Kur'ân'a Göre Hz. Peygamber'in Toplumsal Liderliği
Muhammed Ali Rüstemiyan
Bu makale, Kur'ân ve Sünnet açısından Peygamber'in (s.a.a) siyasî hâkimiyeti meselesini ele almaktadır. Makalede, İslâm'ın temel kaynakları olan Kur'ân ve Sünnet çerçevesinde Hz. Peygamber'in, risalet, tebliğ ve hidayetin yanı sıra siyasî liderlik yükümlülüğünü de üstlendiği ilgili ayetler çerçevesinde ispatlanmaktadır.
Giriş
Peygamber'in (s.a.a) siyasî hâkimiyeti hakkında Kur'ân-ı Kerim'de geçen ayetler birkaç gruba ayrılabilir:
Peygamber'e (s.a.a) itaatle ilgili ayetler.
Peygamber'in (s.a.a) velayeti ve onun müminlere önceliğini konu eden ayetler.
Peygamber'in (s.a.a) hükmüne dikkat çeken ayetler.
Peygamber'i (s.a.a) toplumsal işlerde eksen olarak tanıtan ayetler.
Müminleri, teşriinin rükünlerinden biri olarak Peygamber'e (s.a.a) imana çağıran ayetler.
1. Peygamber'e (s.a.a) İtaatle İlgili Ayetler
Bu grup ayetler, Peygamber'e (s.a.a) itaati çeşitli şekillerde ele almıştır. Bazı yerlerde "itaat edilmek" bütün peygamberlerle (a) ilgili hedefler arasında gösterilmiştir:
"Biz her peygamberi, Allah'ın izniyle ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik"
Bazı yerlerde de Peygamber'e (s.a.a) itaate Allah'a itaatin devamında yer verilmiştir:
"Kim Resul'e itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur."
İster "Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin, sizden olan ululemre de." ayetinde olduğu gibi emir kipi iki kez tekrarlansın, ister "Ey iman edenler! Allah'a ve Resulü'ne itaat edin, işittiğiniz halde O'ndan yüz çevirmeyin." ayetindeki gibi emir kipi "ve" bağlacı kullanılarak bir kez zikredilsin asıl maksat Peygamber'e (s.a.a) itaatin emredilmesidir. Allah'a itaatin gerekliği ise apaçık bir şeydir; burada hatırlatma amaçlı zikredilmiştir. Çünkü Allah'a itaatin farz oluşu, kelam tartışmalarında söz konusu edildiği gibi, Allah'ın Mevla oluşunun akıl aracılığıyla tanınmasıyla hâsıl olur.
Şu halde bu ayetlerde Allah'a itaatin emredilmesi, insanların bizatihi bildikleri bir şeye irşat etme amacı taşımakta; Peygamber'e itaatin Allah'a itaatin bir devamı olduğu hakikati beyan edilmektedir. O halde bu ayetlerde sadece Peygamber'e itaat etmeğe emretmekle yetinilmeyip, Allah'a itaatin de emredilmesi, insanları, bizatihi kendi akıllarıyla da kavradıkları bir şeye irşat etme amacı taşımaktadır; o da Peygamber'e itaatin Allah'a itaatin bir devamı olduğu hakikatini beyan etmektir.) Bunun delili, Allah'a itaatin hiçbir ayette tek başına geçmiyor olmasıdır. Nitekim pek çok ayette ya Allah diğer farzların yanında Peygamber'e itaati emretmiştir: "Namazı kılın, zekâtı verin; Peygamber'e itaat edin ki
merhamet göresiniz." ya da söz konusu emir peygamberlerin dilinden
aktarılmıştır: "Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."
Peygamber'e İtaatin Anlamı
İtaatin, "emri yerine getirmek" anlamına geldiğini kabul edersek, peygamberlerin emir ve yasak getirmemeleri durumunda itaatin anlamını tasavvur etmek mümkün olmaz; çünkü böyle bir durumda onlar sadece Allah'ın emirlerini aktaran aracılar olurlar, dolayısıyla da ayetlerde geçen
"Resul'e itaat edin" ifadesi, "Allah'a itaat edin" ifadesinin tekrarından ibaret olur. Hâlbuki bu ifadenin bu şekilde anlaşılmasını sağlayacak hiçbir karine yoktur. Sıradan insanların sözü bile böyle saptırıcı istiarelerden uzakken fasihlik bakımından en üstün söz olan Kur'ân-ı Kerim'in ayetlerinin böylesi istiarelerden uzak olduğu apaçık bir gerçektir.
Öte yandan, bu güçlük, "Kim Resul'e itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur.", "Biz her peygamberi, Allah'ın izniyle ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik." gibi ayetlerde daha da artmaktadır. Çünkü o zaman bu ayetlerdeki sözün gereği, Allah'ın insanlara kendisine itaat etmeleri için izin vermesi olacaktır!
İşlerin Peygamber'e Havalesi
Yukarıda geçen ayetler ile peygamberlerin kendi kavimlerine emirlerini nakleden ayetlere dikkat edilmelidir. Tıpkı Hz. Musa'nın Harun'a, halkın arasında kalmasını ve onları ıslah etmesini istediği talimatı gibi:
"Musa, kardeşi Harun'a dedi ki: Kavmimin içinde benim yerime geç ve onları ıslah et."
Yine Harun'un insanlara emri gibi:
"Sizin Rabbiniz şüphesiz merhametli olan Allah'tır. Şu halde bana uyunuz ve emrime itaat ediniz."
Hz. Musa'nın Harun'a "Bana itaatsizlik mi ettin?" diyerek çıkışması: "Emrime asi mi oldun?"
Aynı şekilde Allah, müminleri Peygamber'in talimatlarına muhalefet etmekten sakındırmaktadır:
"Onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir belâ gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar."
Peygamberlerin (a.s), kavimlerini önce Allah'a ibadete ve onun indirdiği hükümlere uyarak elde edilebilecek ilahi takvaya çağırdığı ve sonra da kendilerine itaate davet ettikleri ayetler:
"Dedi ki: Ey kavmim, ben sizin için açık bir uyarıcıyım. Allah'a kulluk edin; O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."
Allah'ın, kendi izniyle insanlar arasında onların iyiliğine olan şeyleri emretmesi için işi peygamberlere havale ettiği ve halkın da onlara itaat etmesi gerektiği açıkça görülmektedir.