Pratik aklın yorumunda iki farklı teori vardır: Birisi, pratik aklın uyarı kaynağı olduğudur algı değil. Bu teoride pratik akıl, bedenin uyarıcı gücü veya yapıcı gücü olarak tanıtılmıştır; yani külli ve cüziden algılama mertebeleri sona erdiğinde, bedenin deruni kuvvesini uyaran pratik akla sıra gelir ki cüzi algılamaya amel edilsin. Şeyhu’r-Reis İbn-i Sina bu teorinin öncüsüdür ve Muhakemat kitabının sahibi Kutbuddin Razi ve Camiu’s-Saadat kitabının sahibi Muhakkık Neraki de onu takip etmişlerdir. Böyle bir teori bu haliyle gayri meşhurdur.
İkinci teori, filozoflar arasındaki şu meşhur teoridir: Pratik akıl, idrakin kaynağıdır; yani nasıl ki felsefe teorik ve pratik olmak üzere ikiye ayrılıyorsa, müdrik anlamında (tahrik kaynağı anlamında değil) akıl, teorik ve pratik akla ayrılır. Her ikisinde de aklın rolü, idrak rolüdür, tahrik değil ve bu iki aklın yani bu iki idrakin farklılığı, teorik ve pratik felsefenin farklılığına benzer.
Bu teorinin öncüsü Farabi’dir. (Felsefenin ikinci öğretmeni) Ve bu teorinin içeriği, Şeyhu’r-Reis’in, Muhakkık Tusi’nin, Hekim Sebzevari’nin, Muhakkık Isfehani’nin ve merhum öğrencisi Muzaffer’in eserlerinde bulunmaktadır.
Sonuç olarak şöyle denebilir: İlk teoriye göre, teorik ve pratik akıl arasındaki farklılık, özde bir farklılıktır. Zira teorik akıl, idrak türünden ama pratik akıl, tahrik fiili türündendir. İkinci teoriye göre iki akıl arasındaki farklılık, itibari (soyut) ve idrak edilene göre ihtilaf olacaktır, lakin müdrik (idrak eden) in tek bir hakikati vardır; o da işi idrak ve istinbat (hüküm çıkarma) olan kuvve-i akiledir (akıl gücü) teorik akıl değil.
Teorik Akıl; Pratik aklın karşıtı olan teorik akıl, insanın fiilleriyle ilişkisi olmayan varlık ve hakikatleri derk eden nefsin idrak edici kuvvelerindendir.8 İnsanın teorik aklı, heyulani (hayali), bilmeleke, (kabiliyet) bilfiil, (gerçekten) ve mustefad (yararlanılmış) olmak üzere dört mertebeden müteşekkildir. Teorik aklın fonksiyonları şunlardan ibarettir: istidlal (delil getirme) ve istinbat ((hüküm çıkarma), bir şeyi tarif ve belirleme, külliyatı (külli kavramlar ve doğrulamalar) idrak etme, mefhumları mısdaklara tatbik etme, kübra (büyük önerme) yı suğra (küçük önerme) ye tatbik etme, taksim ve tahlil.
İçgüdüsel Akıl; Bu manada akıl, insanı hayvandan ayıran fasıl ve teorik ilmi elde etme vesilesidir ve bütün insanlar bunda eşit paya sahip değildir.
Hedef Belirleyen Akıl; Yaşamanın nihai hedefini teşhis edebilen akıl.
Araçsal Akıl; Aklın, insanı hedefe ulaştıran maksat ve programlardan ibaret bir ağdaki konumu. Bu mefhum, değerlere karşı rasyonellikten tamamen nötrdür; iyi ve kötüden bahsetmez.
Max Weber gibi sosyologlar, kapitalizm düzeninin açıklamasında, zati akılcılığın karşısında araçsal akılcılıktan yararlanıyorlar.
Görüldüğü gibi, bilginler tarafından aklın mana ve işlevi konusunda değişik tabirler kullanıldı. Yazının devamında, İmam Gazali’nin görüşlerine (ayrı olarak) yer verilecek.
Akıl için zikredilen manalara dikkat edilirse, akıl ve din ilişkisi meselesindeki akıldan maksadın, kesin önermeye dayanan burhani akıl olduğu anlaşılır; yani acaba kesin ve burhani bilgiler dinle çelişir mi? Ve sonuçta acaba akıl burada araçsal akıl ve salt beşeri bilgiler manasında mı nazar-ı dikkate alınmıştır. Kısacası akıl ve dinin çelişki veya ilişkisi meselesindeki akıl, istidlalci akıl, idraki akıl, plan ve planlı akıl ve hedefli akıldır.
3- Kitap ve Sünnette Akıl
Akıl kelimesi Kuran-ı Kerim ve İslami rivayetlerde çeşitli şekillerde kullanılmış, değer ve faziletinden söz edilmiştir. Kelime anlamı nefsi hapsetmek ve zapt etmek olan akıl, Kuran’ın birçok yerinde ve rivayetlerde geçmiştir. Diğer taraftan akılcılığa vurgu, aklın beğendiği ve akılcı bir din önerisi, mukaddes İslam dininin açık özelliklerindendir. İslam dininin esas ve ayrıntıları akli delillerle beraberdir. Dinin esaslarına ve ayrıntıların tamamına davette taabbüd (tapınma), taklit ve delilsiz söze yer verilmemiştir. Muhaliflerin karşısındaki şiarı, delil ve şahit istemek olmuştur:
De ki: Doğrucuysanız hadi, delillerinizi getirin bakalım. Muhaliflerin görüşlerini eleştirirken şöyle buyuruyor:
Doğru söylüyorsanız bundan önceki bir kitabı yahut bir bilgi eserini getirin bana. (Ahkaf/4)
İslam dininin akılcılığına açık bir delil şudur ki, (ilim maddesinin yaklaşık 780 kez değişik şekillerde Kuran’da geçmesi bir yana) “عقل: akıl” maddesi 47 kez, “ فکر:fikir” maddesi 18 kez, "لب"maddesi 16, "تدبرّ : tedebbür "4 ve akıl manasına olan "نهُی" maddesi 2 defa Kuran’da geçmiştir. Bu tür ayetlerin incelenmesi, bize İslam’ın ruhunu ve bilgi kuramını öğretiyor. Kuran’ın maarif ayetleri baştan aşağı, Kuran’dan önce ne bir filozofun öğretebildiği ve ne de Kuran’dan sonra bir bilginin onun daha üstününü getirebildiği akli delillerle doludur. Kim aşağıda geçen ayetlerin yüce ilmi makamını inkâr edebilir? Öyle ayetler ki, baştan aşağı akıl, delil, istidlal, tedebbür ve düşünceden müteşekkildir. Aşağıdaki ayetler üzerinde biraz düşünelim: