Vahdetin Kapsamı
1.İnsanlığın Vahdeti
“Ey İnsanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık….”
Bu ayetteki maksat etnik ve ulusal ihtilafları doğru bir yolla vahdete dönüştürmektir. Dünyadaki anlaşmazlıklar, savaşlar ve ihtilafların büyük bir bölümünün etnik ve ulusal kökeni vardır. Kur’an bu ayetle etnik kökeni inkâr etmemekle birlikte, bu farklılığın birbirimizi tanımak ve birbirimize ısınmak amacına hizmet etmesini istemekte ve farklılıktan amacın da bu olduğunu söylemektedir.
Müfessirlerden bazıları şöyle demiştir;
“Yüce Allah birbirinizi tanıyın derken, birbirinizin hakkına saygılı olun, buyurmuştur; birbirinizi inkâr edin, buyurmamıştır.”
Zaten “insan” kelimesinin “üns” kökünden olduğu söylenir. Buna göre insanlar birbirine ısınan, birbiriyle kaynaşan, birbirini reddetmeyen varlıklardır.
Bu ayetin devamında üstünlüğün ancak takva ile olduğu vurgulanmaktadır. Takva insanın nefsanî isteklere karşı kendini koruması, kontrol etmesidir. Elbette böyle bir takvayı kendinde barındıran insan üstünlük taslamayı, diğer kavimlerden olanlara zulmetmeyi terk eder. Böylece takvadan vahdet, kardeşlik, merhamet doğar.
2.Tevhidî Dinlerin Vahdeti
Kur’an-ı Kerim, bir de vahye dayalı tevhidî dine inanan kimseler arasında bir vahdetten söz ediyor. Ama buradaki dinlerin tevhide dayanması zorunludur. Yani şirk dinleri bu kapsama girmez. Bu konuda birçok ayette dinin gerçeğinin İslam olduğu vurgulanmıştır;
“Allah katında din, yalnız İslam’dır…
“Kim İslam’dan başka bir din ararsa, asla ondan kabul edilmez….”
Bu ayetlerdeki “İslam” kelimesi iki şekilde açıklanmıştır. Ancak bu iki açıklama birbiriyle çelişmemektedir.
Birinci açıklamaya göre “İslam”dan maksat, bizim dinimiz olan İslam dinidir. İkinci açıklamaya göre ise birçok delil ve karineden anlaşılan o ki bu gibi ayetlerdeki “İslam”dan maksat bütün dinlerin özü olan İslam’ın hakikatidir. İslam’ın hakikati ise Allah’ı bir bilmek, O’ndan başkasına kulluk etmemek ve O’na karşı günah işlememektir. Bu hakikati kendinde barındıran her din mensubu arasında bir tür vahdet ve ahenk vardır.
Başka bir ayet ise:
“De ki: Ey kitap ehli! Gelin bizimle sizin aranızda aynı olan bir sözde birleşelim…
Bu ayet-i kerimede de Müslümanlar ile ehl-i kitap, yani Yahudi ve Hristiyanlar arasında ortak bir kelimeden bahsediliyor. Yanlızca Allah’a ibadet etme, O’na ortak koşmama çağrısı yapılıyor. Yine bu ayette semavi dinler arasındaki bir tür vahdete çağrı yapılıyor, semavi ve tevhidi dinler ile şirk dinleri arasındaki sınır belirleniyor.
Fakat dinler arasındaki vahdet derken semavi ve tevhidi dinleri kastediyoruz, bütün dinleri değil. Çünkü hakikati şirk olan ve tevhidi dinlerle hiçbir ortak yönü olmayan dinler de vardır.
Diğer yandan böyle tevhidi ve semavi dinler arasında bir vahdet söz konusu olsa bile bu türden bir vahdetin Müslümanların kendi aralarındaki vahdeti bir bedenin uzuvları gibi olmalıdır. Yani tek bir bedene ait uzuvlar nasıl kendi arasında uyumluysa Müslümanlar da öyle olmalıdır. Fakat diğer din mensuplarıyla vahdet ise ancak iki farklı bedene sahip insanların birbiriyle vahdeti gibi bir vahdet olmalıdır. Bu da tabi ki bir bedenin uzuvları arasındaki vahdetten farklı olacaktır.
3.İslam Ümmetinin Vahdeti
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor;
“Gerçekten bu ( İslam dini ), tek bir din olarak sizin dininizdir. Ben de sizin rabbinizim. Öyleyse bana ibadet edin.”
Ayetlerin akışına göre bu ayet iki şekilde yorumlanmıştır; bazılarına göre ayet, bütün dinlerin mensuplarına hitap etmektedir. Çünkü bu ayetten önce diğer peygamberlerden söz edilmiş ardından “Hiç kuşku yok, bu tek bir ümmet olarak sizin ümmetinizdir. Ben de sizin rabbinizim, öyleyse bana ibadet edin” buyrulmuş, daha sonra da ihtilafa düştükleri vurgulanmıştır. Bu ihtilaf ise, “aralarında birbirlerine karşı olan azgınlık ve kıskançlık” tan ileri gelmiştir. Ayete böyle mana verirsek, insanlığın ve dinlerin vahdeti söz konusu olur ve ayet şu manayı ifade eder; “Ey Allah’a ibadet edenler, ey daha önce zikrettiğimiz peygamberlere tabi olanlar, hepiniz tek bir ümmetsiniz, tek bir ümmet olmanız da, hepinizin tek bir Allah’a ibadet etmesinden ileri geliyor. Ancak sonra azgınlık ve kıskançlıktan dolayı ihtilafa düşüp ayrıldınız.” Böylece tevhit akidesi ve insanı azgınlık ve kıskançlıktan koruyan takva, insanlığın vahdetinin temeli olmuş olur.
Ama diğer bazı müfessirlere göre, bundan önceki ayetlerde diğer peygamberler zikredildikten sonra bu ayette Müslümanlara hitap edilerek; “ Onları zikrettik, size gelince, siz de kendinize bir ümmetsiniz, o halde benden korkup sakının” buyrulmaktadır. Bu manaya göre bizim bir ümmet olmamız ortaya çıkıyor. Biz İslam ümmetiyiz, çünkü muvahhidiz ve Allah’a ibadet ediyoruz, bir peygambere ve bir şeriata tabiyiz.