Burada, bu hadislerden bazılarını aktarmayı uygun buluyoruz:
Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurur:
“Erkek çocuğunun erkek çocukla; erkek çocuğunun kız çocuklarıyla; kızların kızlar ve kızların erkek çocuklarla yatakları on yaşından itibaren ayrılmalıdır.”
Hz. İmam Bâkır (a.s) şöyle buyurur:
“On yaşına girmiş erkek çocuklarının yataklarını, kadınlarınkinden ayırınız.”
Başka bir rivayette ise şöyle buyrulur:
“Çocukların yatakları altı yaşından itibaren birbirinden ayrılmalıdır.”
Cinsel Münasebetin Gözlerden Uzak Gerçekleşmesi
Karı ve kocanın üçüncü bir şahsın huzurunda cinsel münasebet yaşamaları hiç kuşkusuz cinsel bir sapmadır. Bu sapma, psikolojik anormallikler, dengesizlikler ve cinsel sapmalara yol açar. Bu sebeple, ana-babalar bu hususu çok ciddiye almalı ve önemsemelidirler. Özellikle de çocuklarının huzurunda cinsel temas ve cinsel içerikli sözlerden şiddetle kaçınmalıdırlar. Sanmasınlar ki çocuklar bu tür konuları anlamaz yahut gördükleri sahneleri çabucak unutuverirler. Asla böyle değildir. Zira cinsel bir davranışın sadece bir köşesini dahi algılamaları yahut bu doğrultuda bir söz işitmeleri; hatta ana-babanın nefeslerini dahi hissetmeleri, onların psikolojilerinde yıkıcı bir etki bırakır ve bunun sonucu yakın ya da uzak bir gelecekte kesinlikle ortaya çıkar. Açıkça söylemek gerekirse, böyle davranan ana-babalar aslında kendi elleriyle kendi çocukları için bir cehennem hazırlamış sayılırlar. Zira bu çirkin davranış, çocuklar üzerinde üç olumsuz etki bırakır:
1. Cinsel tahrik ya da baskı; sonuç itibariyle de sıkıntı ve ıstırap.
2. Cinsel sapmalar ve davranış bozuklukları; sonuç itibariyle de hayâsızlık, iffetsizlik, mastürbasyon, eşcinsellik, zina ve benzeri olumsuz eğilimlerin zuhuru.
3. Asabilik ve sert mizaçlılık.
Feyz, cinsel münasebetin gözlerden uzak gerçekleşmesini aile içi ilişkilerin en önemli ilkelerinden biri olarak görür. O, bu hususu bazı hadisleri naklederek pekiştirir ve şu sonuca varır:
“Ana-babalar, çocuklarının evde olmadıkları ya da uyuduklarından emin oldukları bir zamanda cinsel münasebete girişmeli ve evlatlarının günaha yönelmelerine sebep olmamalıdırlar. Zira Allah Resulü (s.a.a) bu hususta şöyle buyurur:
And olsun, bir evde bir çocuk uyanıkken ve her şeyi görüyor veya işitiyorken bir erkek karısıyla birleşirse, o çocuk, asla iflah olmaz; erkek ya da kız ileride zinakâr olur.”
Başka bir rivayette İmam Sâdık (a.s) şöyle buyurur:
“Bir odada bir çocuk bulunuyorken, koca karısıyla birleşmemelidir. Zira bu işin akıbeti, iffetsizlik ve zinakârlıktır.”
Ayrıca şu ayrıntıyı da nakleder:
“İmam Ali b. Hüseyin (a.s) eşiyle birlikte olmak istediği zaman, evi boşaltır ve hizmetçilerin dışarı çıkmalarını isterdi. Evin kapısını kapatır ve perdeleri de çekerdi.”
Öğrenim Sürecinde İhtiyata Riayet
İslam’ın eğitim metodunu yansıtan çok muhteşem bir tabir nakledilir. Buna göre, çocuk eğer kızsa, ona Nûr suresini öğretmek ve Yusuf suresini öğretmekten kaçınmak gerekir. Feyz, bu cümlenin yorumunda şöyle der:
“Nûr Suresi’nin vermek istediği ana mesaj, hayâ, iffet ve namuslu olmaktır. Oysa Yusuf suresinde bir kadının bir erkeğe duyduğu aşk gündeme gelmiştir. Demek ki bir kız çocuğunun daha küçük yaşlarda aşkla ilgili konularla tanışması doğru değildir. Zira bu konular, cinsel davranış bozukluklarına ve psikolojik sorunlara yol açabilir. Bu yüzden, ilkin iffet ve hayâ temeli sağlamlaştırılmalı daha sonra diğer konular öğretilmelidir.”
Buradan hareketle ve bu hükmün felsefesine binaen şu iddiada bulunabiliriz: İslam’a göre erkek ve kız çocuklarının her kitap, makale ve yazıyı okumaları uygun değildir. Her tür roman ve hikâye okumamaları, her tür film izlememeleri, her tür ses ve görüntüye muhatap olmamaları gerekir. Zira çocuklar, ergenler ve gençler kitle iletişim araçları vasıtasıyla heyecanları kışkırtan ve cinselliği uyandıran sahnelere muhatap olmaktadırlar. Bu durum, onların ruh, kalp ve düşüncelerini şiddetle etkisi altına almakta ve akabinde de cinsel davranışlarında bazı sapmalara yol açmaktadır.
Ergenlik
Ergenlik, hayret verici ve karmaşık bir süreçtir. Zira bu süreç bir yandan bağımlılıktan kurtuluş, özgürleşme ve sorumluluk üstlenme süreci; bir yandan da cinsel içgüdünün uyandığı, fizyolojik, duygusal ve psikolojik değişikliklerin yaşandığı bir aşamadır. Bu süreç, en genel anlamıyla bedensel gelişim, güç ve canlılık dönemi; akıl, fikir ve dinî duyguların şekillendiği bir süreçtir. Elbette ana-babalar ve eğitmenlerin yardım, denetim, merhamet ve yönlendirmeleri olmadan, ergenlik dönemindeki bu değişim süreci, ergen gençleri çok büyük problemlerle yüz yüze bırakıp fiziksel ve ruhsal birçok rahatsızlığa yol açabilir. Özellikle de erken ergenlik gibi problemlerin gündeme geldiği ve ergenlikle evlilik dönemi arasındaki sürenin uzadığı çağımızda bu durum, cinsel davranışlarda anormalliklere yol açabilir.