1- Ehlisünnet Rivayetlerinde Mehdi

04 December 2025 54 dk okuma 14 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 4 / 14

17- Abdulaziz b. Baz (ö: 1420), ömrünün sonuna kadar Suudi Arabistan Başmüftüsü olarak görev yapmıştır. O, Vahhabiyetin en büyük unsurlarından ve âlimlerindendi. O, tekfircilikle tanınmış bir şahsiyetti. Nitekim tekfir anlayışı, Vahhabiyetin Muhammed b. Abdulvahhab eliyle tesis edildiği ilk günden itibaren vazgeçilmez bir alışkanlığı ve genel stratejisi olmuştur. Onlarda Resulullah (s.a.a) Ehlibeyt'ine karşı en ufak bir temayül görülmemiştir. Aksine Ehlibeyt'in faziletlerini inkâr etmek ve onları küçük düşürebilmek için özel bir çaba içine girmişler, yapabildiklerini yapmışlardır. Emevileri savunmak adına da ne gerekiyorsa sonuna kadar yapmışlardır. Sanki onların Âl-i Ebu Süfyan'a olan inancı Âl-i Muhammed'e olan inançlarından daha fazladır! Nitekim inanç, ahlak ve amelindeki onca fesada rağmen Yezid b. Muaviye'yi savunmak için kitap yazmışlardır. Oysaki Yezid'in Hz. yaptığı zulüm ve cinayetler tarihin sayfalarını karartmıştır. Özellikle Resulullah'ın (s.a.a) torunu ve cennet gençlerinin efendisi, Peygamberimizin hoş kokulu reyhan çiçeği Hüseyin b. Ali'ye (a.s); onun evlatlarına, kardeşlerine ve yarenlerine karşı işlediği cinayetler apaçık şekilde ortadadır. Onlar Muhammed (s.a.a) ümmetinin en hayırlı insanlarıydı. Yezid, İmam Hüseyin'in (a.s) ailesini ve kızlarını esir etti. Oysaki onlar Peygamber'in (s.a.a) kızlarıydı. Onun Resulullah'ın (s.a.a) haremi olan Medine şehrinde Hirre vakası olarak tarihe geçen cinayetleri de bir utanç vesikasıdır. O, bu olayda Peygamber ashabından ve tabiinden birçok masum insanı öldürmüş, ordusundaki askerlere Medine kadınları ve kızlarının namuslarını helal/mubah kılmıştır. Onların yaptığı facia ve cinayetleri hatta şayet kâfirler bile işlememiş, bu çirkefliklerden hayâ etmişlerdir. Sonra Allah'ın beytini yıkmış ve Allah'ın haremine her türlü saygısızlığı yapmıştır… Vahhabiler bunca cinayetleri işlemiş olan birini temize çıkarmak için çaba sarf etmişlerdir. Oysaki küfür, bidat ve günahını izhar eden, sünneti öldüren, Allah'ın ayetlerini tahrif eden, Allah dostlarını ve onların evlatlarını öldüren, fey'i kendileri için sahiplenen, Müslümanların mallarını ve namuslarını yağmalayan; böylece Allah'ın, meleklerin ve Allah dostlarının lanetlerini üzerlerine alan Ümeyye oğullarının bu azgın canilerini temizlemek köpekleri ve domuzları temizlemekten daha zordur! Evet, Vahhabiyet, selefin fesat ve zulümlerini haklı gösterecek gerekçeler bulmak için özel bir çaba içine girmiş bir güruhtur. Sanki Vahhabilerin yanında zulüm ve cinayet iki kısma ayrılır: İyi olanı… Selefin yaptığı, özellikle de tabiin veya Resulullah'ı (s.a.a) görenlerin işlediği zulüm ve cinayet bu kabildendir. Çirkin olanı… Bunların dışında kalanların işlediği zulüm ve cinayetler bu kabildendir. Elbette bunun da istisnası var. Eğer bu zulüm ve cinayetleri onların muhaliflerine karşı işlemişlerse bu da iyi zulüm sayılır! Allah'a yemin olsun ki bu anlayış açıktan açığa İslam dininin tahrifidir. Allah bizi onların şerrinden korusun. Kısacası Resulullah (s.a.a) Ehlibeyt'i ile hiçbir ilgisi olmayan ve onlara en ufak bir sevgisi bulunmayan [zira ayete göre Yüce Allah bir kalpte birinin sevgisiyle düşmanının sevgisini bir araya getirmez] Vahhabi ekolünün Başmüftüsü olan Bin Baz bile Mehdi konusunu, onun çıkışını, adaletini ve bu mesele hakkında gelmiş olan hadisleri itiraf etmiştir. Elbette Bin Baz ve onun emsali kimselerin bu itirafı Resulullah (s.a.a) Ehlibeyt'inden etkilendikleri ve mezheplerinin bir gereği olduğu için değildir. Aksine bu konuda gelmiş olan hadislerin kesret ve çokluğunun doğal sonucudur. Öyle ki artık bu mesele besbelli bedihi konulardan biri olmuştur. Dolayısıyla onu inkârın münkirine daha çok zararı vardır.

Abdulaziz b. Baz'dan Medine şehrinde yayımlanmış el-Camiet'ul-İslamiyye (İslam Üniversitesi) dergisinin 3. sayısında Ehlisünnet'in itikadını beyan ederken şöyle dediği nakledilmiştir:

Mehdi meselesi bilinen bir konudur. Onun hakkında müstefiz, hatta birbirini destekler nitelikte mütevatir hadisler vardır. Birçok ilim ehli kimse bu konudaki hadislerin mütevatir olduğunu ifade etmiştir. Bu konudaki hadisler mana cihetinden mütevatirdir; zira birçok kanaldan nakledilmiştir. Hadislerin mahreçleri, sahabeleri, ravileri ve lafızlarındaki çeşitlilik, açık bir gerçeğe delalet etmektedir. O da şudur: Vâdedilen şahıs konusu sabittir ve onun çıkacağı haktır…

18- Vahhabi âlimlerinden Şeyh Hemud b. Abdullah Et-Tuveyceri "el-İhticac bil Eser Ala Men Enkere'l-Mehdiyy'il-Muntezer" kitabında şöyle demiştir: Bu babda gelen hadisler üzerinde düşündüğümde benim için onların çoğunun sahih olduğu ortaya çıktı. Nitekim Ebu Davud, Tirmizi, el-Hattabi, Muhammed b. Hüseyin el-Ebri, Şeyhül İslam İbn Kayyim, Şevkani gibi ilim ve dirayetlerine güven duyulan âlimler de bu gerçeği beyan etmiştir.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar