Muhammed Sadıkî , el-Furkan tefsirinin sahibi, “أَلَمْ نَجْعَلِ الْأَرْضَ كِفَاتًا أَحْيَاء وَأَمْوَاتًا”[34] ayetlerinin tefsirinde “كِفَاتًا”ne, iki kanadını toplayıp dalışa geçen kuş manası verdikten ve yeryüzünün hareket ve yerçekimini bu iki ayetten çıkardıktan sonra şöyle buyurmuştur: “Yeryüzünün sakinleri Kur’an’dan yüzyıllar önce ve ondan yüzyıllar sonra bu iki özellikten habersizdiler. Bazıları hisse dayanarak yeryüzünün hareketiyle ilgili ayetleri tevil ediyor, bazıları bu konuda susuyor ve bundan kuşku duyuyordu. Ta ki bilim sözkonusu ayetleri tefsir edinceye dek. Öyleyse Kur’an’dan sonraki bilim insanları yeryüzünün hareketini keşfedenler değildiler. Kopernik ve Newton da yerçekimi teorisini ortaya atmış sayılamaz.”[35]
Şadi Nefisi, aşağıdaki kitapları Kur’an’ın mevzu tefsiri kabul etmiş ve onları da ayetlerin bilimsel tefsirine giren kitaplar arasında saymıştır: Muhammed Tevfik Sadıki’nin el-Felek ve’l-Kur’an’ı, Abdulaziz İsmail’in el-Kur’an ve’t-Tıbbi’l-Hadis’i, Muhammed Efendi’nin Sünenullahi’l-Kevniyye ve’l-Avalimu’l-Uhra’sı, Abdurrezzak Nevfel’in el-Kur’an ve’l-İlmu’l-Hadis’i, Mehdi Bazergan’ın Bâd ve Bârân der Kur’an ve Mutahharât der İslam’ı, Seyyid Rıza Pâknejad’ın Evvelin Dânişgah ve Âherin Peyamber’i, Hüseyin Nuri’nin Dâniş-i Asr-i Feza’sı, Bîâzâr Şirazi’nin Gozeşte ve Âyende-i Cihan’ı, Yedullah Niyazmend’in İ’caz-i Kur’an ez Nazar-i Ulûm-i İmruz’u, Mekarim Şirazi’nin Peyâm-i Kur’an’ı.[36] [37]
Fakat bu kitapların muhtevası üzerinde düşünme ve yapılacak bir inceleme, onların birçoğunun tefsir olmadığını ve yazarlarının ayetlerin bilimsel tefsirine girişmediklerini, bilakis çoğunun, Kur’an-ı Kerim’de bilimsel bulgulara ve buluşlara değinildiğini açıklayarak Kur’an’daki bilimsel icazı ve beyanlarının bilimsel buluşlara uygunluğunu gösterme niyetinde olduğunu ortaya çıkaracaktır.[38] İçlerinden kimisi kendi kitabının girişinde hatırlatmıştır:
“Kur’an ayetlerini batılı bilginlerin teori, nazariye ve varsayımlarına uydurmak ve hoşumuza giden manayı, Allah göstermesin, Kur’an’dan bir ayeti filan bilim adamının notu ve taslağına onaylatmak şeklinde beyan etmek istemiyoruz. Aksine birçok bilim adamının, yorulmak bilmez bir gayretle, yaratılıştaki bazı gizli sırların üzerindeki örtüyü, Kur’an’ın, yani Allah’ın onaylayacağı şekilde kaldırmayı başardığını söylemek istiyoruz.”[39]
Onlardan bir başkası ise Bâd ve Bârân der Kur’an başlığıyla yazdığı kitabın başında kitabı yazmaktaki maksadını şöyle açıklamıştır:
Rüzgarlar ve yağmurların adının geçtiği ve bununla ilgili keyfiyetin açıklandığı ayetlerdeki bazı ifadeler ve bilgi sızıntılarının meteorolojinin keşiflerine, bilimsel malumat ve teorilere şaşırtıcı biçimde uyduğunu ve Kur’an’ı gönderip nazil edenin rüzgarı gönderen ve yağmuru indiren olduğu manasına delalet ettiğini göstermek istiyoruz. Elbette ki Kur’an fizik yasaları ve ilkeleri oluşturma ya da bize meteorolojiyi öğretme amacı gütmüyor. Hayır, rüzgar ve yağmurdan bahseden hiçbir beşeri yazı ve sözde son yüzyıla kadar eşine rastlanmadık biçimde söz söylemiş olmasını, daha önce hiçkimsenin, rüzgarların ortaya çıkması, bulutların oluşması ve yağmurun düşmesi hakkında böyle fiil ve sıfatları kullanmadığını sözkonu ediyoruz.[40]
Daha sonra kitabın birinci bölümünde rüzgar, bulut ve yağmurun ortaya çıkışının mahiyet ve niteliğini deneysel bilimler açısından açıklamış[41] ve ikinci bölümde, Kur’an’daki beyan ve ifadelerin deneysel bilimlerde keşfedilenlere uygunluğunu göstermek üzere, hakkında üç fenomenin açıklandığı ve işaret edildiği Kur’an ayetlerini zikretmiştir.[42] Örnek vermek gerekirse, rüzgarların kısımları ve onların nasıl ortaya çıktığına ilişkin bilimsel analizden bilimsel buluşlar ve teorilere göre rüzgarın hareket ve mecrasının bizim görünüşte ve yerelde hissettiğimize aykırı olarak daima sirkülasyon biçiminde olduğu ve yörüngesi bulunduğu, fakat dillerin hiçbirinde ve modern bilimin kitapları hariç hiçbir kitapta rüzgarın genel olarak sirkülasyon veya yörüngesel ifadeyle anılmadığı, hep esmek, üflemek, gelmek, çarpmak, ulaşmak, akmak ve emsali gibi (bunun benzeri) kelime ve masdarlarla kullanıldığı sonucuna varmıştır… Ama Kur’an birkaç ayette “تصریف الریاح” ifadesini kullanmaktadır. “تصریف”, sirküle etmek, mükerrer getirmek ve halleri dönüştürmek manasına gelmektedir. Bütün bu anlamlar, rüzgarların yörüngede akması ve değişken haller arzetmesinde mevcuttur.[43]
Dolayısıyla bütün kitapları mevzu tefsiri kabul etmek ve ayetlerin bilimsel tefsirine koyulmuş kitaplar arasında saymak mümkün değildir. Fakat bu kitapların muhtevası gözönünde bulundurulduğunda genellikle yazarları bilimsel tefsirin taraftarı kabul edilebilir. Çünkü onların bilimsel keşifler ve deneysel bilimlerin bulgularından yardım alarak ayetlerin mana ve maksadını ortaya çıkarmaya karşı çıkmış olabilecekleri uzak ihtimaldir.