İslamî Birlik ve Dayanışma

04 December 2025 30 dk okuma 7 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 7

Şu an dünya çapında sınırlar kalkmakta, ülkeler ortak noktalarına önem vermekte ve buna göre birlikler şekillenmektedir. Bu durumda akli ve şer'i zorunluluk, İslam ülkelerinin de bu esasa dönmelerini ve "evlerimiz mahremlerimizdir" sloganı yerine, İslam ümmetinin menfaat ve maslahatlarını düşünmelerini gerektirmektedir.

Örneğin Sudan, yabancı Müslüman yolculara vize muafiyeti uygulayarak yerinde bir girişimde bulunmuştur.

Vahdetin Etkenleri

Ortak Noktalara Vurgu

Bundan önce tevhidi dinler ve mezhepler bağlamında Kur'an'ın mantığının, hak olanı kabule davetten sonra birliğe çağrı, uzlaşı ve ortak noktalara vurgu olduğuna işaret edildi.

Şüphesiz Müslümanlarla ehli kitap arasındaki benzer noktalar, hem sayı ve hem nitelik açısından İslamî mezhep takipçileriyle mukayese edilemez. İleride inanç esaslarının yanında temel birkaç konuya da işaret edeceğiz:

1- Kâbe

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu:

"Kâbe var olduğu sürece din de payidar kalacaktır."

Şüphesiz bu süreklilik ve kaynaşma, ümmetin birliği ve bütünlüğü sayesindedir. Daha üst seviyede hac konusunda düşünülürse, hacda toplanmak her ne kadar Cuma namazında toplanmak gibi zatında olmasa da, ana hedeflerinden biri olduğu kesindir.

Cuma namazı her hafta toplu bir ibadet yapmak, hac da Müslümanların büyük bir toplantı gerçekleştirmek ve Allah'a kulluk noktasında İslam ümmetinin birliği ve kaynaşmasını sağlamak amacıyla yapılır.

Yapılan her mescit Allah'ın evi ve ibadetgâhıdır. Allah Kâbe'nin faziletini her mescide verebilir. Hac konusu sırf ibadetsel bir konu olsa, dünyanın çeşitli noktalarından onca zahmet ve zorluklarla insanları bir mekâna toplamaya ne gerek var.

Ayrıca bu toplanmayı özellikle vakfelerde belirli bir zamanla sınırlandırmak, namazın aksine kazasının bile olmaması, tayin edilmiş vakitte yerine getirilmezse bir dahaki seneye kadar beklenmesi, bu eşsiz merasimin düzenlenmesindeki asıl hedefin görüşme, tanışma, imansal muhabbet ve kardeşlik bağı oluşturma, birbirinin durumunu anlama, ümmetin vahdeti ve küfür dünyasının karşısında saf tutma olduğudur.

Nitekim Kureyşliler kendilerini üstün gördüklerinden, arafatta vakfede ve meşaru'l-harama harekette ayrı bir grup oluşturup diğer Müslümanlardan ayrı bir yol seçtikleri zaman bu işten menedildiler ve onlara diğer Müslümanların arasına katılmaları ve gittikleri yolu kullanmaları emredildi.

Bu yüzden Müslümanların vahdet temellerinin sağlamlaştırılması, haccı gösterişli kılma çabası, özellikle Şiilerin öncekinden daha çok Sünnilerin cemaat ve Cuma namazlarına katılmaları kaçınılmazdır.

İsmet makamına sahip Ehlibeyt mektebini takip etmek, her ne kadar büyük bir yükümlülük ve dinin sütunlarından biri olsa da, korunması sadece İslamî vahdet ve ihtilaftan kaçınmakla mümkün olan dinin aslını ve ruhunu korumak, daha büyük bir yükümlülüktür.

2- Kur'an

İslam mezhepleri arasındaki temel ortak yönlerden biri Kur'an'dır. Bunun sebebi, Kur'an'ın diğer semavi kitapların aksine tahriften korunmuş olması, bütün İslam mezheplerinin onu eksiksiz olarak kabul edip iman etmesidir.

Yalnız Kur'an tek başına vahdet oluşturmak için din dâhilinde verimli ve uygun değildir; zira İslamî mezhep ve ekollerin her biri değişik itikatlarla ona tevessül ediyorlar. Bu da onların arasında vahdeti sağlayamamıştır. Bunun için beyanları belirleyici olan emin ve hatadan uzak müfessirlere ihtiyaç vardır ki bunu da (Peygamber hariç) 12 imamdan başkası iddia edemez. Nitekim Camia ziyaretinde şöyle geçer:

"Sizin velayetinizi kabul etmekle tevhid kelimesi tamama erer ve Allah'ın nimeti büyür ve ayrılıklar birlikteliğe dönüşür…"

İslam ümmetinin vahdetinin oluşmasında Kur'an'ın verimliliği din haricinde ve dünya istikbarının karşısında oluşudur; bu da iki yolla mümkündür:

Kur'an'a ortak imana vurgu

Araştırma ve öğretilerine amelde daha fazla önem verilmesi

Ramazan Ayı

Oruç, görünüşte her ne kadar ferdî bir ibadet olsa da, aslında çok etkin sosyal bir boyuta sahiptir. Mübarek Ramazan ayının evvelinden sonuna kadar dünyanın her yerindeki her Müslüman'ın her gün belirlenmiş bir saatten özel bir ana kadar imsak etmeleri, İslam dünyasının gafletine rağmen, İslamî vahdetin günümüz dünyasında tamamıyla anlaşılabilir en yüce tezahürlerindendir.

Ramazan ayının girişi ve Fıtır bayramı münasebetiyle İslam ülkeleri yöneticilerinin geniş tabanlı karşılıklı kutlamaları, bu ayda İslam ülkeleri arasında Kur'an müsabakalarının düzenlenmesi, bu ayın İslam ümmetinin vahdet ayı olarak ilan edilmesi, İran İslam Cumhuriyeti'nin çeşitli ülkelerdeki elçiliklerinin iftar merasimleri düzenlemesi, kültürel ve etkin şahsiyetlerin bu merasimlere çağrılması, diğer İslam ülkeleriyle daha fazla uyum adına Fıtır bayramı münasebetiyle tatil günlerinin çoğalması, Kudüs günü yürüyüşünün bu ülkelerde düzenlenmesi ve bunun gibi benzer münasebetler, mübarek Ramazan ayının sosyal boyutunun ihyası ve İslamî vahdetin güçlendirilmesi yönünde yararlanılabilecek girişimlerdendir.

Ehlibeyt Sevgisi

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar