Allâme Tabâtabâî’nin Düşüncesinde Genel Din Sistemi

04 December 2025 56 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 13 / 13

Detaylıca anlatılan insanî ahlâk, hiçbir surette kınayıcı veya olumsuz bir tabir değildir. Çünkü insanın melekelerini ve davranışlarını düzenleme peşinde olan her yaklaşım değerli ve dikkate şâyândır: İster saadeti kadim Yunan mirası ahlâk felsefesi gibi dünyevî ve insanların övgüsünü kazanma amacı güden beşerî övünç düşüncesi dairesinde görsün, ister semavî dinlerde geldiği gibi insanın dünya ve ahiretteki gerçek kemâli saysın ve uhrevî sevap ve ceza ya da ilâhî kader ve kazânın hatırlatılması gibi uhrevî ve madde ötesi hedeflerle insanın şahsiyetini ıslâh etmeye çalışsın. Bu sebeple İslâmî şeriatte ahlâkî tekâmül için iki yoldan da istifade edilmiştir. (Tabâtabâî, t.y., c: 18-19) Gerçi Kur’ân-ı Kerim’de ahlâkın iyileştirilmesi için dünyevî araçlardan istifade edildiğini gösteren özel bir örnek yoktur. (Tabâtabâî, 1371: c.1, 355)

Yukarıda verilenler dışında bu yaklaşıma dair söylenebilecek bir şey de şudur ki ahlâka bu bakışta ahlâkın kaynağı, mesafesi ve varış yeri insanî hususiyetlerle tarif edilir. Sanki insan için bir sınır belirlenmiştir ve o kendisini buna göre dizayn etmekle yükümlüdür. Varlığının uygunsuz olan yönlerinin ıslahı için çalışmalıdır. O bu süreçte hep kendisini görür, kendisini yargılar ve kendisini ıslah eder. Amacı bazı kemâlâta sahip olabilmektir. Bu kemâlât, daha önce toplumsal kalıplarda veya madde ötesinde kendisine anlatılmıştı. Bu yüzden o her zaman insanlar arasında veya ahirette kendisine lâyık olan makamın peşindedir. Bu genel bakışla içsel kuvvelerin itidâli açıklanabilir olmakta, her meleke kendi esasına göre değerlendirilmekte, her davranıştaki eksikliğin köküne inilmektedir. Bununla beraber belki ahlâk ilminin esasını olu

Önceki Sayfa 11 12 13 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar