2- İMAM HASAN ALEYHİSSELAMA “ÇOK BOŞANAN” YAKIŞTIRMASI

04 December 2025 41 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 1 / 11

İMAM HASAN'A “ÇOK BOŞANAN” YAKIŞTIRMASIYLA İLGİLİ UYDURMA RİVAYETLERİN ELEŞTİREL TAHKİKİ

Resul Muhammed Ca'ferî*

Ali Naki Lezgî*

Özet

Hadis uydurma, İslam toplumunun Peygamber (s) döneminden bu yana maruz kaldığı felaketlerden biridir. Bu işin hedefleri arasında dinî ve siyasî önderlerin şahsiyetine suikast vardır. İmam Hasan (a), insan yetiştirecek ve örnek alınacak hayatı uydurma hadisin zehirli oku tarafından tersyüz edilmiş kişilerdendir. Sünnî ve Şiî kaynaklarda muhtelif tariklerle İmam Sâdık'tan (a), onun sürekli kadın alıp boşadığı nakledilmiştir. Bazı kaynaklarda da -senet zikredilmeksizin- eşlerinin sayısı üçyüze kadar çıkarılmıştır. Şahitler, bu hadisleri uyduran odağın Abbasî halifesi Mansur olduğunu anlatıyor. Çünkü tarih, onun bu ithamı -Hasanî seyyidlerin kıyamı bastırıldıktan sonra- İmam Hasan'a nispet eden ilk kişi olduğuna tanıklık ediyor. Rical araştırmaları ve rivayetlerin senetleri üzerindeki çalışmalar, bu rivayetlerden bazılarının esas itibariyle senetten yoksun olduğunu ve rivayet değeri taşımadığını gösteriyor. Geriye kalan rivayetler de Şia'da Abdullah Sinan ve Yahya b. Ebi'l-Alâ el-Razî isimli iki kişiye, Ehl-i Sünnet'te de Hatim b. İsmail isimli kişiye dayanıyor. Araştırmalar gösteriyor ki, hadis uydurma ve sözkonusu rivayetleri hükümet vesilesiyle Şia'nın iki râvisinin hadis kitaplarına sokmuş olma ihtimali vardır. Ehl-i Sünnet'in râvisi için de İmam Sâdık'tan (a) mürsel nakil nedeniyle benzer bir ihtimal geçerlidir. Rivayetler, muhteva açısından da nakli ve akli delillere göre ciddi çelişkiler içeriyor.

Anahtar kelimeler: İmam Hasan (a), çok boşanan, hadis uydurma, Abbasîler

Mukaddime

İslam ümmetinin maruz kaldığı felaketlerden biri de hadis uydurma ve onu siyasî, mezhebî vs. çeşitli saiklerle Masumlara (a) nispet etmekti. Siyasî ve mezhebî saiklerle hadis uydurulması ve onun dinî önderlere nispet edilmesinin kökleri Allah Rasülü (s) dönemine kadar gitmektedir. Uydurma hadislerin gölgesi o kadar uzundur ki Allah Rasülü (s) hayattayken itirazını açıkça dile getirmiş ve hadis uyduranlara cehennem ateşini vadetmiştir. (Seyyid Radıyy, 1414, s. 325/Saduk, 1404, c. 2, s. 212). Hadis uydurmada dehşete düşüren saiklerden biri de dinî önderlerin şahsiyetine suikast düzenleme ve kişiliğini tahrip etme olmuştur. İmam Hasan (a), bu fesat ve garez okunun hedefi olmuş kişiler arasındadır.

Sünnî ve Şiî rivayet mecmuaları ile siret ve rical kitaplarında İmam Hasan'a (a) “mıtlak” yakıştırmasında bulunulmuştur. “Mıtlak”, mif'al vezninden mübalağa sigasıdır. (Esterâbâdî, 1395, c. 3, s. 421). Lugat yazarları “mıtlak” kelimesini açıklarken şöyle demektedir: “رجل مِطْلَاقٌ و مِطْلِید ٌ أی کثیرالطلاق للنساء” (Çok sayıda karısını boşayan adam). (Ferahidî, 1409, c. 5, s. 101).

Müsteşrikler gibi bazı araştırmacılar da İmam Hasan'ın (a) “mıtlak”lığına dair rivayetleri yanlı biçimde bildirip tahlil ederek garezkârca İmam Hasan'a (a) ilişkin nahoş bir fotoğraf sunmanın peşine düşmüştür. Şiî ve Şiî olmayan çoğu âlim, rivayet mecmuaları ve siret kitapları üzerine görüş belirtmeksizin sadece haberi aktarmıştır. Bazı Şiî âlimler rivayetleri sahih zannederek hadislerdeki müşkülleri çözme yoluna gitmiştir. (Bkz: Tüsterî, 1433, s. 71). Hadâik sahibi gibiler de rivayetleri muhtelif açılardan inceledikten sonra sorunlu kısımlara cevap vermeye güç yetiremediklerini itiraf etmekte ve kalemini daha ötesine geçmekten alıkoymaktadır. (Bahranî, 1409, c. 25, s. 148). Aralarında Bâkır Şerif Kureşî ve Haşim Ma'ruf Hasanî'nin de bulunduğu âlimler ise genel hatlarıyla ve muhtevaya daha fazla odaklanarak onları tenkide yönelmiş; senet tartışması sırasında da Ehl-i Sünnet rivayetleri ele alarak Kâfî ve Mehasin gibi Şiî kitaplardaki rivayetlerin senetleriyle daha az ilgilenmiştir.

“İmam Hasan'ın mıtlak olduğu ile ilgili rivayetlerin tenkit ve tahkiki” başlıklı makalenin Seyyid Muhammed Murtaza'nın kaleminden çıktığını söylemek gerekir. Bir âlime yakışan bu tahkikte hadisler senet ve metin bakımından incelenmiştir. Ama senet tahkiklerinde ortaya çıkan bazı sorunlar ve eksiklikler, sarfedilen gayrete rağmen rical ve tarihin bazı derin meselelerinin ihmal edildiği dikkate alınarak ve muhtevadaki müşkülleri takviye etme amacıyla bu mevzu yeniden araştırılmıştır. Bu tahkikin iddiası, hiç değilse İmam Hasan'ın (a) “mıtlak” olup olmadığı şüphesine cevap veren önceki araştırmayı tamamlamaktır.

Önceki Sayfa 1 2 3 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar