Prof. Dr. Mustafa ÇEVİK[1]
Özet
Bu yazıda kelam, logos ve hukuk kültürü arasında olan ve olması gereken ilişkiyi “kozmik makuliyet” çözümlemeye çalışacağız. Kelam ses ve harflerle oluşturulan anlamdır. Ancak kelam olması için ses ve harf yeterli değildir. Bunun için anlam da gereklidir. Dolayısıyla anlamsız kelam, kelam değildir. Logos ise hem söz hem de mantık anlamında kullanılır. O nedenle mantık ve sözün aslında aynı şey olduğu söylenebilir. Yani anlamı olan söz mantıklı olur ve böylece anlam ve anlamlılık içerir. Mantık ve anlam arasında bir ilişki zorunlu bir ilişkidir. Aslında mantık kurallı konuşma demektir. Kurallı söz ve cümle ötekinin zihninde yer bulurken kuralsız ve anlamsız sesler ötekinin zihninde yer bulmaz. Zihinler arası ilişkiyi belirleyen mantıklı ve kurallı ve dolayısıyla da anlamlı konuşmadır. Aynı şekilde insan-insan ilişkisi, insan toplum/devlet ilişkisi ve insan doğa ilişkisinin de bir logosu ve mantığından söz edilebilir ve bu durum hukuk olarak tanımlanır. İnsanın insanla ve çevresiyle ilişkisinin kurallı olması hukuktur, kuralsız olması kaostur. Kelamın ve logosun zihin dışındaki yansıması ise yine hukuktur.
Kelam ve logosun doğadaki yansımalarından bir diğeri de bilimdir. İki türlü bilim vardır. Birincisi logos öteki ise loiiktir. Logos doğadaki işleyiş bilimidir ve keşif merkezlidir. ise mantık, matematik ve dijital bilimler gibi daha çok zihinsel kurguya dayalı ve icat merkezlidir. İlkinde yani logosta (-loji) biyoloji, fizyoloji, sosyoloji, psikoloji, nöroloji gibi doğayı ve nesneyi konu edinen bilimler alanıdır. İkincisi ise zihinsel bilimin ürünleri olan mantık, matematik, bilgisayar gibi teknoloji bilimleri alanını kapsar.
Anahtar Kelimeler: Makul, kozmik makuliyet, kelam, logos, mantık, hukuk, bilim, kaos, cehalet
1. Kelam, Kelime ve Sünnetullah
Aristoteles Retorik isimli çalışmasında üç türlü ikna yönteminden bahseder. Bunlar ethos, pathos ve logos’tur. Ethos karakterle, pathos duygu ile, logos ise argüman ve mantıkla ikna demektir. Aristoteles’in bu ikna yöntemlerine üçlü ikna yöntemi denilmiştir.
Ethos: Konuşmacı merkezli ikna yöntemidir. Konuşmacının ya da metin yazarının kişilik özellikleri, karizması, kredibilitesi ve kamusal imajı ikna edici güç olarak kullanılır. Konuşmacı veya yazar devletten, dinden, toplumdan veya hesap sorulması güç bir otoriteden aldığı gücün etkisiyle muhataplarını ikna eder. Yaptıkları veya konuştukları inandırıcı bulunur. Kıyafet, beden dili, jest ve mimikler bir yere kadar önemlidir. Ancak konuşan veya yazan kişinin etkileyici bir geçmişi olması ve bunun da bilinir olması durumunda bunlar işe yarar. Bu da birçok kişi için ekstra zorluk içeren bir durumdur.
Bu yöntem özellikle somut, nesnel ve kesin yargı geliştirmenin zor olduğu alanlarda kullanılır. İnsanların karar vermekte zorlandığı veya kesin bilgi aramadığı alanlarda konuşmanın karakterine ve duruşuna bakılır. Dinleyenler örneğin konuşmacının fiziksel görünümü, ailesi ve konuşmasındaki akıcılık gibi tali ögeleri dikkate alarak ikna olabilir. Devlet, üniversite, araştırma kuruluşları ve güçlü tarihsel figürler de ethos ikna yönteminde kullanılmaktadır.
Ethos tarzı iknada esas olan “güven’dir. Güven etik bir yaklaşımdır. Etik olarak güvendiğimiz birinin söylediklerine de inanma eğilimimiz vardır. Konuşmacı kendisi güvenilir olmasa da güvenilen bir kişi, kurum veya alana dayandırarak bu güven tesis edilir. Bu bazen devlet, bazen tarihsel bir figür, bazen dinî kişiler veya Tanrı olabilir.
Aslında birçok insan günlük yaşamda ethos’u kullanmaktadır. Bulunduğu durum ile geçmiş arasında ilişki kurarak ikna etmeye kalkışan herkes aslında ethos kullanıyor demektir. Örneğin bir ev hanımı bir deterjanı tavsiye ederken, “Ben yıllardır bu deterjanı kullanırım, çok memnunum.” demesi bir ethous ikna yöntemidir. Bir siyasetçi, bir din adamı, bir öğretmen ve bir satıcı yaşamın her anında bu tür bir ikna yöntemine başvurabilir.
Örneğin şu cümleyi çok duyarız: “Bunca yıllık ………yım. Böyle bir şey görmedim.” Şeklinde konuşan biri aslında geçmiş deneyimini bir argüman olarak kullanmaktadır.
Pathos: Duygusal ikna demektir. Konuşmacı muhataplarının duygu durumuna göre konuşur ve ikna eder. Dinleyen kişinin duygu durumu ikna olmaya müsait değilse onun duygularını etkileyecek ögeler öne sürülür. Bu durumda konuşmacı muhatabının o an nasıl bir duygu durumu içinde olduğunu anlamaya çalışır. Konuşmacı seyirciyi neye inandırmak istiyorsa ona göre bir duygu atmosferi ve etkisi oluşturma zorunluluğu içine girer. Birçok konuşmada ve yazıda muhatabı duygulandırmaya, coşturmaya ve ağlatmaya yönelik ögeler kullanılır. Bunların tamamı konuşmanın içeriğinde yeterince ikna edici malzeme bulunmadığı için muhatabın duygusal ögelerle yapılan etkileme ve ikna çabalarıdır.
Pathos tarzı iknada korkuları kullanmak çok yaygındır. Açlıktan korkmak, ölümden veya öldürülmekten korkmak, işgal ya da saldırı gibi ürkütücü durumlarla korkutularak kişiler ve gruplar ikna edilebilir.