5- İmam Sâdık ve Ca'ferî Mezhebinin Şekillenmesi

04 December 2025 56 dk okuma 15 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 12 / 15

İmam Sâdık’ın (a.s) bol hadiseli ve istisnaî şartların hâkim olduğu bir zamanda mühim ve büyük bir şahsiyet olduğunu ve İslâm camiasının rehberi unvanını taşıdığını biliyoruz ama onun itibarı ve azameti günümüze kadar ulaştı ve aynı şekilde asırlarca da sürecektir. Bu bölümde bazı Ehl-i Sünnet ulemasının ve de yerli ve yabancı âlimlerin onunla ilgili görüşlerine değinmemiz yerinde olacaktır. Böylece hem onun azameti, hem de sıfatları ve özellikleri hakkında daha fazla bilgiye ulaşabiliriz. Malik b. Enes, Süfyan Sûrî ve İbn Ayun gibi kişiler İmam Sâdık’ın (a.s) öğrencileri arasında sayılıyorlardı ve her zaman ona karşı özel bir ihtiram gösteriyorlardı (Edib, s. 191). Ehl-i Sünnet’in önderlerinden olan Ebu Hanife, İmam Sâdık’tan (a.s) daha âlim bir şahıs görmedim, demiştir (Pişvâyî, s. 356). Aynı şekilde Malik b. Enes, İmam’ı her zaman ya namaz kılarken, ya Kur’an okurken ya da oruç tutarken gördüğünü söylemiştir (a.e., s. 351). Yine Ebu Hanife, İmam’ın yanında eğitim almanın itibarını gösteren şu sözleri sarfetmiştir: İmam Sâdık’ın (a.s) yanında aldığım iki yıl eğitim olmasaydı ben helâk olmuştum (a.e., s. 359). Avrupalı âlimlere göre İmam Sâdık (a.s) İslâm peygamberinden sonra gelen en büyük âlimdir (Mağz-ı Mütefekkir-i Cihan-ı Şia, s. 59). Bu doğrultuda İbn Ebi’l-Hadid, dört mezhebin fıkhından bahsederken, tüm mezheplerin ilmî açıdan İmam Sâdık’a (a.s) borçlu olduklarını söylemiştir (Muzaffer, s. 219). İmam Sâdık (a.s) anne tarafından Ebu Bekir’in nesebindendi ve büyük babası Kasım b. Muhammed b. Ebu Bekir, meşhur muhaddislerdendi (Ca’ferî, s. 303). Bu âlim aileye teveccühle, İmam’ın ilmî itibarı Hz. Ali’den (a.s) az ama diğer bütün imamlardan daha fazla söz konusuydu (a.e., s. 303). Malik b. Enes bu bağlamda, İmam’ın hadis naklinde, halkın en muteberi ve en güveniliri olduğunu söylemiştir (a.e., s. 304). Hepsinin İmam’ın azametini ve faziletini anlattığı bütün bu beyanlara rağmen Mıklas b. el-Hattab el-Ecda Esedî gibi bazı nâdân kimseler İmam hakkında aşırıya gitmiş ve onun lanetine mazhar olmuşlardır (Dairetü’l-Mearifi Teşeyyü, s. 361). Ancak bu beyanlar İmam’ın yüceliğini ve itibarını azaltamıyordu. Ömer b. Ebi’l-Mukaddem’in rivayetine göre İmam Sâdık (a.s) Cemre’de durmuş, şöyle söylüyordu: Bana sorun, bana sorun. (a.e., s. 359). Bu nokta İmam Sâdık’ın (a.s) kendi asrındakilere oranla ilmî azametine bir delildir. Son olarak İmam Şâfiî’nin şöyle söylediği nakledilir: İmam Ca’fer Sâdık (a.s) İslam’ın kalbi konumundadır. O dinde ve fıkıhta önder, tabiî ilimlerde de bir deryaydı (el-Cündî, s. 226). İmam Sâdık (a.s), ihlasını ve ilmî azametini gösteren bu özellikleriyle, dinin yerine oturması için İslâm dünyasında kendine has dinî ve ilmî bir yöntem oluşturmayı başardı.

İmam Sâdık (a.s) ve Muhtelif İlimler

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar