Önceki bölümlerde İmam Sâdık’ın (a.s) siyasî meselelere karışmamasının sebeplerini işlemiştik ve başlıcaları şunlardı: 1- Siyasî ve toplumsal şartların uygun olmaması. 2- Halkın öldürülmesinde ve çatışmasında artış. 3- Hükümetin gücünde artış. 4- Toplumun ilmî ve kültürel sorunlarının giderilmesine duyduğu ihtiyaç. 5- Halkı yönlendirmek için fırsattan istifade etmek ve bunun yanında hükümeti değiştirmek için ümmeti harekete geçirebilmek, İmam Sâdık’ın (a.s) ana siyasetlerindendi. İmam Sâdık (a.s) kendisi için muhtelif sorunlar ortaya çıkmasına rağmen, bu vaziyette yine de Müslümanların maslahatını gözetmeye çalışıyordu. Siyasî meselelerde mühim noktalara riayet etmeyi başardı. Sadece bir seyirci değildi, halkın kaderinden ve geleceğinden endişelenerek, bu iş için bir vesile olan takiyyeye başvurdu. Görünürde İmam, siyasî hiçbir meseleye katılmıyordu ama gizliden meseleleri kontrol ve gözetim altında tutuyordu. Örneğin devrimci hareketleri onaylıyor, hatta devrimci şehitlerin eşlerinin geçimini üstleniyordu (Edib, s. 198). Aynı şekilde İmam, temsilcilerini tebliğ için etrafa göndererek, halkın bilinçlendirilmesiyle mevcut vaziyeti değiştirmeye çalışıyordu (Pişvâyî, s. 378). Velayet-i Fakih kitabında Ayetullah Humeynî, onun Ömer b. Hanzala makbulesiyle halkı, hak veya haksızlık için hükümete ve hükümetin kadılarına başvurmaktan men ettiğini ve hükümetin asıl mahiyetini ifşa ederek onu tağut hükmünde tanıttığını söylemektedir (İmam Humeynî, s. 89). İmam’ın takiyye siyaseti, herkesin ona yönelmesine sebep oldu ve İmam bu sayede yukarıda bahsedilen siyasî girişimlerde bulunabildi (Ca’ferî, s. 305). Bu muhtasar açıklamaları dikkate alarak İmam Ca’fer Sâdık’ın (a.s) siyasî faaliyetlerinden şu çıkarımları elde etmek mümkündür:
1- İmam görünürde hiçbir siyasî harekete karışmıyor, yalnızca ilmî faaliyetlerle meşgul oluyordu.
2- İmam Sâdık (a.s) muhtelif kesimlerde hükümetin meşruiyetini reddediyor, (zâlim ve tağut) mahiyetini ifşa ediyordu.
3- Takiyye bu harekette İmam Sâdık (a.s) için bir örtü, bir siper unvanıyla siyasî, toplumsal, özellikle de ilmî ve kültürel hayatında kullanabileceği çok uygun bir araçtı. İmam Sâdık (a.s) siyasî hareketlere yönelseydi, şehadete ulaşması durumunda İslâm dünyasının, özellikle de Şiilik mezhebinin tamamen ortadan kalkmasından korkuluyordu. Bu yüzden Şiilik mezhebini korumak ve tanıtmak için en iyi yöntem, siyasî mücadele yerine ilmî ve kültürel mücadeleydi.
Sonuç
Giriş bölümünde de değinildiği üzere maalesef İmamların ilmî ve kültürel hayatları boyunca bu alanlarda yaptıkları hizmetlerden gaflet edilmesi, bu alanlarda yargıları ve tarihî birçok olayda unutkanlığı doğurmuştur. Öyle ki günümüzde o değerli imamların keşifleri, hatta icatları ve ilmî metotları olan çoğu şey, başka âlimlerin hesabına yazılmıştır. Bu yüzden o büyük imamların hizmetleri hakkında daha fazla bilgi edinebilmek için, İslâm araştırmacılarının tarihî ve diğer ilmî metinler üzerinde yeniden çalışmaları gerekmektedir. Bu doğrultuda İslâm tarihinin, hatta insanlık tarihinin kesin iddiasına ve de Şia ve Sünnî âlim ve fakihlerin çoğunun itirafına, hatta yabancı âlimlere binaen, en meşhur ve en maruf ilmî ve kültürel şahsiyetlerinden biri olan İmam Ca’fer Sâdık (a.s) temel konular üzerinde durmuş ve fikir özgürlüğü, körü körüne taklidin önüne geçme, ilimleri eleştirirken akıldan istifade etme, siyasî meselelere karışmama yöntemlerini kullanarak asıl İslâm mektebinin ve kültürünün, özellikle de Şia mektep ve ekolünün canlanmasını sağlamıştır. İmam Sâdık (a.s) yine de siyasî faaliyetlerden de habersiz değildi. Gerektiğinde ilmî ve kültürel faaliyetlerinin yanında, toplum mühendisliği ve de âlim ve bilim adamı eğiterek bu şekilde sağlıklı bir fikrî ve siyasî atmosfer oluşturma yoluyla hükümeti değiştirmeye çalışmıştır. Aklî ve naklî ilimlere rağbeti artırmanın yanında yanlış düşünceleri ve inançları ıslah ederek dikkate değer bir çaba sarf etmiş ve İmamiye Şiası veya Ca’ferî mektebi adını taşıyan bir mektebin kurucusu olmuştur.
Kaynakça
1- İbrahimî Dinanî, Golamhüseyin, Macera-yı Fikr-i Felsefî der Cihan-ı İslâm, 1. Cilt, Tarh-ı Nev, Tahran, 1379.
2- İbn Esîr, İzzeddin, Tarih-i Kâmil, Farsçaya çev. Hüseyin Ruhanî, 7. Cilt, Esatir, Tahran, 1374.
3- İbn Haldun, Abdurrahman b. Muhammed, el-İber, Farsçaya çev. Abdulmuhammed Âyetî, 2. Cilt, Pejuheşgâh-ı Ulum-i İnsânî ve Mütalaat-ı Ferhengî, Tahran, 1383.
4- Ahmed b. Ebi Vâzıh, Tarih-i Yakubî, Farsçaya çev. İbrahim Âyetî, 2. Cilt, İlmî Ferhengî, Tahran, 1366.
5- Edib, Âdil, Zendegânî-yi Tahlîli-yi Pişvâyân-ı Ma, Farsçaya çev. Esedullah Mübeşşirî, Defter-i Neşr-i Ferheng-i İslâmî (Gum), 1366.
6- Spuler, Bertold, Cihan-ı İslâm, Farsçaya çev. Kamer Aryan, Emir Kebir, Tahran, 1384.
7- Bel’amî, Tarihnâme-i Taberî, Farsçaya çev. Muhammed Ruşen, 4. Cilt, Süruş, Tahran, 1380.
8- Pişvâyî, Mehdi, Sîre-i Pişvâyân, İntişarat-ı Tevhid, Gum, 1375.
9- Bir grup yazar, Mağz-ı Mütefekkir-i Cihan-ı Şia, Farsçaya çev. Zebihullah Mansurî, Cavidan, Tahran, 1386.