Molla Sadrâ Epistemolojisi⁕

04 December 2025 57 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 3 / 13

Bilgiyi, bilen özne ve bilinen nesne arasında meydana gelen bir ilişki kabul eden görüşe de Sadrâ eleştiri yöneltir. Filozof’un eleştirdiği bu görüş Ebu’l-Berekât Bağdâdî el-Kitâbu’l-Mu‘teber eserinde ortaya koyar. Bağdâdî bilginin, bilen özneden bilinen nesneye yönelik olan izâfî bir sıfat olduğunu savunurken, idraki idrakin öznesinden idrak edilen nesneye, marifeti bilen özneden bilinen nesneye yönelik iki sıfat olarak kabul eder. Yani bilgi ve marifet bilinen nesnelere yönelik izâfî iki sıfattır. İlk olarak bildiğimiz şeyler dış dünyadaki varlıklardır. Dış dünyadaki nesnelere ilişkin bilgimiz onlar için zihinlere olan izâfî bir sıfat olup biz söz konusu izâfî zihnî sıfatları bilmekteyiz. Bağdâdî gibi, Râzî de bilginin bilen özne ve bilinen nesne arasında meydana gelen izafetten oluştuğunu açıklar.

Molla Sadrâ’ya göre Bağdâdî’nin ve Râzî’nin bilgi konusndaki bu görüşleri yanlıştır. Çünkü varlık itibariyle izafetlerin/ilişkilerin bağımsızlığı söz konusu olmayıp, yalnız izâfî iki şeyin varlığı söz konusu olduğunda ilişki meydana gelebilir. Nitekim zâtımız ve dış dünyada var olmayan şeyler bildiğimizde bir ilişkinin varlığı söz konusu değildir. Zâtımıza ilişkin bilgimizin, zatımızdan bize yönelik izafetten meydana gelmesi durumunda, zâtımıza ilişkin bilgi, itibar ve kıyaslama olmaksızın meydana gelmesi söz konusu olmazdı. Filozofa göre durum böyle değildir ve herhangi bir izafet söz konusu olmadan biz zâtımız hakkında bilgi sahibi oluyoruz.

El-Mulahhas sahibinin bilgiyi, izafete/ilişkiye sahip olan bir nitelik kabul ettiğini belirten Sadrâ, bu görüşün saçma olduğuna değinir. Bu görüş doğru olsaydı, Allah’ın kendi zâtına ve zâtı dışında var olanlara dair bilgisinin, O’nun zâtına ilişen zait bir nitelikten meydana gelmesi gerekirdi. Bu durumda Allah’ın yetkin sıfatları, en zayıf varlıkların sıfatlarıyla aynı türden olacaktır. Ayrıca Allah’ın bilgisinin izafetten meydana geldiği kabul edildiği taktirde Allah’ın varlığının söz konusu nitelikten önce olması gerekirdi. Böylece o nitelikten önce Allah’ın bilgi sahibi olmadığı söz konusu olurdu. Bu değerlendirmeleri ortaya koyan Sadrâ, Allah’ın bilgisinin mümkün kabul edilen varlıklara bağımlı olmasını gerektireceği için bilgiyi izafete sahip bir nitelik olarak kabul eden görüşe karşı çıkar. Filozofa göre zâtımıza dair bilgimiz, zâtımız dışında bir şey değildir. Bilginin bir nitelik kabul edilmesi durumunda, zâtımızın da bir nitelik kabul edilmesi gerekecektir. Nitekim o, zâtımızın bir nitelik olmadığı, aksine cevher kategorisine dahil olduğu görüşündedir. Bu bağlamda hayalimizde müşahede ettiğimiz şeylerin hepsinin cevher olduğunu belirten Sadrâ’ya göre aklımızla hakkında bilgi sahibi olduğumuz varlıkların nitelikler olmadığı sabittir. Söz konusu suretlerin nitelik olduğunu, bilgi için suretleri yetersiz gören ve suretlere ek olarak bir niteliğin olmasını gerekli gören kişinin, bu iddiasını burhan ile ispatı gereklidir.

Molla Sadrâ, Sühreverdî’nin bilgiye ilişkin düşüncelerine yer vererek onları da değerlendirir. Sühreverdî’ye göre bilgin zuhûrdan ibarettir ve zuhur ise nurun zâtının kendisidir. Nur kavramını kendisi için nur ve başkası için nur olmak üzere ikiye ayıran Sühreverdî, kendisi için nur olan şeyin kendi zâtını idrak ettiği yani bildiği görüşündedir. Bir şeyin kendisi dışındaki başka şeye dair bilgisi, nur olma özelliğine sahip iki şey arasında gerçekleşen nursal izafetten meydana gelir. Sühreverdî’nin bu görüşünün çelişki içerdiğini belirten Sadrâ’ya göre Sühreverdî’nin bilgi konusundaki düşünceleri, bilginin soyut olan bir şeyin varlığından ibaret olduğu görüşüne indirgenebilir. Soyut olan o şeyin kendisine ilişkin bilgisinin veya başka şeye ilişkin bilgisinin, herhangi bir engelin olmaması şartıyla varlık olması söz konusudur. Şayet kendisinden engellerin kaldırıldığı soyut varlığın, kendisi için var olma durumu söz konusu olursa, o şey kendisi için akıl olur. Şayet arazların varlığında olduğu gibi başka şey birden dolayı varlığı söz konusu olursa, bu durumda o şey başka şey için akıl, hayal veya duyu olacaktır.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar