İmam Hasan’ın İlmî Mirası

04 December 2025 41 dk okuma 10 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 3 / 10

Hz. Peygamber’in (s.a.a) uygulamalarına ve ahlâkî erdemlerine gelince, İmam Hasan (a.s) bunları yaymaya çok önem verirdi. Bu husustaki bilgilerin bir bölümünü, Peygamberimizin (s.a.a) üvey oğlu, Fatıma’nın anadan kardeşi ve kendisinin dayısı olan Hind b. Ebu Hale etTemimî’den ediniyordu. Çünkü bu zat Peygamberimizin (s.a.a) kişisel özellikleri ile ahlâkî erdemlerini bütün incelikleri ile tanımlıyordu. Peygamberimizin (s.a.a) konuşma tarzını anlatırken söylediklerinin bazıları şöyledir:

Peygamber (s.a.a) devamlı üzgündü. Sürekli düşünürdü. Hiç rahat halde olmazdı. Gereksiz yere konuşmazdı. Suskunluğu uzun sürerdi. Sözlerinin başlangıcı ve sonu çarpıcı ve net olurdu. Artığı, eksiği olmayan kapsamı geniş anlamlı cümlelerle konuşurdu. Kabalık ile gevşeklik arasında yer alan yumuşak bir tutuma sahipti. Az bile olsa minneti (nimeti) yüceltirdi. Hiçbir minneti (nimeti) kötülemezdi. Tadılacak (yenecek) bir şeyi ne kötüler ne de överdi. Dünya ve dünya için olup bitenler onu öfkelendirmezdi. Ama hak çiğnendiği zaman onu hiç kimse tanıyamaz olurdu, hakkı zafere ulaştırıncaya kadar öfkesini hiçbir şey dindiremezdi. Eliyle bir şeye işaret ederken, elinin tamamıyla işaret ederdi. Bir şeye şaşırdığı zaman elinin tersini çevirirdi. Konuşurken parmaklarını birleştirir ve sağ ayası ile sol elinin başparmağının içine vururdu. Kızdığında yüz çevirir ve ciddileşirdi. Sevindiğinde ise gözünü yumardı. Gülmesi çoğunlukla gülümseme, tebessüm şeklinde olurdu. Gülümserken inci gibi parıldayan dişleri görünürdü…

İmam Hasan (a.s), Peygamberimizin (s.a.a) uygulamalarını ve hayat tarzını tespit etmeye çok önem vermişti. Bu husustaki bilgileri, babası Ali Murtaza’dan (a.s) öğrenmeye çalıştı. Çünkü babası, Peygamberimizin (s.a.a) evlâtlığı, öğrencisi, damadı, kardeşi, risalet yükünü taşıma işindeki ortağı idi. Resulullah (s.a.a) peygamber olmadan önce ve vefat edinceye kadar, İmam Ali (a.s) hep onunla birlikte olmuştu. Bu yüzden İmam Hasan, babasından Peygamberimizin (s.a.a) tutum ve davranışlarını kendisine tanıtmasını istedi. İmam Ali (a.s) de ona, Peygamberimizi (s.a.a) örnek almak isteyen Müslüman bir kimse için eksiksiz bir yol içeren bir cevap verdi. İmam Ali (a.s) bu hususta şunları söyledi:

Peygamberimiz (s.a.a) evine varınca zamanını üçe ayırırdı. Bir bölümünü Allah için, bir bölümünü ailesi için, bir bölümünü de kendisi için kullanırdı. Sonra kendisi için ayırdığı zaman dilimini kendisi ile insanlar arasındaki görüşmelerde değerlendirirdi. Bu zamanını seçkinler aracılığı ile halkın bütünü için harcardı, onlardan hiçbir şey esirgemezdi. Ümmete harcadığı zaman diliminde Peygamber’in (s.a.a) izni ile fazilet ehli diğerlerine tercih edilirdi. Bu zamanını ziyaretçilerinin fazilet derecelerine göre bölüştürürdü. Bu ziyaretçilerden kiminin bir, kiminin iki, kiminin ise çok sayıda ihtiyacı olurdu. Onlarla karşılıklı şekilde meşgul olurdu. Onları, kendilerinin ve ümmetin meseleleri ve haberleri içinde kendilerine en gerekli ve yararlı olanlarla ilgilendirirdi. Kendilerine: “Söylediklerimi burada olanlar, burada olmayanlara ulaştırsınlar. İhtiyacını ulaştırma gücünde olmayanların ihtiyaçlarını bana ulaştırın. Kim ihtiyacını bir yetkiliye ulaştıramayanın ihtiyacını o yetkiliye iletirse, Allah kıyamet günü onun ayaklarını sabit kılar.” derdi. Yanında sadece bu gibi şeylerden söz edilirdi, hiç kimseden bundan başkasını kabul etmezdi. Ziyaretçiler yanına istek sahibi olarak girer, mutlaka memnun olarak dağılır ve başkalarına da yön verecek kimseler olarak çıkarlardı…

İmam Hasan (a.s) diyor ki:

Babama Peygamberimizin (s.a.a) konuşma tarzını sorduğumda, bana şöyle cevap verdi:

“Resulullah konuşmaktan kaçınırdı. Sadece insanlara yardım edecek, onları birleştirecek ve ayrılığa düşürmeyecek (bir rivayete göre de nefretlerine yol açmayacak) sözler söylemek için konuşurdu. Her kavmin ileri gelenine saygı gösterir ve onu kavmine önder yapardı. İnsanları kötülüklerden sakındırır, kendisini onlardan korurdu. Bunu yaparken de hiç kimseye yüzünü ekşitmez ve kötü ahlâk sergilemezdi. Sahabîlerini araştırır, durumlarına göz atıp incelerdi. İnsanların durumunu sorardı. İyiyi över, destekler; kötüyü de kötüler, aşağılardı. Tutumu tutarlı idi, değişken değildi. İnsanlar gaflete düşecekler veya yanlışa meyledecekler korkusu ile gaflete düşmezdi. Haktan yana kusur etmez, hakkın ötesine geçmezdi. Peşinden gidenler, insanların en iyileri idi. Onun nazarında en faziletlileri, en yaygın şekilde iyiliği tavsiye edenleri idi. Onun nazarında insanların en üstün derecelileri, dayanışma ve destekleme bakımından en iyi derecede olanları idi.”

İmam Hasan (a.s) devamla diyor ki:

Babama Peygamberimizin (s.a.a) oturuşunu (ve sohbet meclislerinde nasıl davrandığını) sorduğumda şöyle buyurdu:

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar