İmam Hasan’ın İlmî Mirası

04 December 2025 41 dk okuma 10 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 2 / 10

• Bu dünyada şu Kur’ân’dan başka bir eser kalmadı. Onu önder edinin. Kur’ân’a en lâyık olanlar, onu ezberlemiş olmasalar bile onunla amel edenlerdir. Buna karşılık ona en uzak olanlar, onu okusalar da onunla amel etmeyenlerdir.[9]

• …Kesin olarak bilin ki, sizler hidayetin niteliğini bilmedikçe takvayı bilemezsiniz. Kur’ân’a sırt çevirenleri tanımadıkça onun sağlam ipine/ahdine sarılamazsınız. Kitab’ı tahrif edenleri tanımadıkça da onu hakkıyla okuyamazsınız. Bunları bildiğiniz zaman ancak bidatleri ve zorlamaları (din adına çıkarılan yersiz çetinlikleri) bilirsiniz, Allah’a yönelik iftiraları ve helâk olanların nasıl helâke düştüğünü görürsünüz. Bilmezler sakın sizi cahilliğe sürüklemesinler. Bu bilgiyi (Kur’ân’ın ilmini, hak ve batılın teşhisini), ehil olanlar nezdinde arayın, ehlinden isteyin. Çünkü onlar, aydınlatıcı nurlar ve uyulmaya lâyık olan önderlerdir. İlim onlarla yaşar ve hayat kazanır, cehalet de onların vasıtasıyla yok olup ortadan kalkar.[10]

• …Kur’ân’da her şeyin ayrıntılı bilgisi vardır. Ona önünden veya arkasından batıl sokulamaz. O her şeyde dayanaktır. Biz onun tefsirinde yanılmayız. Tersine, onun gerçeklerini kesinliğe kavuştururuz. Buna göre bize itaat edin. Çünkü bize itaat etmek, Allah’a, Peygamber’e ve ululemre itaatle bir arada mütalâa edildiği (ve bu üç itaat yan yana zikredildiği) için farzdır…

2- Tarihçiler, İmam Hasan’ın (a.s) Kur’ân tefsiri ile ilgili açıklamalarından örnekler rivayet etmişlerdir. Şimdi bu örneklerden birini sunuyoruz:

Bir gün adamın biri: “Şahitlik edene ve şahitlik edilene yemin olsun ki…”[11] ayetinin tefsirini öğrenmek için Peygamberimizin (s.a.a) mescidine geldi. Etrafları kalabalık insanlar tarafından sarılan üç kişi gördü. Her biri, çevresindekilere Peygamberimizden (s.a.a) işittiği sözleri naklediyordu. Adam bu üç kişiden birine ayetteki “şahitlik eden” ile “şahitlik edilen”den ne kastedildiğini sordu. Bu kişi: “Şahitlik edenden maksat cuma günü, şahitlik edilenden maksat ise Arefe günüdür.” dedi. Aynı soruyu diğerine sordu. O da şahitlik edenden cuma gününün ve şahitlik edilenden Kurban Bayramı gününün kastedildiğini söyledi. Adam aynı soruyu üçüncü kişiye sorunca şu cevabı aldı: “Şahitlik edenden maksat Resulullah (s.a.a) ve şahitlik edilenden maksat kıyamet günüdür. Çünkü yüce Allah: ‘Ey Peygamber, biz seni şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.’[12] Ve kıyametle ilgili olarak da: ‘Herkes o günün şahidi olacaktır.’[13] buyuruyor.” Soru sahibi adam, sorusunu sorduğu ilk kişinin kim olduğunu sordu. Kendisine, “Abdullah b. Abbas” cevabı verildi. Sorusunu yönelttiği ikinci kişinin kim olduğunu sordu. “Abdullah b. Ömer” karşılığını aldı. Üçüncü kişinin kim olduğu sorusuna ise, “Hasan b. Ali b. Ebu Talib” karşılığını aldı.[14]

İmam Hasan’ın (a.s) konuşmalarını ve vaazlarını inceleyenler, Kur’ân ayetlerinin nasıl isabetli şekilde delil ve tanık gösterildiklerini somut olarak görürler. Bu da bize onun Kur’-ân ayetlerinin maksatlarını, sırlarını ve gizli anlamlarını ne kadar derinliğine kavradığını kanıtlar. İlerde aktaracağımız sözleri içindeki bu tür örnekleri göreceğiz.

Peygamberimizin Hadisleri ve Davranışlarıyla İlgili Sözleri

İmam Hasan (a.s), Peygamberimizin (s.a.a) hadislerini, uygulamalarını ve ahlâkî erdemlerini yaymaya büyük bir önem verdi. Şimdi onun, dedesinden rivayet ettiği hadislerden bazı seçmeler sunuyoruz:

• Mağfireti/günahların bağışlanmasını gerektiren hususlardan biri, Müslüman kardeşinin kalbine sevinç aşılamandır…

• Ey Müslüman, bana üç şeyi garanti et, sana cenneti garanti edeyim: Eğer sen Allah’ın sana Kur’ân’da neleri farz ettiğini bilirsen, insanların en çok ibadet edeni olursun. Eğer payına düşen rızkla yetinirsen, insanların en zengini olursun. Eğer Allah’ın haram kıldığı şeylerden kaçınırsan, insanların en muttakisi olursun…

• Kim sabah namazını kıldıktan sonra güneşin doğuşuna kadar namaz kıldığı yerde oturursa, Allah onu cehennem ateşinden korur.

• Nerede olursanız olun, bana salâtü selâm getirin. Çünkü sizin salâtü selâmlarınız bana ulaşır.

• Bir gün Peygamberimize (s.a.a) bir kadın geldi. Yanında iki oğlu vardı. Resulullah’tan yiyecek istedi. O da kadına üç hurma verdi. Kadın iki oğluna birer hurma verdi. Çocuklar hurmaları yedikten sonra annelerine baktılar. Bunun üzerine kadın elindeki hurmayı ikiye bölerek her bir parçayı bir oğluna verdi. Bunu gören Peygamber (s.a.a): “Oğullarına gösterdiği merhametten dolayı Allah ona rahmet etsin.” buyurdu.

•Peygamberimiz dualarının birinde şöyle dedi:

“Allah’ım, ayak sürçmelerimi bağışla. Korktuğumdan emin eyle. Bana karşı haddi aşanların hakkından gel. Bana zulmedene karşı yardımcım ve destekçim ol. Ondan intikam aldığını bana göster.”

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar