1- Ehlisünnet Rivayetlerinde Mehdi

04 December 2025 54 dk okuma 14 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 14

19- Çağımızın büyük Vahhabi ulemasından olan Muhammed b. Nasiruddin Albani (ö:1420), "Silsilet'ul-Ahadis'is-Sahihe ve Şey'un Min Fıkhıha ve Fevaiduha" kitabında şöyle der: Bunların durumu, Hz. İsa'nın (a.s) ahir zamanda yeryüzüne ineceği inancını – ki hakkında mütevatir düzeyde sahih hadisler vardır –inkâr edenlerin durumuna benzemektedir… Sonra şöyle demiştir: Mehdi inancını inkâr edenlerin bunu da inkâr ettiklerine dair neredeyse bende kesin kanaat oluşacaktır. Hatta bazıları açık şekilde dillendirmeseler de sözlerinin arasından bu anlaşılmaktadır. Bana göre bu inkârcıların durumu, sırf Firavunlardan bazıları ilahlık iddiasında bulunduğu için Allah'ın ilahlığını inkâr edenlere benzemektedir. Acaba öğüt alan yok mu?!

Aynı şekilde "Et-Temeddun'ul-İslami" dergisinde (c.22, s.632-646) yayımlanan risalesinde şöyle demiştir: Mehdi meselesine gelince; şunun iyi bilinmesi gerekir ki onun çıkışı hakkında birçok sahih hadis vardır. Bunlardan büyük bir bölümünün senetleri de sahihtir. Kısaca sözün özü şudur: Mehdi'nin çıkışına inanmak, Resulullah'tan (s.a.a) mütevatir olarak gelmiş sabit bir akidedir. Ona iman etmek vaciptir; çünkü gaybi konulardandır ve gayba inanmak Yüce Allah'ın şu ayette buyurduğu gibi muttakilerin özelliklerindendir:

"Elif, Lâm, Mim. İşte o kitap (Kur'an); onda bir kuşku yoktur. O, takvalı olanlar için yol göstericidir. Onlar, gayba inanırlar…"

Bu konuyu ancak cahil veya kibirli/inatçı kimse inkâr eder.

Gördüğünüz gibi, tevatür naklinde bile tevatür vardır. Hadis alanında uzmanlaşmış olan bu âlimler, Yüce Peygamber'den (s.a.a) Mehdi'nin çıkışı ve onun Resulullah'ın Ehlibeyt'inden olacağı konusunda gelen hadislerin mütevatir olduğuna şahitlik etmektedirler. Şunu iyi bilmek gerekir ki mütevatir bir hadisin hücciyeti onun senedinin kuvvet ve sıhhatine bağlı değildir. Zira bu, ancak hücciyetin taabbudi olduğu yerde geçerlidir. Nitekim ahad haberlerinde durum böyledir. Onlardaki hücciyet, ilim ve yakin getirdiği için değildir. Çünkü yakinin hücciyeti taabbudi değil, zatidir. Bir hadis mütevatir olduğunda artık onun senedine, râvilerinimn biyografisine, naklettikleri konuda uzmanlıklarının bulunması gibi şartlara bakılmaz. Mehdi ile ilgili hadisler Ehlisünnet nezdinde mütevatirdir; bunları ancak inatçı veya cahil ya da kalbinde hastalık olan biri eleştirebilir. Marifetle buluştuktan sonra sapkınlığa düşmekten, şeytanın vesveselerine kapılmaktan, lafazan yalancıların ilim hırsızlığından ve cahillerin tahrifinden kıyamete kadar Allah'a sığınırız.

Şimdi bu konuda İmamiye mezhebinin yalnız olmadığına dair güveninizi artırmak adına Ehlisünnet âlimlerinin naklettiği rivayetlerden bir kısmını getireceğiz. Mehdi ve onun ahir zamanda çıkacağı konusu tüm Müslümanlar nezdinde müsellemattan (yani kabulünde delile ihtiyacı bulunmayan konulardan) sayılmaktadır. Onu cahil ve dünyevi bir maksadı olan kimseden başkası inkâr etmemiştir. Bazı kimseler Ehlibeyt'in fazilet ve menkıbelerinden hiçbir şeyin yayılmasına tahammül edemez; zira Ehlibeyt'in devleti onlar için hüsran ve şeytani devletlerinin yıkımı anlamına gelir. İşte bu tür kimseler ancak böylesine açık bir hakikati inkâr eder. Allah bizi böyle bir durumdan korusun ve bizi kendi yoluna hidayet etsin.

Ehlisünnet Kitaplarında Mehdi Hakkındaki Rivayetlerden Bir Demet

Hadisin mütevatir oluşu, kesin ilim ve yakinin yollarından sayılmıştır. Dolayısıyla mütevatir bir hadisin hücciyeti zatidir, taabbudi değildir. Onun içeriğinin kabulü, râvisinin adil ve güvenilir olması koşuluna da bağlı değildir. Çünkü ona olan itimat, yakin ve kesin bilgi sağladığı içindir. Şu halde tevatürdeki yol, örfen ve vicdanen ilme ulaşma yollarındandır. Tevatür vuku bulduğunda hadisin mazmunu sabit olur. Hatta tevatürün oluşumunda katkısı olan yollardan bir kısmı zayıf olsa bile ona itina edilmez, dikkate alınmaz. Hatta bir kısmı tek kişi tarafından nakledilen ahad haberlerinden olsa dahi bunun tevatüre bir zararı olmaz. Lakin diğer hadisler ona eklendiğinde tevatür oluşturur ve onu şekillendirirse bunun sonucu ilim ve kesin kanaat ortaya çıkar. Şu da bir gerçektir ki İmam Mehdi (a.s) hakkındaki hadisler Müslümanlar arasında tevatürün de üstündedir. Çünkü tevatürün ölçütü belli bir sayı değildir. Bilakis tevatürün kıstası, muhatabın haberin içeriğine yakin etmesini sağlayacak düzeyde tekrarlanmış olmasıdır. Bu da çoğunlukla bir haberin farklı kanal ve râvilerle onun üzerinde bir sayıda tekrarlanmış olmasıyla gerçekleşir. Hatta daha az sayı ile de gerçekleşebilir. Hal böyle iken Peygamber'in (s.a.a) ashabından Ehlisünnet kanalıyla bize yirmi beşten fazla kişi tarafından nakledilmiş bir rivayet nasıl mütevatir olmaz ki?! Onlar yüzden fazla hadiste bu gerçeği rivayet etmiştir. Bu rivayetlerin çoğu da senet açısından sahih veya hasendir. Nitekim Ehlisünnet ulemasından bu işin uzmanı olanların konuyla ilgili sözlerini daha önce aktardık. Mehdi ile ilgili hadislerin Ehlisünnet kanalından gelen râvileri şunlardır:

1- Ali b. Ebutalib 12'den fazla rivayet

2- Ebu Said Hudri 20'den fazla rivayet

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar