11- Din Karşıtı Bir Söylem Olarak Şer ve Kötülük Problemi

04 December 2025 30 dk okuma 7 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 1 / 7

Mutahhari Açısından

Din Karşıtı Bir Söylem Olarak Şer ve Kötülük Problemi

Üç Yönde Bir Konu

Hakîmler (bilgeler); "kötülükler"in varlığı itirazına; üç bölümlü bir cevap vermişlerdir:

a) Şerlerin mahiyeti (kötünün neliği) nedir? Kötülükler, şerler; varlığa, varoluşa ilişkin ve gerçekliği olan şeyler midir? Yoksa yokluğa ilişkin ve nispî olan hususlar mıdır?

b) Şerler ister vücûdî (varoluşsal), ister ademî (yokluk kökenli) olsunlar; acaba hayırlar ve şerler birbirinden ayrılabilirler mi? Yoksa ayrılamaz şeyler midir? Diyelim ki birbirinden ayrılmaz nitelikte olsunlar; böyle ise, acaba tüm evrendeki iyilik ve kötülüklerin toplamı göz önünde tutulursa, evrene iyi mi diyebiliriz kötü mü? Hangisi ağır basar? Hayırlar mı şerlere üstün gelir, yoksa şerler mi hayırlara? Yoksa evrende iyi ve kötü birbirine denk mi gelir?

c) Şerler ister vücudî, ister ademî olsunlar; ve yine, ister hayırlardan ayrılamaz, ister ayrılabilir olsunlar, acaba şer gerçekten şer midir? Bu şerde hiç hayır yönü yok mudur? Hiç değilse başka bir hayra veya birkaç hayra temel ve başlangıç, vesile olarak görülemez mi? Yoksa her şerrin içinde bir hayır, hatta hayırlar mı gizlidir? Her şer; bir veya birkaç hayrın doğumuna mı vesiledir?

Birinci bölümde, ikici görüşlerin (düalizm, seneviyye) cevabı verilmiştir. İkici görüşler, varlık için iki mebde', iki "prensip" kabul ederler. İkinci bölümde, şerleri İlâhî hikmete karşı birer şüphe vesilesi olarak gören materyalistlerin ve şerlerin adl-i İlâhîye karşı eleştirme vesilesi kılmaya kalkışan kişilerin cevabı verilir. Üçüncü bölümde, varlık âleminin güzel mi güzel düzeni açıklanır. Bu üçüncü bölüm, birinci bölümde verilen cevabı tamamlayan yararlı bir cevap, bağımsız fakat ikna edici bir cevap olarak alınabilir.

Yöntemimiz

İslâm hakîmlerinin bu konuda ele aldıkları hususları, biz de yeni bir şekilde ele alarak "şerler" adı verilen sorunların zihinlerde doğurabileceği şüpheleri cevaplandırmaya çalıştık. Bu kitapta sunduğumuz cevap; İslâm bilgelerinin ve özellikle Sadr'ul Müteellihin'in (126) "şerler" sorununda verdiği cevap ile aynı unsurları kapsar. Bizim cevabımız ile bu hâkîmlerin cevabı mahiyet yönünden aynıdır. Aradaki fark, bizim bu konuda başka bir yöntem seçmiş olmamızdandır. Bunun sebebi de, bizim; "şerler" meselesini "adl-i İlâhî" açısından ele almış ve incelemiş olmamızdır. Oysa İslâm hakîmleri bu konuyu "tevhid" bahsinde, ikici görüş sahiplerinin ortaya attıkları şüphe cevaplandırılır ve reddedilirken, veya "Allah'ın ilim ve inayeti", İlâhî Kaza'nın "şerler" ile nasıl bağlantısı kurulabileceği konusu incelenirken ele almışlardır. Bu sebeple de onların cevapları doğrudan doğruya kendi inceledikleri bu sorunları ilgilendirmektedir. Ancak dolayısı ile bu cevaplardan adl-i İlâhî konusunda da yararlanılabilir.

Varlıkta İkilik Sorunu

İkici görüş taraftarlarının bu alanda ileri sürdükleri veya onların düşünceleri dolayısı ile beliren şüpheye daha önce de değinmiştik. Bu şüphe şu şekilde belirmekte; ortaya çıkmaktadır:

Varlıklar, var olan şeyler, iki kesime ayrılırlar: İyi varlıklar ve kötü varlıklar. Bunlardan her birinin başka bir ilkeden sudur etmesi ister istemez gereklidir ki bu şekilde, "iyi"nin ve "kötü"nün ayrı yaratıcıları bulunduğu kabul edilsin. Aslında bu ikici görüşün taraftarları, Tanrı'yı "kötü"den tenzih etmek, arındırmak ve aklamak istemişler, ne var ki böylece ona ortak koşma durumuna düşmüşlerdir. Evreni "iyi" ve "kötü" diye ayıran ikici görüş taraftarları kötü saydıkları şeylerin varlığını gereksiz görürler, hatta sadece gereksiz ve fazla görmekle kalmayıp, "zararlı" olduklarını da kabul ederler. Böylece, bu kötülükleri de bir Allah'tan, yahut Tanrı karşısında bir güçten bildikleri için de, onların zihnindeki gerçek Tanrı telakkisi, şöyle olur: Tanrı, iyi niyetli, fakat âciz bir insan durumundadır. Durumdan o da hoşnut değildir. Fakat kötü ve kötülük isteyici bir rakip karşısında bulunmaktadır ve bu rakip; Tanrı'nın isteğine karşı bozgunculuk ve helâk doğmasına sebep olmaktadır.

Seneviyye (ikicilik, düalizm) taraftarları; Allah'ın sonsuz gücü ve yenilmez iradesi, rakipsiz kaza ve kaderi inancı ile; Allah'ın hakîm, âdil ve "hayr" oluşu inancını uzlaştıramamışlar, bu iki inancın birlikte bulunmasını açıklayamamışlardır.

İslâm ise Allah'ı bir yandan her varlığın yaratıcısı, sonsuz rahmet ve hikmet sahibi olarak bilirken, diğer yandan O'nun Kaadir İradesi'ne ve karşı konmaz gücüne de en küçük halel getirmemektedir. Her varlığı O'na dayandırarak açıklayabilmektedir, hatta İblis'i ve onun aldatışını bile!

İslâm açısından, "şer" sorunu bir başka biçimde çözülmektedir. Bir bakışla dünyada "iyi" ve "kötü" bulunduğunu, ancak diğer bir bakış açısından yaratılış düzeninde "kötü" olmadığını, olanın "hayr" olduğunu, bu düzenin en güzel düzen olup bundan daha iyi ve güzelinin var olamayacağını söylemektedir:

Önceki Sayfa 1 2 3 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar