Kur'ân'a Göre Hz. Peygamber'in Toplumsal Liderliği

04 December 2025 39 dk okuma 10 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 3 / 10

"Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah

dilediğine hidayet verir."

"Sen körleri sapıklıklarından çevirip doğru yola getiremezsin."

Bazı ayetlerde ise hidayet Hz. Peygamber'le ilişkilendirmiş ve Hz.

Peygamber "hâdi" olarak isimlendirilmiştir: "Şüphesiz ki sen dosdoğru yola hidayet etmektesin"2

Aynı şekilde Allah, Haşr suresinin 7. ayetinde ve yine "İş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah'a dayanıp güven" ayetinde "iş"i, Hz. Peygamber'e nispet etmekte, başka ayetlerde ise işi bütünüyle kendisine tahsis etmektedir: "Hepsi tamamen Allah'a aittir." "Fakat bütün işler Allah'a aittir."

Söz konusu ayette "iş", Hz. Peygamber'e (s.a.a) yasaklanmıştır. Bu hakikat, Kur'ân-ı Kerim'in her şeyi Allah'ın tasarrufunda gördüğü, dilerse her şeyi bir kişiye, bu cümleden olarak Peygamberine bahşedebileceği; buna karşılık bir kimsenin bağımsız olarak bir şeyin sahibi olabileceği vehmini bütünüyle çürüttüğü ve bunu tamamıyla Allah'a nispet ettiği meselesine dönmektedir. Nitekim bu, şu ayette müşahede edilmektedir: "Attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı."

Gerçi konu ettiğimiz ayette "iş" (el-emr) kelimesinin başına "min" edatının getirilmesiyle bu ayet özel bir işe dair zuhur etmektedir. Nitekim rivayetlerde de "el-emr" özel bir iş olarak tefsir edilmiştir.

Hz. Peygamber'in Bekçi, Vekil, Musallat ve

Zorba Olmaması

Hz. Peygamber'in risaletinin toplumsal işlerle irtibatlı olmadığına dair delil olarak kullanılan ayetler vardır. Bunlar, Hz. Peygamber'in halkın üzerinde bir egemen ve zorba ya da bekçi ve vekil olduğunu reddeden ayetlerdir. Birinci meseleye dair Kur'ân-ı Kerim'de iki ayet geçmektedir. Bunlardan biri Peygamber'in (s.a.a) halk üzerindeki hükümdarlık ve tasallutunu, diğeri de zorba olduğunu reddeden ayetlerdir:

"Onların dediklerini çok iyi biliriz ve sen onların üzerinde zorba değilsin"

"Öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde hükümdar değilsin"2

Bu ayetlerin her ikisi de Mekkî surelerde geçmektedir. Önceki ve sonraki ayetlerin siyakından da anlaşıldığı gibi hidayet ve iman işiyle ilgilidirler. Çünkü bu ayetlerin muhatabı müşriklerdir. Bu bakımdan Allah bu iki ayette hidayetin mecburi olmasını reddetmekte ve Peygamberine (s.a.a) şöyle demektedir: "Sen, güç kullanarak onları hidayete ulaştıramazsın. Çünkü bu işte seni onların başına hükümdar tayin etmedim." Zira ilahî sünnet, insanların kendisinin, kendi tercihleriyle hidayeti kabul etmesi şeklinde tecelli etmektedir. Eğer birisini hidayete zorlamak mecburi olsaydı Allah herkesi mümin yapabilirdi: "Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi elbette iman

ederdi"3

"Öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde hükümdar değilsin" ayeti bu konuyu apaçık beyan eder. Ayetin ikinci bölümü ("Onların üzerinde hükümdar değilsin"), "Öğüt ver. Çünkü sen

ancak öğüt vericisin" birinci bölümünün tefsiridir.

Öte yandan ayetleri toplumsal meselelerle ilişkilendirerek değerlendirir ve muhataplarını da Medine'deki müminler olarak kabul edersek, Peygamber'e (s.a.a) yasaklanan şeyin, zorbalık ve güç kullanarak yönetmek olduğu anlaşılır. Böyle bir vasıf, Peygamber-i Ekrem'in (s.a.a) siyasî hâkimiyetini kabul etme durumunda bile yasaklanmıştır. Çünkü Hz. Peygamber'in hükümeti hakka dayandığından Allah'a ve Resul'e iman, yumuşaklık ve anlayış esasına göre gerçekleşmiştir: "O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi." Allah'ın peygamberlerin (a.s) hükümeti karşısında tanıttığı zorbalık ve dayatmacılık esasına göre değil:

"İşte Âd, Rablerinin ayetlerini inkâr ettiler; O'nun peygamberlerine asi oldular ve inatçı her zorbanın emrine uydular."

Peygamber'in (s.a.a) bekçi ve vekil olduğunu reddeden ayetler de, hidayete has olmaları, müşrikler karşısında ifade edilmeleri ve imandan önce nazil olmaları bakımından önceki ayetlerle birdirler. En'am suresi 107. ayet, her iki başlığı da kapsamakta ve ondan önceki ayet Peygamber'e (s.a.a) "sadece vahye tabi ol" emriyle başlamaktadır:

"Rabbinden sana vahyolunana uy. O'ndan başka tanrı yoktur. Müşriklerden yüz çevir. Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların üzerine bekçi kılmadık. Onların vekili de değilsin"

Bu doğrultuda her ne kadar bu ayetler bekçilik ve vekillik sorumluluğunu Peygamber'in (s.a.a) omuzlarından alıyorsa da bu konuda ayetin hitabı müşrikleredir. Allame Tabatabaî bu konuda şöyle buyurur:

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar