5- Feyzi Kaşani

04 December 2025 58 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 13

“İbn Abbas, Katade ve İkrime gibi İslam’ın ilk dönem müfessirleri “Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma” ve “İnsan zaten zayıf olarak yaratılmıştır” ayrıca “Bastırdığı zaman karanlığın şerrinden” ayetlerinin cinsel içgüdünün gücüne matuf olduğunu söylemişlerdir. İbn Abbas, açıkça şöyle der: İçsel arınma, evlilik olmaksızın eksik kalır ve hiç kuşkusuz sonuçsuz kalır.”

4. Bekârlığın Kötü Oluşu

Feyz’e göre bekârlık, kötü ve çirkin; evlilik ise kutsal ve mübarek bir olgudur. O, el-Vâfi kitabında ‘Bekârlığın Çirkinliği’, ‘İnzivaya Çekilme ve Evlilikten Yüz Çevirmenin Kötülüğü’ ve ‘Evliliğin Kutsallığı’ diye farklı başlıklar altında bu konuyu ele almış ve bu çerçevede Masum İmamlardan (a.s) birçok rivayet nakletmiştir. Bu cümleden Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurur:

“Cehennem ehlinin çoğunluğu bekârlardır.”

Feyz-i Kâşânî, evliliğin kutsallığı ve mübarekliği ile ilgili de birçok rivayet nakleder: Bu cümleden “Allah Resulü’nün (s.a.a) buyurduğu üzere evlilik, “İnsanlık toplumunda tesis olunmuş en güzel ve en değerli kurumdur.” “Allah’a imandan sonra bir insanın sahip olduğu en büyük sermayedir.” “Evlenen bir insan dininin yarısını muhafaza etmiştir. Diğer yarısı içinse takvaya yönelmelidir.” Hz. İmam Sâdık (a.s) buyurur ki: “Bekâr biri için evlenme imkânı sağlayan bir insana Allah, kıyamet günü rahmet gözüyle bakar.” “Evlilik akdi için bir merasim düzenlendiğinde göklerin kapıları açılır ve ilâhî bereketler nâzil olur.” Allah Resulü (s.a.a) genel bir yasa hükmündeki şu hadiste şöyle buyurur: “Evlilik, benim sünnetimdir. Her kim yüz çevirirse benden değildir.” Bu buyruk, evliliğin insan kişiliğinin gelişimde asli bir rol oynadığını apaçık ifade etmektedir.

Şimdi, bu rivayetler göz önünde bulundurularak şu sorunun cevabı verilmelidir: Dinî açıdan evliliğin kutsal; ama bekârlığın çirkin görülmesinin sebebi nedir? Bu soruyu, Feyz’in eserlerinden yola çıkarak şöyle cevaplayabiliriz:

Bir: Evlilik, insanın yaratılışının bir gereğidir ve insanın fıtrî ihtiyaçlarıyla tam bir uyum içerisindedir. Başka bir tabirle, hakîm olan Rabbimiz erkek ve kadını birbirlerine ilgi duyacak bir kıvamda yaratmıştır ve insanoğlu bu sebeple evliliğe yönelir. Lâkin bekârlık, insanın özgün yaratılışı, fıtratı, bedensel yapısı, fiziksel donanımı ve psikolojik yetileriyle bağdaşmaz.

İki: Hakîm olan Rabbimiz, insan neslinin bekası için bir düzen yaratmış ve doğrultuda erkek ve kadının hem beden hem de ruhlarını özel yeti, araç ve gereçlerle donatmıştır. Bu itibarla, evlenen bir insan bu ilâhî düzene uymuş sayılır. Lâkin bekâr kalan bir insan, bu düzene sırt çevirmiş sayılır.

Üç: Evlilik, dinî açıdan bir korunma ve günahtan kaçınma vesilesidir. Zira cinsel içgüdü, asi ve serkeştir. Meşru yollarla tatmin olunmadığı zaman, harama yönelir, fesat, fitne ve çirkinlik kaynağı olur.

Dört: Cinsel içgüdünün helal ve meşru yolarla tatmini, ruhsal ve bedensel sağlık ve insanî kişiliğin gelişimde çok önemli bir rol oynar. Tam tersine, bu içgüdü tatmin edilmeyi bastırıldığı zaman, ruhsal ve fiziksel hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olur.

Zekeriya Râzî şöyle der:

“Cinsel içgüdündün doyurulmaması, sebepsiz üzüntülere, halüsinasyonlara ve aşağılık düşüncelere yol açar. İbn Sînâ şu tavsiyede bulunur: Üç şey asla ihmal edilmemelidir: Beslenme, yürüme ve meşru cinsel ilişki. Aynı şekilde bilginlerin çoğu şu görüştedir: Cinsel içgüdü doyurulmadığı zaman, vesvese, bunalım, ahlâksızlık ve ümitsizliğin yanı sıra böbrek, mide ve sair organlarda birçok hastalığa sebep olur.”

Cinsel Eğitimin Hedefleri

Cinsel eğitimin gayesi, cinsel içgüdülerin yok edilip bastırılması yahut cinsel bünyenin değiştirilip başka bir şeye dönüştürülmesi değildir. Bilakis gaye, cinsel ihtiyaçların karşılanması ve bu eğilim doğru bir şekilde yönlendirilip dengelenerek birey ve toplumun sağlık ve saadetinin teminidir. Yine bu doğrultuda nesiller arası bağın korunması ve sağlıklı nesiller yetiştirmek için zemin oluşturmaktır. Buradan hareketle şöyle söyleyebiliriz: Cinsel eğitimin en genel ve nihai gayesi, en genel anlamıyla eğitim olgusunun gayelerinden farklı değildir. Fakat orta ölçekli ve detaylara dair gayeleri açıklanmaya muhtaçtır. Bu itibarla, cinsel eğitime özgü bazı hedefleri şöyle sıralaya biliriz:

1. Cinsel içgüdünün dengeli bir şekilde tatmini.

2. Kemâl ve tekâmül vesilesi.

3. Bekâ ve neslin korunması.

4. Hayatın huzur ve sükûneti.

5. Sağlıklı bir toplum tesis etmek.

2. Cinsel Öğrenim

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar