Hristiyanlık ilahiyatında bu konu (insanın Tanrısallaştırılması) daha somut hale geldi. Daha iyi teşhis edilir bir duruma ulaştı. İsa, Tanrı’nın oğlu ve Tanrı’dır denildi. Fakat İsa’nın kendisi (yani Tanrı İsa) buradan (dünyadan) çekip gitti. Peki o zaman şayet İsa Tanrı’nın oğlu olabiliyorsa (ki öyle oldu), o taktirde ben de Tanrı olabilirim! Buradan da insanın Tanrılaşmasının arka bir planının olduğu ortaya çıkmaktadır! Yani özü itibariyle İsa bir insandır, fakat Tanrılığa dönüştü ve Tanrı’nın oğlu oldu. O halde ben de Tanrı olabilirim!
Oysaki İslam inancında en temel şey “Tevhit” tir. Yani “La İlahe İllallah” sözü, aslında “ilah” iddiasında olan bütün varlıkların, kavramların, doktrinlerin ve bütün kurum ve kuruluşların reddidir. Bunlar gerçek manada ilah değildirler, olamazlar da. Bunlarda mutlakıyet asla yoktur. Mutlak bilgi yoktur, hepsi izafi ve fanidir. Mutlak olan tek bir şey vardır ve o da Allah’tır.
Gerçek “el-İlah” yalnızca O’dur. Dolaysıyla Tevhit inancı, insanın Tanrılaşma temayülünün önüne geçer! Ve insan sadece O’na kulluk yaptığı zaman özgürleşebilir.
Bizlerin bazıları tarafından “kul olmak, köle olmaktır” diye de iddia edilir! Tam aksine, Allah’a kul olmak, özgürleşmektir.
Yahudilikte, bizim Peygamber kabul ettiğimiz şahsiyetler, aslında birer kahindirler. Hristiyanlıkta ise Peygamber, Tanrı veya Tanrı’nın oğludur. Fakat Tevhit dini olan İslam inancında Peygamber, önce Allah’ın kulu, sonra elçisidir! Yani onların kul olmaları ve kullukları, elçilikten önce gelir, onlar, yalnızca birer beşerdirler!
Son olarak şunu da ilave etmeliyim ki, filozoflar dünyasında, söylenildiği gibi pek te fazla ateist ve deist yoktur! Fakat kimileri onlardan bazılarını bu listeye sokmak istiyorlar, örneğin Siponaza gibilerine ateist diyorlar, oysaki o, Panteisttir. Niçe içinde öyle derler ama, değildir.
SONUÇ
Buraya kadar anlatılanlardan şunları anladık: Ateizm; Allah’ın var olmadığına dayanan bir görüştür. Dört temel öncülü vardır ve dördü de sağlam temel üzere tesis edilmiş görüşler değillerdir. Ateizme yol açan sebeplerin başında Yahudi ve Hristiyan teolojileri ile birlikte, çıkarcı dinî kurum ve aklı düşük din adamlarının da rolü büyüktür. Ayrıca bilimin birçok türlerinden değil de yalnızca bilimsel bilim üzerinden Tanrı meselesine bakmak, ateizme yol açan nedenler arasında yer almaktadır. Hele ki kimi bilim insanlarının kendi kaygılarını getirip bilim üzerinden aktarması ve orta çağdaki kilisenin yerini alması, insanlık için başka bir dert olmaktadır.
Dünya Değerleri Araştırma kurumunun yaptığı araştırmalardan yola çıkılarak bakıldığında, ateistlerin ulaştıkları nokta pek de önem arz etmemektedir, fakat yine de önemli ve ciddiyetle üzerinde durulması gereken bir meseledir!
Zamanımızda gittikçe yayılan modern devletler de toplumu ateizme doğru sevk etmektedirler. Laisizm ve liberal kapitalizmin ister istemez toplulukları getirecekleri nokta burasıdır!
Batılı Niçe’nin o ünlü “Tanrı Ölmüştür” sözü, bu hususa vurgu yapmak için söylenmiş bir sözdür. İnsan oğlu, dini değerleri ve Tanrı hakimiyetini aralarından yok etmekle, gerçekte Tanrı’yı öldürmüş olmaktalar ve her ne kadar O’na inanmış gibi gözükmüş olsalar da gerçekte kendilerini Tanrı’nın yerine yerleştirmişlerdir.
Ateizm kadar tehlikeli olan diğer bir unsur da Agnostisizmdir. Agnostistler de Tanrı’yı bir nesne yerine koyup, bilimsel bilgi ve duyular vasıtasıyla tanımak ve aşkın Tanrı’yı içkinleştirmek istediklerinden, büyük bir “bilinmezlik” çıkmazıyla karşı karşıya gelmekteler. Oysaki Tanrı’nın zatıyla değil, sıfatlarıyla (karakterleriyle) bilineceğini İslam düşünürleri çok güzel bir mantık ile izah etmişlerdir. Tanrı’ya bilimsel bilgi ile değil, rasyonel bilgi ile (yani temeli ilme dayalı bir iman ile) ulaşılabileceği mantık çerçevesi içerisinde izah edilmiştir.
Kaynakça:
Yeni Ateizm, TDK (Türk Dil Kurumu) ateizm maddesi
Numen, Kant, TDK aynı maddeler.
İslam Felsefesi Tarihi, Seyit Hüseyin Nasır, s. 73
DDA (Dünya Değerleri Araştırması) Ateist bölümü
Dailmail, Imperial Colloge London. 01.02. 2018 tarihli.
Pew Resarch Center’s Religion& Public Life Project /Arşiv bağlantısı
Köy Okulları Değişim Ağı Derneği (KODA)
Benzer bir rivayet için. Bkz. Molla Aliyyü’l- Kura, Şerh-u Kitabi’l-Fıkhı’l- Ekber. Beyrut, 1984, s.14
Alman filozofu Heidegger’in “Varlık ve Zaman” isimli kitabı, yayım yılı 1927, s. 28.
Şiir ve Tragedya Kuramı, Friedrich Hölderlin. Türkçesi, Mehmet Barış Albayrak, s.103.
Freidrich Nietzsche (Niçe), Deccal, s.28. Türkçesi, Yusuf Kaplan.
Descartesin Etik Anlayışı, Nilüfer Ünaldın yüksek lisans tezi, s.47. Dokuz eylül üniversitesi.
Ateizmin Yedi Türü, John Gray, Yapı Kredi Yayınları, Çev. Nurettin El- Hüseyni, Baskı yılı 2020, s. 132
Dergi Park. Org.tr. PDF. Ö. Alper, s. 68-72
TDK “Bilinmezcilik” kelimesi.
Cumhuriyet Ünv. İlahiyat Fak. Dergisi,2013, c. XVII: Sayı:1, Sayfa 289-303
Tarih Okulu Dergisi (TOD) Aralık 2013 yıl, sayı XVI, ss. 309-324, Pythagores’in Okulu ve Eğitim Anlayışı, S. Coşğun,
Rum Suresi: 22
Bakara: 13