Bir diğer etken de şuydu: İmam’ın (AS) bazı yetkilileri tamahkar davranıyordu ve daha büyük makamlar elde etmek için fırsat kolluyordu. Tabi şunu da unutmamak gerekiyor İmam Hasan (AS) karşıtı cephede hilebaz Muaviye ona karşı her türlü hile ve komployu yapıyordu. Bu mukaddimenin ardından şimdi İmam Hasan Mücteba’nın (AS) barış yapmasının sebeplerine değinelim.
1- İlahi görev
İlahi görev ve yükümlülük en önemli ilk sebeptir. Yani İmam Hasan Mücteba (AS) Allah tarafından barış yapmakla görevlendirilmişti. Aynı şekilde İmam Hüseyin’in görevi de kıyam ve cihat etmekti. Şu hususu her zaman göz önünde bulundurmak gerekir: Masum imam kendi maslahatını herkesten daha iyi bilir ve İslam ümmetinin maslahatı için mutlaka en iyi seçeneği tercih ederi. İmam Hasan Mücteba’nın (AS9 sözlerine dikkat ettiğimizde bu konu daha iyi anlaşılıyor. Ebu Said Akisa Teymi şöyle diyor: İmam Hasan’a şöyle dedim: “Ey Peygamber’in evladı, niçin Muaviye ile barış yaptınız? Halbuki sizin hak olduğunuz, onun ise sapkın ve asiden başka bir şey olmadığı biliniyor.”
İmam cevap olarak şöyle buyurdu: “Ey Ebu Said, babamdan sonra ben Allah’ın kullarının hücceti ve onların imamı değil miyim?” Ben “Evet” dedim İmam şöyle buyurdu: “Allah’ın Resulü benim ve kardeşim için ‘Hasan ve Hüseyin otursa da ayağa da kalksa imamdır’ diye buyurmadı mı?” Ben “Evet” diye cevap verdim. Bunun üzerine İmam şöyle buyurdu: “O halde ben imamım, ayağa kalksam da otursam da imamım. Ey Ebu Said, benim Muaviye ile barışımın sebebi Hz. Peygamberin (SAA) Damra ve Beni Eşca kabilesiyle ve Mekkelilerle Hudeybiye’den dönerken yaptığı barışın sebebiyle aynıdır. Halbuki onlar indirilen ayetleri inkar ediyorlardı Muaviye ve taraftarları ise ayetlerin tevilini inkar ediyor… Görmüyor musunuz Hz. Hızır o gemiyi deldiği, o çocuğu öldürdüğü ve o duvarı tamir ettiği zaman, Hz. Musa onların hikmetleri gizli olduğu için Hz. Hızır’a karşı öfkelendi. Ancak Hz. Hızır onu bilgilendirdiği zaman kabul etti. Ben de bu şekildeyim, sizler bana kızıyorsunuz; çünkü hem farkında değilsiniz hem de bunun sırrını bilmiyorsunuz.”
O, bu hadis-i şerifte birtakım mazeretlere sığınabilirdi; ancak o imamet makamının İslam’daki yerini ve imamın konumunu hatırlatıyor. Sonra Muaviye ile yaptığı barışın, Peygamber’in Mekkeli kafirlerle yaptığı ve olumlu sonuçları yıllar sonra anlaşılan Hudeybiye barışının sebebiyle aynı olduğunu söylüyor. Bu hadis-i şerifteki en önemli noktalardan biri de yaptığı barışı Hz. Hızır’ın yaptıklarına benzetmesidir. Nitekim Hz. Musa’nın başlangıçta Hızır’ın yaptığı işlerin hikmetini anlayamaması gibi halk da onun yaptığı barışın hikmetini anlayamamış olabilirdi ancak onun olumlu sonuçları daha sonra ortaya çıkacaktı.
2- Yezid’le Muaviye’nin farkları
Muaviye tecrübeli ve yirmi yıllık mazisi olan bir kişiydi. İkinci Halife Ömer’in döneminde Şam valiliğini elde etmişti. Hilebaz; ama sözde kendine kutsallık görüntüsü veren biriydi. Onun riya ve tezvirleri hala daha tam olarak ortaya konmamıştır. Şam halkı hatta Kufeliler onu vahiy katibi ve dahi bir şahsiyet olarak tanıyorlardı. Dolayısıyla zahiren Peygamber’in sahabesi olan böyle bir kişiye karşı kıyam etmek, ona karşı çatışmada çok da işe yaramıyordu. Hatta bu mesele İmam Hasan’ın (AS) yanında olanların Muaviye’ye inanmasına ve ona katılmasına sebep olan etkenlerden biriydi. Bir başka deyişle Muaviye’nin yirmi yıllık yönetiminde hiç kimse onun açıkça şarap içtiğini ve şeriata aykırı bir şey yaptığını görmedi. Dış görünüş konusunda çok dikkatliydi insanların gözünden uzak ortamlarda her türlü kötü davranışı yapmaktan çekinmese de insanların gözü önünde açıkça en küçük bir yanlış yapmıyordu.
Yezid ise Muaviye’nin aksine sarhoşluğunu açık etti. Şehit Mutahhari’nin ifadesiyle o gençlik gücünün ve gururunun sarhoşuydu. Herkesin gözü önünde şarap içer, köpek ve maymun oynatırdı. Aşura olayından sonra Medine halkı Hz. Hüseyin niçin şehit edildi diye araştırma yapmak üzere Şam’a bir heyet gönderdi. Heyet döndükten sonra şunları belirtti:
Size şu kadarını söyleyelim, orada olduğumuz süre boyunca daima, Allah başımıza taş yağdırıp da bizleri helak etmesin diyorduk. Öyke bir kimsenin yanından geliyoruz ki işi gücü şarap içmek, köpeklerle ve maymunlarla oynamak, saz çalıp oyun oynamak, hatta kendisine haram olanlarla dahi zina yapmaktı. Şimdi ne yapmanız gerektiğini bilin!
Bu çerçevede Medine kanlı bir kıyama kalkıştı. Bu iki halifenin dönemi biraz olsun incelenirse bu iki kişiye karşı neden iki ayrı yöntem izlendiği görülür.
3- İmam Hasan Mücteba’nın (AS) dostlarının gevşekliği, İmam Hüseyin’in (AS) dostlarının ise sağlam ve güçlü duruşu
Şam yönetiminin aldatıcı propagandaları, zayıf karakterli komutanların satın alınması veya tehdit edilmesi, silahlı kuvvetlerin gevşekliği ve disiplinsizliği, askerler arasında aslı astarı olmayan söylentilerin dolaşması, İmam Hasan Mücteba’nın (AS) umutsuzluğa kapılmasına neden oldu. İmam Hasan, mevcut durumda askeri hedeflerin elde edilemeyeceğine kanaat getirdi. İbn Esir şöyle diyor: