İmam Hasan’ın İlmî Mirası

04 December 2025 41 dk okuma 10 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 1 / 10

Giriş

İmam Hasan (a.s), babası İmam Ali (a.s) ve dedesi Resulullah (s.a.a) gibi ilkelere bağlı prensipli bir önderdi. Onun önderlik görevlerini, şu geniş anlamlı ve çok yönlü cümlede özetleyebiliriz: “Allah’ın emri uyarınca rehberlik etme.”

Bu görevin dayanağı da şu ayeti kerimedir:

 “Onları emrimiz uyarınca insanları doğru yola ileten önderler yaptık. Onlara yararlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdi.”[1]

“Allah’ın emri uyarınca rehberlik etme” fonksiyonu; şeriatı açıklamakta, Kur’ân’da ve yüce Peygamberimizin (s.a.a) sünnetinde yer alan genel veya mutlak hükümlerin ayrıntılı biçimde sunulmasında ortaya çıktığı gibi, Kur’ân’ı tefsir etmekte ve Resulullah’ın (s.a.a) amaçlarının açıklamasında tecelli eder.

Bu görevin bir başka tecelli alanı ise, ilâhî hükümlerin Müslüman ümmet arasında uygulanmasını sağlama, şeriatı ve ilâhî nasları, saptıranların ve sapanların yeltenecekleri tahriflerden ve yozlaşmalardan koruma alanıdır.

İslâm’ın ortaya koyduğu devrim, sosyal veya ekonomik olmaktan önce kültürel bir devrimdir. Buna göre Ehli Beyt İmamları’nın kendilerini ümmeti eğitmeye, onun risalet kavramlarına ve değerlerine ilişkin kültürel bilincini geliştirmeye adamalarında şaşılacak bir şey yoktur. Çünkü onlar başta gelen görevlerini ilâhî risaletin ve Peygamber’in (s.a.a) hedeflerini açıklayan Kur’ân ayetlerinden hareketle eğitim ve bilinçlendirme olarak görüyorlar. O Peygamber ki, İmam kendisini onun uzantısı ve bu Peygamber’in gayretleri sonucu oluşan risalet, ümmet ve devlet gibi fidanların özenli koruyucusu olarak görür. Nitekim yüce Allah risaletin hedeflerini ve Peygamber’in (s.a.a) görevlerini açıklayan şu ayetinde şöyle buyuruyor:

“O, onlara Allah’ın ayetlerini okur, onları kötülüklerden arındırır, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğretir.”[2]

İmam Hasan (a.s) her ne kadar dinî ve ilkesel sebepler yüzünden halifelikten feragat etti ise de meydanı ve Peygamberimizin (s.a.a) miras birikimini cahiliye artıklarının ellerinde yağmalanmaya bırakmadı. Tersine, üzerine devletin oturacağı ve şeriatın hükümlerinin uygulanmasına zemin oluşturacak bir altyapıyı, eğitim yolu ile geliştirmeye kendini verdiğini görüyoruz.

İmam Hasan (a.s), İslâm ümmetine sunduğu belgeler aracılığı ile zengin bir ilmî ve fikrî miras bıraktı. Bu belgeler; konuşmalar, vasiyetler (tavsiyeler), tartışmalar, mektuplar ve çeşitli bilgi dallarında söylenmiş hadisler şeklinde bize ulaşmıştır. Bu belgeler, İmam Hasan’ın (a.s) farklı türlerdeki ilgi ve gayretlerini, bilgi birikiminin geniş çaplılığını ve İslâm ümmetinin o günlerde yaşadığı fitne ve felâketler ile dolu dönemin gereklerini nasıl enine boyuna kavradığını ortaya koyuyor. Bu öyle bir dönemdi ki, Allah’ın gözetimine ve yönlendirmesine mazhar olanlar dışında kalanların çok az bir bölümü, onun özel niteliklerinin ve gereklerin bilincine varabilmişti.

Şimdi İmam’ın ilmî çalışmalarından bazı örnekleri gözler önüne sereceğiz, onun dilinde beliren ve belâgatli üslubu ile ifade ettiği veya öğrencileri ile dostlarına yönelik eğitici faaliyetlerine yansıyan kavramlardan ve ideal değerlerden bir demet seçeceğiz.

İlim ve Akıl Hakkındaki Sözleri

1- İmam Hasan (a.s) ilim öğrenmeyi teşvik etme, nasıl öğrenileceği ve nasıl geliştirileceği hususunda şöyle buyurmuştur:

• İlmi öğrenin. Sizler bugün toplumunuzun küçükleri, fakat yarının büyüklerisiniz. Aranızda öğrendiklerini ezberlemeyenler onları yazsınlar.[3]

• Güzel soru sormak ilmin yarısıdır.[4]

• Başkalarına öğret ve başkalarının bildiklerini öğren. Böylece ilmini kesinlik düzeyine çıkarmış (sağlamlaştırmış) ve bilmediklerini öğrenmiş olursun.[5]

• İlim, öğrenenlerin mazeretini ortadan kaldırdı, geçersiz kıldı.

• Kesin bilgi (yakin), selâmetin sığınağıdır.

• Size Allah’tan korkmayı ve sürekli düşünmeyi tavsiye ederim. Çünkü düşünmek, bütün iyiliklerin anası ve babasıdır.[6]

2- Akıl, ilmin temel dayanağıdır. Bu yüzden İmam Hasan (a.s) aklı bilimsel gerekleri ve sonuçları aracılığı ile ve insanı kemale erdirme konusundaki öneminin ve rolünün çapı açısından tanımlayarak şöyle buyurdu:

• Akıl, gözetilmesini istediğin her şeyi kalbin korumasıdır.[7]

• Edebi olmayanın aklı, kıskançlığı olmayanın sevgisi, dini olmayanın hayâsı yoktur. Aklın başta gelen göstergesi insanlarla iyi geçinmektir. İki dünyanın mutluluğu, akıl ile elde edilebilir; kimin aklı yoksa her ikisinden mahrum kalır.

• Akıl, kendisinden öğüt almak isteyeni aldatmaz

Kur’ân Hakkındaki Sözleri

1- İmam Hasan (a.s) Kur’ân’ın mahiyetini, risaletini, hedeflerini, faziletini ve zengin hazinesinden nasıl yararlanılacağını açıklamak üzere şöyle buyurdu:

• Bu Kur’ân’da ışık saçan yıldızlar ve gönüllere şifa vardır. Buna göre gezginler onun ışığı ile gezsinler ve sıkıntı içindekiler kalplerini onunla dizginlesinler. Çünkü düşünmek, basiretli kalbin hayatıdır. Tıpkı karanlıkta yürüyenlerin, aydınlatan kaynaktan ışık alarak yürümeleri gibi.[8]

Önceki Sayfa 1 2 3 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar