Belki de halkın genelinin gözünde İmam Sâdık (a.s) sadece din ilimleri, hadisler ve İslâmî rivayetler alanında âlim idi. Ancak yukarıdaki açıklamalar, onun kendi zamanındaki bütün ilimlerde en âlim olan kişi olduğunu gösteriyor ve burada bunların sadece küçük bir bölümüne değinilecektir. İmam Sâdık (a.s) harflere nokta koyma girişiminde bulunan ilk kişiydi (Edib, s. 173). Zira o zamana kadar Arapça harflerde nokta yoktu. Aynı şekilde o, felsefede, kelamda, matematikte ve kimyada ilim kapısını genişletti ve bu ilimlerde tanınmış öğrenciler yetiştirdi (a.e., s. 192). Sonraları ilmî mekteplerin ve uygun kültürel zeminin gelişmesiyle İmam Sâdık (a.s) o ilimlerin yanında astroloji, tıp ve matematiğin dallarına özel bir teveccüh gösterdi (Pişvâyî, s. 354). İmam Sâdık’ın (a.s) ilmî faaliyetleriyle ilgili bir grup Avrupalı bilim adamının yazdığı Mağz-ı Mütefekkir-i Cihan-ı Şia (Şia Dünyasının Mütefekkir Beyni) adlı meşhur kitaptan daha iyi bir kaynak bulmak belki de mümkün değildir. Bu kitapta, İmam’ın gece gündüz yürüttüğü faaliyetlerle, Batlamyus’un eski ve yanlış teorilerini eleştirip reddettiği geçmektedir (Mağz-ı Mütefekkir-i Cihan-ı Şia, s. 40). O, yeni araştırmalarla birçok fizik kanununu iptal etti ve sonraları yeni yüzyıldaki âlimlerin anlayabildiği yeni görüşler sundu (a.e., s. 65). Gece-gündüz teorisini sunması, güneşin yeryüzü etrafında döndüğü teorisini düzeltmesi, maddenin bulanık ve şeffaf görünmesinin sebebini açıklaması, insan bedeninin, haşerelerin, otların ve canlıların anatomisini incelemesi, hastalıkların sebeplerini açıklaması, Ca’ferî tıp okulunu kurması ve tüm bunların konuşma ve tartışma özgürlüğüyle beraber olması ve ilmî görüşlerin öğrencilere dayatılmaması, İmam Sâdık’ın (a.s) ve onun okulunun özelliklerindendi (a.e., s. 48). Yasak olmasına rağmen felsefe eğitimi verilmesi, tarihin akla dayanılarak ilmî eleştirisinin yapılması, Hıristiyanlık dininin tarihi hakkında geniş bilgi verilmesi, İmam Sâdık’ın (a.s) ilmî ve kültürel malzemelerindendi (a.e., s. 253-258). Maalesef Müslümanlar, özellikle de zahitler ve fakihler felsefeye iyi gözle bakmıyorlardı ama ilk kez İmam vesilesiyle İslâm’da kelam ve İslâmî felsefe konuları işlendi (Zerrinkub, s. 108). İmam Sâdık (a.s) altı öğrencisine aklî ve dinî ilimler eğitimi vererek takdire şayan bir hizmette bulunmuştur. Örneğin Kimya ilminin babası olan meşhur Cabir b. Hayyan, bir şekilde İmam Sâdık’la (a.s) irtibatlıydı (a.e., s. 73). İmam “Denizlere dalmanız ve tufan dalgalarını yarmanız gerekse de ilim peşinde olunuz” beyanıyla birçok insanı, âlimi ve bilim adamını teşvik etmiştir (Muzaffer, s. 221). Aynı şekilde şu alanlarda rol model olmuştur:
1- İlmi korkusuzca öğrenmek.
2- O ilme amel etmek.
3- Ezberlemek yerine yazmak.
4- Âlimlere saygı.
İmam Sâdık’ın (a.s) mektebinin model olmuş ve hadis ilmi 4000 âlimle beraber genişlemiştir (a.e., s. 226). İmam Sâdık muhtelif ilim dallarında; ahlâk, irfan, tefsir, kelam, hadis, cifr ilmi, fıkıh, fizik, tıp, astroloji, kimya, dinler tarihi, coğrafya, mekanik ve diğerlerinde kendi zamanının âlimlerinin başında geliyordu. Âlûsî, Ehl-i Sünnet’in başında olan Ebu Hanife’nin şöyle söylediğini nakletmiştir: “Son iki senem olmasaydı Numan helâk olmuştu.” (a.e., s. 227). Bunlar İmam Sâdık’ın (a.s) ilmî ve ahlâkî konumunun yüceliğini gösteren hususlardır. Dairetü’l-Mearif-i Teşeyyü adlı eserin ikinci cildinde İmam’a nisbet edilen eserlerden bazılarına işaret edilmiştir. Bunlar:
1- Abdullah b. Neccaşî risalesi.
2- Hisal’de Şeyh Saduk risalesi.
3- Tevhid-i Mufaddal.
4- el-İhlilice.
5- Misbahu’ş-Şeria.
Son olarak İmam Sâdık’ın (a.s) kendine özgü ilmî üslubuyla ilgili Cabir b. Hayyan’ın şu noktaları zikrettiği nakledilmiştir:
1- Açık manalar kullanması.
2- Anlatılan konuyla sınırlı ibareler kullanması.
3- Kıyas üslubunu kullanmayı sınırlaması. (el-Cündî, 1372: 324-325)
İmam Sâdık (a.s) ve Siyasî Konumlanması