1. Tarihe başvurma: Kur’an-ı Kerim’in insanlara ibret vermek için sunduğu konuların çoğu tarihtendir. Bazen İslam’ın ortaya çıkış tarihini, mesela Bedir Savaşı’nda olanları ve Allah’ın Müslümanlara yaptığı ilginç yardımları (Âl-i İmran, 13), Benî Nazîr’in Peygamber’le (s.a.a) olan anlaşmasını bozarak ona komplo kurması hikâyesini (Haşr suresinin ilk ayetleri) vb. anlatır, bazen geçmiş milletlerin ve kavimlerin tarihinden ve başlarından geçenlerden bahseder. Örneğin Nûh, Lût, Âd, Semûd, Benî İsrail, Ashab-ı Eyke, Seba ve diğer kavimlerin tarihinden söz eder. Nitekim bunlara Kur’an’ın muhtelif surelerinde değinilmiştir. Bazen de eski zamanlarda yaşamış belli şahsiyetlerin yaşamlarını beyan eder. Örneğin Kâbil, Kârun, Ebrehe, Nemrud, Bel’am Baura (A’raf, 175 ve 176) gibi kimselerin hikâyelerini anlatır. Bu cereyanların her birinde birçok dersler ve ibretler vardır ki görüş ve düşünce ehli bunları idrak edebilirler.
2. Nefse başvurma: İnsanı ibret ve ders almaya davet eden konular arasında, insanın kendi yaradılışı üzerinde tefekkür etmesi vardır. Mesela insan kimdir? Eskiden o kimdi? Nasıl yaratıldı ve kendisine hangi nimetler verilmişti? Nihayetinde nereye ve nasıl gitti? Bunların hepsi, üzerinde düşünüldüğünde ona ibret kaynağı olabilecek şeylerdir. Kur’an-ı Kerim birçok ayette bu noktalara değinmektedir. Zâriyât suresinde arayanlar için yeryüzünde ve nefislerinde yakîn olduğu beyan edilir: “Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hâlâ görmüyor musunuz?” Diğer ayetlerde insanın nasıl yaratıldığına ve onun ilk maddesine işaret eder ve insanı bunun üzerinde düşünmeye çağırır: “Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın. O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıştır.” Kıyamet gününde tekrar canlanacağına dair şüphe eden kimseye Kur’an, kendisinin en başta yoktan var edildiğini hatırlatmaktadır: “İnsan, daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi?”
Her halükârda bir grup ayet, insanı kendisi, geçmiş ve gelecek yaşam ve ölüm hakkında düşünmeye davet ediyor. İnsan bu hususlar üzerinde düşünerek, onların ötesindeki derslere ve ibretlere ulaşabilir.
3. Tabiat ve cansız varlıklara başvurma: Yeryüzünün ve gökyüzünün yaradılışı, gece ve gündüzün birbirini izlemesi, şimşek, yıldırım, zelzele, rüzgâr, sel ve tufan gibi doğal olgular: “Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.” “Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. Allah, geceyi ve gündüzü döndürüp duruyor. Şüphesiz bunda basiret sahibi olanlar için bir ibret vardır.” Otların, bitkilerin, ağaçların ve meyvelerin yetişmesi: “Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki, hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır.” İnsanı ibret almaya davet eden böyle başka konular da vardır.
Yaradılışın azameti ve niteliği üzerinde düşünmek ve de varlığın muhtelif açıları, bu olgulardan her birinin faydaları üzerinde tefekkür etmek insanı şaşkınlığa düşürmekte ve bunları Yaradan’ın kudreti ve azametine doğru hidayet etmektedir.