4- Dua Edebiyatı- Resul Caferiyan

04 December 2025 55 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 12 / 12

Silahu’l Mümin/Takıyuddin Muhammed b. Muhammed Mısri Ğernati (ö. 745): Bu kitabın 805 tarihli bir nüshası mevcuttur. (Fihrist-e Mar’aşi , No: 1406)

Amelu’l Yevm Ve’l Leyle/Celaluddin Suyuti (ö.911): (Fihrist-e Mar’aşi , No: 2343)

Es Sihamu’l Musabe Fi’d Deavati’l Mucabe/Şerefuddin Ahmed B. Ali B. Yusuf El Buni (Fihrist-e Mar’aşi, No: 629)

Riyazu’s Salihin/ Nevevi: Bu kitap, Ehli Sünnet’in en yaygın dua kitabıdır. Subhi Salih, bu kitaba Menhelu’l Varidin Fi Şerhi Riyazi’s Salihin adında bir şerh yazmıştır.

Açık olsa gerektir ki Sünni dua edebiyatı çok daha fazla kitap içeriyor olsa gerektir.

Sofiler ve Dua-Salavat Edebiyatı

Ehli Sünnet ve diğer fırkalara mensup sofilerin, kendilerinin bizzat virt ve zikir inşa ettikleri bilinen bir gerçektir. Bu tür dua ve zikirler, bu topluluk arasında oldukça yaygındır. Bir örneği Mecmu’u’d Deavat diye anılan ve Seyyid Ali Hemedani tarafından inşa olunan dualar, Muhammed B. Usame’nin virtleri ve Üveys Karani virdi gibi bu fırkanın kutuplarına ait zikirleri içeren bir mecmuadır. (Fihrist-e Mar’aşi , c.9, s.255, No:3654)

Allah Resulü (saa) ve Ehli Beyt (as) için bir tür dua olan salavat inşası da gayet yaygın bir edebiyattır. Bu “Salavat” eserlerinin en meşhurlarından ikisi İbn-u Arabi ve Hace Nasıruddin’e mensup eserlerdir. Daha sonraları birçok sofi bu tür Salavat eserlerini kaleme almışlardır. Bir diğer örnek Ruzbehan Honci’nin Salavatu’l Hadım İla’l Mahdum kitabıdır ki bu kitap On Dört Masum’a Salavat’ın şerhi üzerinedir. Feyz’in oğlu Alemu’l Hüda’nın Salavatiyye-i Feyz eseri de bu cümledendir.

Bir diğer örnek, 4 Zilhicce 1129 tarihinde yazılan, El İlmam Ve’l İ’lam Bi Nefseti Mevlana Abdusselam kitabıdır ki “Salavatiyye” formunda bir eserdir. (Fihrist-e Mar’aşi , No: 8581)

“Zahiretu’l Ahire” Ve “Nüzhetu’z Zahid” Farsça Şii Dua Eserlerinin En Eskileri

Farsça Şii dua metinleri içerisinde en eski iki eserden biri Zahiretu’l Ahire, öteki Nüzhetu’z Zahid Ve Nühzetu’l Abid’tir.

Daha önce de değindiğimiz üzere Zahiretu’l Ahire, Ebu’l Hasan Ali B. Muhammed B. Ebi’l Hüseyn Temimi’ye aittir. Biz, yazarın sadece 520 ila 533 hicri yılları arasındaki hayatıyla ilgili bazı bilgilere sahibiz. Bu dua eserini Fars edebiyatındaki en eski Şii eser olarak bilmek gerekir. Burada bu kitabın mukaddimesinin bir bölümünü aktaracağız:

“… Efendimiz Muhammed ve onun tertemiz aline salat olsun! Emir Seyyid Reis Şerefu’ Sade Cemalu’l İtre Muhammed B. Ebi Talib B Ebi Muhammed El Musevi dönemini –ki Allah beni onunla nimetlendirmiştir- bu kitabın yazarı Ali B. Şeyh Fakih Âlim Zahit Muhammed B. Ebi’l Hasan B. Abdussamed Temimi tarafından sınamadan geçirdiğinde ahvalini rıza ve kerem ile bezenmiş buldu. Zahirin gereğine uygun, batını beğenilmeyen her hareket ve duruştan safi ve ari, gündüz ve geceleri olması gereken vecih üzere idi –Allah onun ecrini versin!- Şaşılası bir durum değildir bu, zira o, Risâlet ağacının bir dalı ve şeceresinin bir koludur. Ata ve dedelerinin güzel ahlaklarının taharet ve ismet bahçelerinde serpilmiş, o minval üzere hareket etmiş ve salah ve takvayı şiar ve libas edinmiştir. Onu bu hal üzere bulunca, onunla dostluk hakkına riayet etmek istedim ve onun ahvaliyle uyumlu bir kitap yazmayı kendime vacip bildim. Ashabımızın –Allah onlara rahmet etsin- kitaplarına müracaat ettim, öz ve hülasasını çıkardım. Üstesinden gelinmeyecek ve melal ve sıkıntı verecek şekilde çok uzun olmamasına ve amel edildiğinde ona sayısız sevap kazandıracak bir muhtevaya sahip olmasına dikkat ettim. Kitabın adını Zahiretu’l Ahire koydum. Kitabın akışı dört fasıl üzere düzenlendi:

Birinci Fasıl: Farz ve sünnetlerin takibatını hatırlatmak

İkinci Fasıl: Bazı günlerde yerine getirilmesi gereken ameller

Üçüncü Fasıl: Sabah ve akşamları okunması gereken korunma ve benzeri amaçlı dualar

Dördüncü Fasıl: Farklı konularla ilgili dualar ve İmam Rıza (as) ziyareti

Ümidim o ki Seyyid Reis ya da bu kitaptan faydalanan yahut okuyan herkes beni duayla yâd etsin ve farz ve sünnetlerin takibatını bitirdikten sonra şöyle desin: La ilahe illallah vallahu ekber muazzaman mukaddesen muvakkaren kebiren elhamdulillahillezi lem yettehiz veleden!

Hak mabut dışında hiçbir şey ibadete layık değildir. Allah büyüktür. O’nun zatı her şeyden büyüktür. O, bütün ayıplardan münezzehtir. O, azim bilinmiştir ve O’nun sıfatları yücedir.

Velem yekun lehu şerikun fi’l mülk velem yekun lehu veliyyun mine’z züll ve kebbirhu tekbiren

Hamd-u sena Allah’a mahsustur ki onu ne bir evlat kuşatmıştır ne de saltanatında bir ortağı vardır. O’nun zillet içre olmak veçhiyle kendisini aziz kılacak bir dosta ihtiyacı yoktur. O’nu hakkıyla yücelt ve tazim eyle! Sonra da boynu bükük ve aheste bir şekilde kalkıp kıbleye yönelsin -tabi önceden abdest almış olmak şartıyla- her iki rekâtında bir selam vererek sekiz rekât sünnet namazı kılsın!”

Nüzhetü’z Zahid altıncı veya yedinci yüzyıla ait di

Önceki Sayfa 10 11 12 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar