4. Hayvanların yaradılışlarındaki şaşırtıcı yönlere başvurma: Kur’an’ın ibret kaynağı unvanıyla tanıttığı konulardan bir diğeri dört ayaklılar, hayvanlar ve onların sağladığı faydalardır. Kur’an bazen hayvanlarda bulunan ibretin varlığını ve onların faydalarını, özellikle insanların besin kaynağı olan süt veya bal gibi lezzetli içecekleri açıklamaktadır: “Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır. Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz. Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki, hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır. Rabbin, bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin. Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır.” “Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de. Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.” Yeri geldiğinde insanı hayvanların ve yaradılış âlemindeki diğer varlıkların nasıl yaratıldıklarına dair gafletleri ve ilgisizlikleri yüzünden kınamaktadır: “Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı? Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün.” Zira insan gaflet uykusundan uyanır ve mahlukât ve ilahî nimetler üzerinde düşünürse gizli sırlar onun yüzüne açılır, görülenlerin ve duyulanların ötesindeki öğretilere ulaşır. Sonra bunları yaşamında davranış ve amel ölçüsü olarak belirler.
Her halükârda Kur’an’da birçok ibret verici konu vardır ki bunlar, zikrettiğimiz konulardan birine döner. Bunlardan her birine müracaat etmek ve ilgi göstermek, ibret yöntemlerinin bir üslubu olabilir.
Sonuç
Bahsedilenlere bakılarak Kur’an’ın bakışına ve kendi genel manasına göre ibretin, (çoğunlukla görme ve duyma yoluyla elde edilen) zahirî ve duyusal bir bilginin akıl ve düşünce yardımıyla batınî ve duyusal olmayan bir marifeti idrak etmeyi sağladığı bir süreç olduğu söylenebilir. Böylece insan görülen bir husustan, görülmeyen bir hususa intikal eder. Onun özel manası ise menfi cereyanlardan ders ve nasihat almaktır. Diğer bir deyişle tarihten ve Allah’ın emirlerine uymayarak ilahî azaba uğramış kavimlerin, milletlerin ve şahsiyetlerin sergüzeştinden ders almaktır. İnsanda böyle bir halin oluşturulması için ortam hazırlanmasına ibret verme yöntemi denir. Bu yöntem, Kur’an-ı Kerim’in muhataplarını hidayet etmek ve eğitmek için geniş şekilde kullandığı en önemli yöntemlerden biridir. Çünkü bu semavî kitabın birçok yerinde kavimlerin ve milletlerin tarihinden, onların başlarından geçenlerden, yaradılışın şaşırtıcılıklarından ve diğer hususlardan bahsedilmiş ve hatta bazı örneklerde ibret alınmasını emretmiştir. Bu semavî kitap, bazen insanın tarihe, kavimlerin ve milletlerin sergüzeştine müracaat etmesini, bazen insanın nefsine ve yaradılış âleminin şaşkınlık veren yönlerine bakmasını salık vererek, bazen de insanı yeryüzünde seyahat etmeye davet ederek insanın ibret alması için gerekli ortamı hazırlamak istemiştir.
Kaynakça
Kur’an-ı Kerim.
Nehcu’l-Belağa.
İbn Fâris, Ahmed (1410 h); Mucemu’l-Mekayîsi’l-Lügat, Beyrut: Daru’l-İslâmiye.
Bestânî, Mahmud (1371 hş), İslâm ve Hüner, Meşhed: Bonyâd-ı Pejuheşhâ-yi İslâmî-yi Âstân-i Kuds-i Rezevî.
Râgıb Isfahânî, Hüseyin bin Muhammed (t.y.), Müfredât-ı fî Garîbu’l-Kur’an, Tahran: el-Mektebetu’l-Murtezeviyetu’l-İhyâ-i Âsâru’l-Coğrafya.
Tehânevî, Muhammed Ali (1996), Mevsua-yı Keşşâf-ı Istılâhâtu’l-Fünûn ve’l-Ulûm, Beyrut: Mektebe-i Lübnan Nâşirûn.
Zübeydî, Muhammed Murtazâ (1385 h), Tâcu’l-Arûs min Cevâhiru’l-Kâmûs, Kuveyt: Daru’l-Hidâye.
Tabâtabâî, Muhammed Hüseyin (t.y.), el-Mîzân fî Tefsîru’l-Kur’an, Kum: Menşurât-ı Cemaatu’l-Müderrisîn fî’l-Havzatu’l-İlmiye.
Tabersî, Fazl bin Hasan (1408 h), Mecmeu’l-Beyân fî Tefsîru’l-Kur’an, Beyrut: Daru’l-Ma’rife.
Tureyhî, Fahreddin bin Muhammed (1408 h), Mecmeu’l-Bahreyn, Tahran: Defter-i Neşr-i Ferheng-i İslâmî.
Tûsî, Muhammed bin Hasan (t.y), et-Tıbyân fî Tefsîri’l-Kur’an, Beyrut: Dâr-ı İhyâi’t-Turâsi’l-Arabî.
Ferâhîdî, Halil bin Ahmed (1414 h), Tertîb-i Kitâbu’l-Ayn, Kum: İntişârât-ı Usve.
Feyz-i Kâşânî, Muhammed bin Şah Murtazâ (1334 h), es-Sâfî fî Tefsîri’l-Kur’an, Tahran: (İntişârât-ı) Mahmûdî.
Fuyûmî, Ahmed bin Muhammed (1414 h), Misbâhu’l-Munîr, Beyrut: Dâru’l-Kutubi’l-İlmiye.
Kutub, Seyyid (1408 h), Fî Zilâli’l-Kur’an, Beyrut: Dâru’ş-Şurûk.
Nehlâvî, Abdurrahman (1418 h), Terbiyet-i Bi’l-İbre, Dimeşk: Dâru’l-Fikr.