4. Nomos, Hukuk ve Makuliyet
İnsanlık tarihinde kurallı yaşam varlığını her zaman korumuştur. Her ne kadar antropoloji kültürünün “ilkel insan” formu insanın tarihsel serüvenini bir tür “hayvandan kopuş” serüveni olarak anlatılsa da insanlığın kast edilen şekilde kuralsız ve ilkesiz bir “ilkel yaşam” sürdüğüne dair bilimsel bir kanıt yoktur. Hayvandan az farkla yaşam sürdüren bir “ilkel yaşam” dönemi antropoloji biliminin bir mitolojik anlatımından başka bir şey değildir. Çünkü her şeyden önce yüzbinlerce hatta milyonlarca yıl öncesine ait her hangi bir bilimsel veriye rastlanmamıştır. İnsana ait kanıtlar daha çok biyolojik fosiller ve belli belirsiz sanat ve günlük yaşama dair unsurlardan ibarettir. O nedenle insanın zihinsel arkeolojisinin ancak yine zihinsel spekülasyonlarla yapılmasının daha doğru bir metodoloji olabilir. İnsan her zaman kurallı yaşamıştır. Ancak kurallar yazılı olmadığı için kuralları yok saymak, insanın vahşi hayvan gibi yaşadığını söylemek oldukça temelsizdir ve zeki olan insan türüne yönelik çirkin bir yakıştırmadır.
Kurallı yaşamın yazılı olmayan döneminde örf vardır. Örf töredir, maruf olandır ve gelenekselleşmiş yaşam şeklidir. Bütün insanlık tarihinde benzer şeylere iyi ve benzer şeylere kötü denilmesinin bir tesadüf olduğunu söylenemez. Çünkü insanın zihni aynı türsel özelliğe ait bir niteliktir. Aynı türsel özellikten aynı kuralla işleyen dil, aynı kuralla işleyen mantık ve nomos ortaya çıkmıştır. İnsanı uzlaştıran şey bu örftür. İnsanlar farklı kültürlere ait olsa da karşılaştıklarında birbirine marufu aktarırlar, ortak insani örfte buluşurlar. Eğer bir makuliyet ontolojisinden söz edilecekse bu durum insanın makuliyetinin en büyük onto kanıtıdır.
Tarihteki yazılı veya yazılı olmayan kuralların kökeni daime akıldır. Yazılı olmayan kural örf, yazılı kural hukuktur. Nomotik yaşam olan bu her kural şeklinin de kaynağı akıldır. Akıl iyi ile kötüyü, doğru bilgi ile yanlış olanı filtreleyebilen tek insani enstrümandır. Doğru yasa yapmak için de gerekli olan şey makuliyettir. Var olan hukuku (mer’i hukuk) olaylara uygulayan yargıçların kullandığı şey de akıl ve makuliyettir.
Hukuksal geleneğin kaynağı insan aklıdır. Meşruiyetin temel kaynağı ötekinin zihniyle uzlaşma imkânı sunan rasyonalitedir. Rasyonel ve makul hukuk siyasal meşruiyet için gereklidir. Yargıçlar karar verdiğinde eğer makul ve rasyonel izahı olan bir karar ise bu hukukun ve kurallı yaşamın garantisi olan devleti meşru kılar. Devletin, yargının veya politikacıların yaptıkları veya söyledikleri eğer logos ve nomos ölçeğinde bir önermeye dönüştürülemiyorsa yapılan şeyin makul ve maruf değil keyfi olduğunu gösterir. Aklî (makul) ve irfanî (maruf) geleneğe ters nomotik yaşama da terstir. Bir devletin veya bir liderin söylediklerinin veya yaptıklarının meşru olabilmesi için ortak insani örfe ve akla uygun olması gerekir. Makul devlet ve makul siyaset evrensel logos ve nomosa uygunlukla mümkündür.
Nomosa uygun yaşam makul yaşama imkân sağlar. Makul yaşam makul devleti ve makul hukuku mümkün kılar. Logosa ve nomosa uygun olmayan siyasal yaşam kişisel karizma ve coşkuya dayalı ethos ve pathos yaşamıdır. Ethos ve pathos yaşamı kendi hukukunu ve siyasasını üretir. Ethos ve pathos hukuku hesap verilebilir bir hukuk sistemi yerine korku ve karizma ile sindirilmeyi öngören bir hukuk ve siyasal yapı üretir.
Hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti için rasyonel ve evrensel bir hukuk anlayışına sahip olmak zorunludur. Rasyonel ve evrensel bir hukuk savunmayan bir siyasal akıl kendi hukukunu yapar ve gerektiğinde ideolojik ve ekonomik ihtiyacı için de hukuku dönüştürür. Hukukta makuliyet ölçüsünün yokluğu hukuku ortadan kaldırma sürecidir bir anlamda. Makul devlet aslında makul ve rasyonel bur hukuk düzeni demektir. Makul olan bilimden (logos) ve akıldan (lojik) bağımsız olamaz.
[1] Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi