinsel olarak erkeğe göre daha düşük olarak kabul edilmiştir. İslamî disiplinlerden birisi olan Kelam ilminde bilgi edinme yolları bahsi işlenirken, kadının erkeğe göre aklî açıdan daha düşük olduğu iddiası ileri sürülmüştür. Özellikle peygamberlik ve imamet bahsinin işlendiği konularda kadından neden peygamber gelmediği ve kadının neden toplumun imamı olamayacağı bahsi işlenirken iki temel argümandan hareket edilmiştir. Kadın fiziki olarak erkeğe göre daha zayıf ve kadın erkeğe oranla aklı daha düşüktür.