Bağımlı nedensellik kanıtı ise, Tanrının varlığını dolaylı olarak ispatlayan kanıttır. Sadra Şirazî, Ta’lika ber Hikmetu’l-İşrak‘ta der ki, âlemi var etmeyi orta nokta sayarak bağımlı (bilaraz), Allah’ın varlığına delil getirilebilir. (Kudbiddin Şirazî, Talikat: Sadru’l-Müteellihin 1388: 246). Şu çıkarıma dikkat ediniz: “Âlem var edilmiştir (masnu’)”, “bütün var edilmişlerin bir var edeni vardır”, sonuçta da “âlemin bir var edeni vardır”. Bu kanıtta, özü itibariyle (bizzat), âlem için var edenin varlığına delil gösterilmiştir. Ama âlem için bir varedenin varlığı her ne kadar âlem için bir vasıf olsa da var edenin kendisini de gerektirmektedir. Sadra Şirazî’nin ifadesiyle, var edenin kendisinin varlığı, bağımlı yolla ispatlanmaktadır. (A.g.e). Bundan dolayı bu kanıtın sonucu, âlemin bir varedeni olmasının (lehu sâni’) kanıtıdır. Bu kanıtın türü de nedenseldir. Çünkü bu kanıtın orta noktası olan “varedilmiş”, âlemin varedene sahip olması için sebeptir. Buna göre büyük önerme, yani “bir varedeni vardır”, varedenin kendisini ispatlamaz. Bilakis âlem için “âlemin varedene sahip olması”nın vasfını ispatlar. Fakat şu çıkarımın dikkat çekici bir noktası vardır: Âlem için vasıf olarak varolmanın (bir varedeni vardır) gereği, varedenin zâtının kendisi itibariyle varolmasıdır. Bu yüzden mevcut kanıt, âlemin bir varedene sahip olmasına özü itibariyle nedensellik kanıtı ve varedenin kendisinin varlığına da bağımlı nedensellik kanıtıdır. Zorunlu varlığın ya da zorunlu varlığın basit aslının özü itibariyle nedensellik kanıtı yoktur. Fakat bağımlı nedensellik kanıtı vardır.
İbn Sina Açısından Tanrının Varlığının Kanıtlanabilirliği
“Zorunlu varlık” (vâcibu’l-vücûd), İbn Sina’nın eserlerinde Allah’a işaret etmek üzere kullanılan bir kavramdır. O, felsefi eserlerinde Tanrının varlığını ispatlamak için çok sayıda kanıt ortaya koymuştur. İbn Sina’nın eş-Şifa (el-İlahiyyat), el-Mebde ve’l-Mead, el-İşarat ve’t-Tenbihat ve en-Necat gibi eserlerine göz gezdirildiğinde Tanrının varlığının kanıtlanabilir olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü o, pek çok eserinde Tanrının varlığına kanıt göstermiştir. Şifa-İlahiyat‘ta nedenler zincirindeki uçlar (vasat ve taraf) kanıtı, el-İşarat ve’t-Tenbihat‘ta imkân kanıtı, en-Necat‘ta zorunluluk ve imkân kanıtı, el-Mebde ve’l-Mead‘da Allah’ın varlığının kanıtlanabilirliğine delil vardır.
Fakat İbn Sina, bazı eserlerinde de Tanrının varlığına kanıt göstermeyi reddetmektedir. Şifa-İlahiyat‘ta şöyle der: “Ona kanıt yoktur. Bilakis o, her şeye kanıttır. Hatta onun varlığına bariz deliller vardır.” (İbn Sina, 1376: 354). Yine el-Mebde ve’l-Mead kitabında şöyle der: “Zorunlu varlığı ne fiilleri yönünden ne de hareketi bakımından ispat ettik. Dolayısıyla kıyas delil olmayacaktır. Aynı şekilde saf kanıt da yoktur. Çünkü Allah’ın sebebi yoktur; aksine kanıta benzeyen kıyaslar vardır.” (A.g.e., 1363: 33). Benzer şekilde Ta’likat‘ta da zorunlu varlığın kanıtı olmadığını ve kendi zâtı yoluyla tanınamayacağını izah eder. (A.g.e., 1369: 70). Hepsinde de Tanrının varlığına kanıt olmadığından bahsedilen sözlerine rağmen İbn Sina’nın felsefi eserlerinde kanıt gösterilmesi temel bir çelişki ve uyumsuzluktur. Fakat biraz düşünüldüğünde onun açısından Tanrının varlığının kanıtlanamaz oluşunun, özü itibariyle nedensellik kanıtına mahsus olduğu açıklık kazanmaktadır. Nitekim Şifa-İlahiyat kitabında zorunlu varlığın kanıtı olmadığını, çünkü sebebi bulunmadığını ve bu nedenle de nedensel kanıt gösterilemeyeceğini izah etmektedir. (A.g.e., 1376: 348). Bundan dolayı Tanrının varlığı kanıtlanabilir ve onu ispatlamak için özü itibariyle nedensellik kanıtı dışında başka kanıtlardan yararlanılabilir. Zaten İbn Sina’nın kendisi de Allah’ın varlığını ispatlamak için nedenselliğe benzeyen kanıtlardan istifade ettiğini belirtmektedir.
İbn Sina birçok felsefi eserinde akılcı ve felsefi tahliller aracılığıyla ve pek çok kanıtla Tanrının varlığını ispatlamaya çalışmıştır. Ama bunların arasında sıddıkin kanıtı, İbn Sina’nın görüşüne göre, Allah’ın varlığını ispatlamak için en güçlü ve en önemli kanıtlardan birisidir. Bu kanıtı birkaç felsefi ilkeye dayanmaktadır: Birincisi, varlık ve mahiyeti birbirinden ayırmaktır. İkincisi, varoluşu, zorunlu ve mümkün olarak ikiye ayırmaktır. Üçüncü ilke nedensellik, dördüncüsü döngüyü ret ve beşincisi de zincirlemeyi iptaldir.