Genel olarak Kur'an'ın bazı konularda ahkâmı açıklarken tedric yöntemini izlediğini kabul ediyoruz. Fakat acaba aklı iptal eden bir şeyin haramlığını kesin beyan ederken de son surenin nazil olmasına kadar kesinti ve duraksama yaşanmış mıdır? İslam Peygamberi (s.a.a) hissî mucizelere ilaveten aklî mucize olan Kur'an'a sahip olmakla da ayrıcalıklı kılınmıştır. Her dini kabul etmede ilk adım olan mucizeyi anlamanın ancak akıl vesilesiyle mümkün gören bir din, böyle bir fırsatı, içkiyi kesin olarak haram kılmama nedeniyle muhataplarından esirgemiş olabilir mi? Ayrıca cahiliye Araplarının şarapa alışkanlık ve bağımlılığı olması, onların putlara tapmaya gösterdiği alaka ve alışkanlıktan daha mı fazlaydı?
2. İçkinin Tedricen Haram Kılındığına İnanan Ehl-i Sünnet'in Delilleri
2. 1. İçkiyi Haram Kılan Ayetlerin Nüzul Sebepleri
Aşağıdaki ayetlere, fıkıh ve tefsir uleması tarafından içkinin haram kılınması bahsinde aynı sırayla değinilmektedir. Bu ayetlerin nüzul sebepleri, içkinin tedricen haram kılındığına inanan Ehl-i Sünnet'in en temel delilidir. Bu ayetlerin zâhiri içkinin haram kılındığını göstermektedir. Ama ayetlerin nüzul sebepleri, bazı sahabelerin, bu ayetlerin her biri haramlığa delalet etmesine rağmen, ta Maide suresinin ayetleri nazil olana dek açıkça içki içtiklerini ortaya koymaktadır. Öte yandan Ehl-i Sünnet sahabenin adaletine de inanmaktadır. Bu iki mukaddimenin neticesi, onların içkinin haramlığının tedricen gerçekleştiğine inanması olmuştur. Halbuki Şii âlimler, bazı sahabelerin tahrim ayetinden sonra da içki içtiklerini kabul etmekle birlikte ikinci mukaddimeyi, yani sahabenin adaleti ilkesini temelsiz bulmuşlardır. Sonuç itibariyle bu ayetlerin nüzul sebepleri, Şii fakihleri, ayetlerin haramlığa zâhir delaletini görmezden gelmeye itmemiştir. Aşağıda bu ayetleri ve nüzul sebeplerini naklettikten sonra Ehl-i Sünnet ve Şia'nın fıkhî çıkarımlarını inceleyeceğiz.
a) “يَسْأَلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ قُلْ فِيهِمَا إِثْمٌ كَبِيرٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَإِثْمُهُمَآ أَكْبَرُ مِن نَّفْعِهِمَا”
“Sana şarap ve kumar hakkında soruyorlar. De ki: O ikisinde büyük bir günah ve insanlar için birtakım menfaatlar vardır. Fakat günahları menfaatlerinden büyüktür.” (Bakara 219).
Bu ayetin nüzul sebebi konusunda şöyle denmiştir: Ömer dedi ki: “Allahım, bize içkinin hükmünü beyan et.” Bunun üzerine “يَسْأَلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ قُلْ فِيهِمَا إِثْمٌ كَبِيرٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَإِثْمُهُمَآ أَكْبَرُ مِن نَّفْعِهِمَا” ayeti nazil oldu. (İbn Ebi Hâtim, 1419: 2/388; Cassâs, 1415: 1/392; İbn Cevzî, 1422: 1/183).
Yine şöyle anlatılmıştır: Ömer b. Hattab, Muaz b. Cebel ve Ensardan birkaç kişi Allah Rasülü'nün (s.a.a) yanına geldi ve dedi ki: Ey Allah'ın Rasülü, bize aklı baştan alan içki ve malı yokeden kumarın hükmün açıklar mısın?” Bunun üzerine Allah bu ayeti indirdi. (Sa'lebî, 1422: 2/141; Vahidî, 1411: 73; İbn Cevzî, 1422: 1/183). Ehl-i Sünnet bu ayetin içkinin haram kılındığı hükmü içerdiğini kabul etmemiştir. Hatta Taberî, bu ayetin içkinin haram kılınmasından önce nazil olduğunu anlatan haberleri tevatür seviyesinde görür. (1412: 2/210).
Eleştiri: Taberî, bu ayetten haramlığın çıkarılamayacağı sonucuna varırken sahabenin içki içtiğine dair haberleri zikreder ve Nisa suresindeki ayetin nüzul sebebine değinir. (Bkz: 1412: 2/210-212). Bu ayetlerin içkinin haramlığına delalet etmediği, Nebiyy-i Ekrem'in (s.a.a) takririne de nispet edilmiştir. (Bkz: İbn Ebi Hâtim, 1419: 2/389). Bu düşünce Ehl-i Sünnet'in bazı âlimlerini mecburen bu ayetin Maide suresindeki ayetlerle nesholduğuna inanmaya zorlamıştır. (Bkz: Ebu Hayyan Endülüsî, 1420: 2/403).
Karinelere dikkat ettiğimizde anlıyoruz ki, Ehl-i Sünnet'in bu inancı sonraki ayetin (Nisa 43) nüzul sebebi nedeniyledir. Bahse konu ayetten sonra nazil olan Nisa suresindeki ayetin nüzul sebebi, Bakara suresi 219. ayetin nüzulüne rağmen bazı sahabelerin hâlâ içki içtiğini göstermektedir. Nitekim yeni bir olay meydana gelmiş ve içki hakkında başka bir ayet nazil olmuştur. Sonuç itibariyle Bakara suresindeki ayet haram kılma hükmünü taşımıyordu.
Şia'nın görüşüne göre ise sahabenin ismet sıfatı yoktur. Öyleyse onların bu ayetin nüzulünden sonra da içki içmesi bu ayet-i kerimeden haramlığın çıkarılmamasına gerekçe oluşturamaz. Şeyh Tûsî, sadece “وَإِثْمُهُمَآ أَكْبَرُ مِن نَّفْعِهِمَا” cümlesine dikkat çekerek şöyle der:
“Şu halde o ikisinin haram olduğu tespit edilmiş demektir.” (1387: 7/57).
Şii fakihlerin çoğunluğu, içkinin haram kılınmasının Kur'an'daki dayanağı olarak bu ayete değinmiştir. (İbn İdris Hıllî, 1410: 3/472; Allame Hıllî, tarihsiz: 2/226; Fahru'l-Muhakkikin Hıllî, 1387: 4/511; Fâzıl Mikdad, 1404: 4/367; İbn Fehd Hıllî, 1407: 5/76; Mukaddes Erdebilî, tarihsiz: 629).