İran’da Hicrî 3. Yüzyıldan 14. Yüzyılın Sonuna Kadar Kur’ân-ı Kerîm’in Tefsirine Yönelik Çalışmaların Şekillenmesinde Etkili Olan Süreçler

04 December 2025 55 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 12 / 12

12. Tefsîrü Garâibi’l-Kur’ân Ve Rağâibi’l-Furkân (Tefsîr-i Nîşâbûrî), Nizâm A’rac, Arapça, Hicrî Sekizinci Yüzyıl

Bu tefsir, Ehli Sünnet’in birinci derece tefsirlerinden sayılmaktadır. Bu tefsirin müellifi, Nizâm-ı Nîşâbûrî ya da Nizâm-ı A’rac olarak bilinen Hasan bin Muhammed bin Hüseyin’dir. Nizâm, Kum şehrinden idi; ancak Nişabur’da meskûn idi. O, donanımlı bir kimseydi. Matematik ve edebiyat alanlarında telifleri vardır. Yaklaşık olarak hicrî 730 yılında vefat etmiştir. Tefsiri, Tefsîr-i Fahri Râzî ve Keşşâf’tan seçkiler içermekte olup, on cilt halinde basılmıştır (Mutahharî, 1987, s. 401).

13. Tefsîr-i Şerîf Lâhîcî, Şerîf Lâhîcî, Farsça, Hicrî On Birinci Yüzyıl

Bu tefsirin müellifi, Şerîf Lâhîcî olarak meşhur olan Muhammed bin Ali (v. hicrî 1088)’dir. Bu tefsir, dört kalın cilt halinde Farsça olarak yazılmıştır. Her ne kadar Şerîf Lâhîcî’nin hikemî ve felsefî bir tefekkür yapısı olsa da, Hadîs Ehli’nin tasvipleri esasınca kaleme alınmıştır. O, âyetleri kelimesi kelimesine tercüme ettikten sonra, âyetlerle irtibatlı olan rivayetleri zikretmiştir. Tefsirinde Eşâ’ire ve Mutezile’nin kelâmî görüşlerini eleştirip reddetmiş ve tefsirini İmâmiyye Şîası’nın kelâmî akâidine göre temellendirmiştir (Hürremşâhî, 1999, c. 1, s. 718). Şerîf Lâhîcî, tefsirinde Ehlibeyt (a.s) rivâyetlerinin nakil ve beyanına oldukça özen göstermiş ve onların sözlerini Şîa’nın muteber kitaplarından aktarmıştır. Aynı şekilde müfessir, diğer müfessirlerin sözlerine kâmil surette hakim oluşundan dolayı, birçok konuda onların sözleri arasındaki çelişkilere de işaret etmiştir (Şerîf Lâhîcî, 1995, c. 1, Mukaddime).

14. Tefsîr-i Sâfî, Feyz-i Kâşânî, Arapça, Hicrî On Birinci Yüzyıl

Feyz-i Kâşânî olarak bilinen Molla Hasan bin Murtaza (h. 1007 – 1091), hicrî on birinci asırda ilmî, fıkhî ve naklî alanların yüksek sütunlarını/temel direklerini teşkil eden kimselerdendir. O, İslam âlimleri arasında yüce bir makam ve mertebeye sahiptir.  Kâşân’da doğmuştur. Bu şehirde ilmî dereceleri katetmiş ve büyük bir üne kavuşmuştur. Feyz-i Kâşânî’nin; Sâfî, Esfâ ve Musaffâ olarak adlandırdığı, büyük, orta ve küçük olmak üzere üç adet tefsiri vardır.

Tefsîr-i Sâfî, Şîa külliyâtının tedavüldeki en büyük ve en meşhur tefsirlerindendir.  Müellifi, tefsirin başlangıcına, on iki faslı içine alan bir mukaddime yazmış ve bu mukaddimede Kur’ân’ın çeşitli özelliklerinden, faziletlerinden, âyetleri tilâvet etmenin sevabından, tefsir ve te’vil konularından bahsetmiştir. Bu tefsir, rivâyet ile dirâyetin, aklın ve naklin bir birleşimidir/imtizacıdır. Edebî ve belâğî hususların ortaya konulmasında, Tefsîr-i Beyzâvî’ye özel bir ilgi gösterilmiştir. Bu bağlamda Tefsîr-i Beyzâvî’nin metnindeki ifadelerden istifade etmiştir. Bazen kelimelerin şerhinde ve âyetlerin tefsirinde, bir kelime dahi eklemeksizin Beyzâvî’nin ifadelerini aynen aktarmıştır. 

Genel bağlamda bu tefsir; âyetlerin tefsir veya te’villerinin, Ehlibeyt (a.s)’in rivâyetleriyle irtibat halinde olduğu tefsirler arasındadır. Ama ne yazık ki bu tefsirde, çok sayıda İsrâiliyyât ve zayıf hadîs de bulunmaktadır. Bazı konularda da, zâhiren âyetlerin te’vili hükmünde sayılabilecek irfânî sözlere yer verilmiştir.

15. Tefsîrü Kenzi’d-Dakâik Ve Bahri’l-Garâib, Kumî Meşhedî, Arapça, Hicrî On İkinci Asır

Bu tefsirin müellifi, Meşhedî olarak bilinen hicrî on ikinci yüzyıl âlimlerinden Muhammed bin Muhammed Rızâ bin İsmâîl bin Cemâleddîn Kumî (v. hicrî 1125)’dir. O, Kum’da doğmuştur. Meşhedî olarak meşhur olmasının nedeni, Meşhed’de İmâm Rızâ (a.s)’nın kabrinin yakınlarında ikamet edip, ömrünün sonuna dek burada kalmış olmasıdır.

Hakikatte bu tefsir, İmâmiyye Şîası’nın en önemli tefsirlerinin bir özeti şeklindedir. Onun tefsir metodu, akıl ve naklin bir araya getirilmesidir. Nitekim Ehlibeyt (a.s)’ten nakledilen rivayetleri, senetlerini zikrederek aktarmış; daha sonra da kendi düşüncesini veya diğer kitap ve eserlerdeki görüşleri kaleme almıştır. Üstadı Feyz-i Kâşânî’nin metoduna bağlı olduğundan dolayı; irfânî, edebî ve kelâmî mevzularda onun görüşlerini aktarmış ve kendi tefsirinde bunlardan faydalanmıştır.

Bu tefsir, İmâmiyye âlimleri nezdinde özel bir prestije sahiptir. Onlar, bu tefsirin Tefsîr-i Sâfî ve

Önceki Sayfa 10 11 12 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar