Hz. Peygamber’in (SAA) evladı, kendi askerlerinin karşısına geçip şöyle buyurdu: “Biliniz ki Muaviye bizi ne izzetin ne de insafın olmadığı bir şeye davet etmiştir. Şimdi eğer siz şerefli bir şekilde öldürülmeye hazırsanız onun bu davetini reddedeceğim. Eğer dünyanızı seviyorsanız, hayatın zevklerini tercih ediyorsanız onun davetini kabul edip sizin hoşnut olmanızı sağlayacağım.” O anda hepsi birden “hayat, hayat” (dünyada kalmaya devam etmek) diye bağırdı.
Şeyh Tabersi’nin el-İhticac’da belirttiğine göre de İmam Hasan (AS) şöyle buyurmuştur:
“Allah’a yemin ederim ki ben yönetimi ve hilafeti Muaviye’ye teslim etmezdim; ancak onunla savaşacak bir dost ve yardımcı bulamadım. Eğer bana eşlik edenler olsaydı, gece gündüz onunla savaşır ve Allah onunla benim aramda hükmünü verinceye kadar ona karşı savaşı devam ettirirdim. Ancak Kufe halkını tanıdım ve onları imtihan ettim. Onların fasit insanları ıslah olmuyor. Onlarda hiçbir vefa bulunmuyor. Onların sözlerine, davranışlarına ve taahhütlerine güven duyulmayacaktır. Onların kendi aralarında birkaç yüzü var.
Bizim kalplerimiz sizinle diyorlar; halbuki kılıçlarını bize karşı çektiler ve bizi öldürmeye hazırlandılar.”
İmam Hasan’ın (AS) bu iki tarihi buyruğu ve onun taraftarlarının kendisine yönelik tavrı dikkate alındığında İmam’ın nasıl mazlum bir durumda olduğu ve neden barış yapmaya mecbur olduğu net bir şekilde anlaşılır.
Bu, İmam Hasan’ın (AS) acı ve kederle dolu hayatı boyunca yaşadığı sıkıntı ve sorunların yalnızca küçük bir kısmıydı. Buna karşılık İmam Hüseyin kahraman ve fedakar dostlara sahipti. İmam Hüseyin (AS) Mekke’den Kerbela’ya gidinceye kadar yolculuk sırasında defalarca beraberindekilere şöyle buyurmuştu: “Bu kervan, ölüm ve şehadet kervanıdır. Kim isterse bizden ayrılabilir.” Hatta Mekke’den hareket etmeden önce son derece parlak bir hutbe verdi ve hutbesinde şöyle buyurdu: “Ölüm insan için bir ziynettir. Her kim kanını bizim yolumuzda vermeye razıysa hazır olsun!” Yani İmam Hüseyin (AS) daha Mekke’den hereket etmeden önce Kufe yönetimini elde edemeyeceğini ve sonunda verdikleri ahdi bozan Kufelilerin eliyle şehit edileceğini biliyordu.
İmam Hüseyin’in dostlarının ve ailesinin vefakarlığının zirvesini Aşura gecesinde İmam’a sevgilerini ve bağlılıklarını bildirdiklerinde görmüştük.
İmam Hüseyin (AS) Aşura gecesinde ashabına ayrıntılı bir konuşma yaptı ve o konuşmasında şöyle buyurdu:
“Ben kendi ashabımdan daha iyi ve daha vefalı kimseler görmedim, kendi aile halkımdan daha iyi bir aile tanımıyorum. Allah sizlere hayırlar versin. Şimdi biliniz ki ben biatımı sizin üstünüzden kaldırdım. Tercihi size bırakıyorum istediğiniz yere gidebilirsiniz. Şu an gece perdesi sizi kapladı. Geceyi kendinize binek edinip istediğiniz yere gidin. Bu topluluk beni arıyor beni ele geçirince benden başkasıyla uğraşmazlar.”
Söz bu noktaya gelince, İmam’ın çocukları, yeğenleri, dostları konuşmaya başladı. Bunlardan ilki Ebu’l Fazl Abbas’tı. Bunun devamında İmam Hüseyin’n vefalı ashabı, ona olan bağlılıklarını ve sevgilerini ifade eden şeyler söylediler. Buna ilişkin kısa bir örnek arz ediyoruz:
Muslim bin Avsece şöyle dedi: “Peki senden vazgeçelim de Allah katında senin hakkını eda etme konusunda ne bahane ileri sürelim. Allah’a yemin ederim bu mızrağı göğüslere saplayacağım, bu kılıç da benim elimde oldukça onlara karşı savaşacağım. Vallahi eğer bilsem ki beni öldürecekler, cesedimi yakacaklar, sonra tekrar dirileceğim, sonra tekrar beni öldürecekler ve bu yetmiş defa tekrar edecek yine de senin yanında öldürülünceye kadar senden ayrılmayacağım.”
Zuheyr Bin Kayn da şöyle dedi: “Allah’a yenin ederim ki beni öldürsünler, sonra diriltsinler, sonra bin defa öldürsünler ve diriltsinler; ama Allah seni ve Ehlibeytini maktul ve mazlum bırakmasın.”
Görüldüğü gibi İmam Hüseyin’in (AS) ashabı, asla İmam Hasan’ın (AS) ashabı ile kıyaslanamaz. Onlar asla ahitlerini bozmadılar ve İmam’ı terk etmediler. İşte bu da İmam Hasan Mücteba’nın (AS) barış yapmasının ve İmam Hüseyin’in (AS) kıyam etmesinin kesin sebeplerinden biridir.
4- Şia’nın çöküşünü önlemek, halis Şiilerin toptan katledilmesini ve İslam’ın yok edilmesini engellemek