İçkinin Tedricen Haram Kılındığı Teorisine Eleştiri
Doç. Dr. Murtaza İrevanî Necefî
Özet
İçkinin haram kılındığı ittifakla kabul ediliyor olsa da nasıl haram kılındığında görüş ayrılıkları vardır. Şia'da bazı âlimler içkinin haram kılınmasını Mekke döneminin ilk yıllarına kadar götürmektedir. Fakat Ehl-i Sünnet Medine döneminin sonlarıyla ilişkilendirerek haramlığın tedricen ve birkaç aşamada gerçekleştiğini savunmakta, bu çerçevede de meşhur “içkinin tedricen haram kılındığı” teorisini ortaya atmaktadır.
Bu teorinin birtakım zeminleri ve sonuçları vardır. Nitekim bu araştırmada onlara değinilerek teori eleştirilecek ve neticede de içkinin haram kılınmasında tedricilik reddedilip haramlığın Medine döneminin başlarında gerçekleştiği ispatlanacaktır. Son olarak tedriciliğin -bu konuda sabit görülmesi durumunda- haramlığın ilan edilmesinde değil, içki içmeye had uygulanmasıyla ilgili olduğu gösterilecektir.
Anahtar Kelimeler: Hamr, içki, tedricen haram, haramlığın ilanı, sebeb-i nüzul
Giriş
Kur'an-ı Kerim'de “hamr” kelimesi “şarab”ın muadili olarak geçer ve “h-m-r” terkibi “örtmek” anlamına gelir. (Mutarrızî, 1399: 1/270). Bu nedenle şarabın böyle isimlendirildiği belirtilmiştir. Çünkü aklı örtmektedir. (İbn Düreyd, 1987: 1/592). Şeyh Tûsî şöyle yazmaktadır:
Çoğu müfessir “hamr”dan maksadın “üzüm şarabı” olduğunu kabul etmiştir. Ama Ehl-i Medine'nin cumhuru, çoğu sarhoşluk veren herşeyin “hamr” olarak adlandırıldığını belirtmektedir. Bu anlam rivayetlerimizin zâhirinden de çıkmaktadır. (Tûsî, tarihsiz: 2/212).
Daha net bir ifadeyle söylersek, “hamr”, içkiyi haram kılan ayetin nüzulünden önce örfte üzüm usaresine deniyordu. Onun İlahî Kelam'da ve Rasulullah'ın (a.s) sözlerinde, hamledilen haramlık ve necaset gibi hükümler itibariyle daha genel anlama atfedilmesi sonradan vaki oldu. Neticede “hamr”, genel anlamıyla şer'î bir hakikattir. (Bahrânî, 1405: 5/116-117). Dolayısıyla sarhoşluk veren her şaraba “hamr” denmektedir ve bu isimlendirme üzüm usaresine tahsis edilmemektedir. (Şeyh Behâî, 1414/433).
Şia, içkinin hiçbir zaman helal olmadığı kanaatindedir. Hatta bazı Şii âlimler, içkinin haram olduğunun duyurulmasını Mekke döneminin başlarına kadar götürürler. Oysa Ehl-i Sünnet, İslam'ın ilk yıllarında şarabın helal olduğuna ve haram kılınmasının Medine dönemine ertelendiğine inanmaktadır. Bu konuda meşhur “şarabın tedricen haram kılınması” teorisin ortaya atmışlardır. Burada tartışmanın çerçevesini gösterdikten sonra Ehl-i Sünnet'in bu teoriye getirdiği delilleri ve Şia ulemasının o delilleri tenkidini nakledecek ve son olarak da haramlığın Mekke döneminde ilan edildiğini gösteren delilleri ortaya koyacağız.
1. Teorinin Çerçevesi
Ehl-i Sünnet'in hadis kaynaklarında bazı kimselerin “hamr” içmesi nedeniyle yaşanmış ve bu konudaki ayetlerin nüzulüne sebep olmuş nahoş ve çirkin olaylara işaret edilmiştir. Buna göre her hadiseden sonra sahabeden bazıları tekrar şarap içmeye dönüyor ve yeni bir hadisenin meydana gelmesine yolaçıyor, bu yüzden de yeni bir nehiy nazil oluyordu. Ehl-i Sünnet'in görüşüne göre Peygamber'in (s.a.a) ashabı adildir ve haram fiil işlemeleri mümkün değildir. Sonuç itibariyle de Bakara ve Nisa suresindeki ayetler şarabın haram kılınmasını kapsamaz. Şarap, bu iki ayetin nüzulünden önce Maide suresindeki ayetlerin nüzulü sırasında mübahtı. Bu görüş sahipleri, bahsi geçen çıkarımı Hz. Rasül'ün (s.a.a) takririne bile dayandırmaktadır. Aşağıda bunlardan bazılarının görüşü nakledilmiştir.
İbn Ömer şöyle der:
“Hamr” konusunda üç ayet nazil olmuştur.
Birincisi şu ayettir:
“يَسْأَلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ "
"Sana içkiyi ve kumarı sorarlar." (Bakara 219)
Bu ayetin nüzulünden sonra kimileri “Şarap haram oldu” dedi. Ama başkaları dedi ki: “Ey Allah'ın Rasülü, Allah'ın söylediği menfaatlerden yararlanmamıza izin ver.” Nebiyy-i Ekrem (s.a.a) sessiz kaldı. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu:
“يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَقْرَبُواْ الصَّلاَةَ وَأَنتُمْ سُكَارَى حَتَّىَ تَعْلَمُواْ مَا تَقُولُونَ "
"Ey iman edenler! Siz sarhoş iken -ne söylediğinizi bilinceye kadar- cünüp iken de -yolcu olan müstesna- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın." (Nisa 43
Bazıları dedi ki: “Şarap haram oldu.” Ama başkaları şöyle dedi: “Ey Allah'ın Rasülü, namaz vakti yaklaştığında onu içmiyoruz.” Peygamber-i Ekrem (s.a.a) sessiz kaldı. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu:
“يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنصَابُ وَالأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ”
"Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz." ( Maide 90)
Sonra Allah Rasülü (s.a.a) “Hamr haram oldu.” buyurdu. (İbn Ebi Hâtim, 1419: 2/389).
Yine nakledildiğine göre bu ayetlerin nazil olmasından sonra insanlar şöyle dedi:
“Ey Allah'ın Rasülü, şarap içerken yataklarında can verenler veya şehit olanlar ne olacak? Çünkü